Siz nasıl algılarsanız algılayın artik

Ekleyen babaeren | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 20-01-2012

0

İstanbul Türk şehridir diyen halt etmiş. İstanbul işgal edilmiş, sokaklarda binlerce ermeni, kürt v.s olduğunu iddia edenler Türkiye Cumhuriyetine ve Türk milletine hakaret ederek İstanbul sokaklarında boy göstermişlerdir.

Katil devlet hesap verecekmiş bak sen şu slogana devlet derken sen kimi kast ediyorsun uzaylılarımı kast ediyorsun yoksa devlet üzerinden Türk milletinimi kast ediyorsun.. .Bir devlet katilse o devlette bulunan o devleti devlet yapan insanlarda melek değildir.

İşin özeti devlet=millet.Yani bunların gözünde ermeni ve kürt olmayanlar katil..İstanbul işgal edilmiş bir durumdadır.Onlarca askerin şehit edilmesinde sesliğe bürünen bir şehirde bir ermeni öldüğünde sokaklar meydanlar dolup taşıyorsa Türk devletine ve milletine hakaret ediliyorsa bunun adi işgaldir.Siz nasıl algılarsanız algılayın artik.İster demokrasi deyin ister özgürlük istersinizde hak.. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

‘AMAC’ Her zaman ırk ayrımı yapmadan olmalıdır.

Ekleyen Bahtiyar | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 23-12-2011

2

Merhaba

İlk kez bir sitede düşüncelerimi yazıya dökerek farklı görüşülü kişilerle yada aynı görüşlü kişilerle paylaşmak gercekten güzel bir şey.İlk yazımı site içindeki bir takım materyallerdeki acıklamalara değinmek için yazamak istiyorum.

Amac bölümündeki  yazıda sürekli Türklüğün üstünde durulmuş hep türk genci….diye hep Türklük öne sürülmüş.Burdaki ‘Türk yerine Türkiye Genci denilmesi daha mantıklı olmaz mıydı? Çünkü Türkiye sınırları içerisinde Türk de Kürdü de Lazı da vardır.Herkez düşüncelerini özgürce dile getırecekse amac bölümündeki bu yanlıslık düzeltılmelidir.Bu siteye giren kürt yada lazı amac bölümünü okuduktan sonra düşüncelerini söylemekten cekinebilir.Bu sitede asıl amac herkez istediği konu hakkında dusuncelerını yazacaksa bu amac bölümündeki yazı değiştirilmelidir.Amac bölümünde türklük üzerinde bu kadar durulmasını ve bu konunun tekrar düzenlenmesını canı gonulden istiyorum. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Bahar

Ekleyen babaeren | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 22-12-2011

0

Uzun zaman oldu neredeyse birkaç kelime satır yazı yazmayalı…
Yazmak istiyorum ama elim ne kaleme nede klavyeye gidiyor.Oturuyorum düşünüyorum kendi kafamda yorum yapıp çizip yazıp oturuyorum.. 

Yol uzun yol kısa kimimize ama ne var ki hayatın sonu hepimiz için aynı..Kendimizi o kadar yıpratıyoruz ki bunun farkına çok uzun zaman sonra varıyoruz..

Düşünce denizinde kaybolmaya yüz tutarken bir can simidi denizin üstünde tutunmayı sağlıyor..Her şey öyle hızlı gelişip gidiyor ki ne geleni ne gideni nede geleceğe yönelik bir şey yapılabiliyor.. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Atanamayan Öğretmenler ve Kazanamayan Öğrenciler

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Siyaset | Eklenme Tarihi 21-12-2011

0

Ülkemizin kanayan yarası haline gelen atanamayan öğretmenler ve kazanamayan öğrenciler. Binlerce öğretmen olmuş ancak atanamayan öğretmen varken okullarımızda öğretmen yokluğundan dolayı dersler boş geçiyor.. Milli Eğitim Bakanlığı sözün tam anlamıyla cinlik yapıyor. Öğretmenlere yapılan yatırımları boş görüyorlar herhalde.

Milli Eğitim Bakanımızı buyrun bir tanıyalım.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Kimdir ?

1956 yılı Karaman’da doğumludur. İlköğretim, orta ve lise eğitimini Karaman’da tamamlamıştır.

1974-75 öğretim yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesini kazandı ve bu fakültenin “İşletme Yönetimi ve Politikası” bölümünden 1978 yılında mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde 1980 yılında “Personel Yönetimi ve Endüstriyel İlişkiler” yüksek lisans programını, 1984 yılında “Örgütsel Davranış’ alanında doktorasını tamamladı.

Bu arada, 1980 yılında. Marmara Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde asistan olarak göreve başladı. Doktora çalışmalarının tamamlanmasından sonra, 1985 yılında Yardımcı Doçentliğe atandı. Aynı fakültenin Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında, 1985 yılında Doçent, 1994 yılında Profesör oldu. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Hamdullah Suphi Tanrıöver Kimdir ?

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Edebiyat, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi 21-12-2011

1

Daha çok mütareke döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı şair ve yazar. 1885 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat döneminin tanınmış bilim ve devlet adamlarından Apdülladif Suphi Paşanın oğluydu. Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. Ayasofya Rüştiyesinde Hitabet ve Fransızca, Darülfünün-ı Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) Türk İslam Sanatı dersleri okuttu. 1920′de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisine Antalya Milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcra Vekilleri Heyetinde Maarif Vekilliğine getirildi.

Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Ermeni Yasası Fransa Meclisinden Geçti (!)

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Dünya, Siyaset | Eklenme Tarihi 21-12-2011

1

 

Ermeni Meselesi

Son günlerde herkesin ağzında bir Fransa’dır gidiyor. Sözde Ermeni Soykırımı yaptığımızı kabul etmeyenleri para ve hapis cezasıyla cezalandıracaklarmış. Yahu bu bir kere demokrasinin, özgürlüğün tanımına aykırı. Böyle bir yasanın geçmesi bize ne kaybettirir bilmiyorum ama Fransa için düşünceye vurulmuş ağır bir darbe olacaktır.

Sürekli bizleri eleştiren fransızlar acaba bu yasayı kabul ederlerse ne diyecekler.. Bu işin fransa boyutundan çok  Türkiye boyutunu tartışmak lazım.

İktidar sürekli Türkiye’nin sözü geçer bir ülke haline geldiği, güçlendiği noktasında açıklamalar yapıyor. Ancak malesef söylenen sözler ile yaşadıklarımızın birbirinden zıt olduğunu görmek çok zor olmasa gerek. Avrupa’da sözümüzün geçtiğini söylemek ne kadar mümkün ? Hadi Avrupa’yı geçelim kendi bölgemiz olarak gördüğümüz Ortadoğu’da sözümüz ne kadar geçiyor ? Ortadoğu’da ne kadar yaptırım gücümüz var. Komşu devletlerle sıfır sorun politikası ters tepmiş durumda bütün komşularımızla müthiş sorunlar yaşıyoruz.  Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Ne olursa olsun asıl olan yıllara rağmen eskimeyen gözlerdeki o siluettir.

Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 21-12-2011

0

Sevdikçe sevesim geldi, hep sevdim, her an, her gün. Günler geçti yine sevdim, ama hayatımın korkusuydu bu aşkın sonu. Bu kadar sevmenin bir mutsuzluğu olacaktı elbette. Sevdim sevdim sevdim… Ve beklediğim o son geldi. Geçen günlerin anlamını yitireceğini söyleyenler vardı, hep gördüm, hep dinledim sessizce onları. Ancak bilmiyorlardı. Sessizliğimin onları önemsemediğimden değil, çok sevdiğimden olduğunu. Ne o anlamını yitirdi, ne de gözümün önündeki silueti. Bütün çizgileri hala ilk gördüğüm günkü gibi canlı ve gözlerindeki parıltı hep aynıydı. Ben miydim onun o güzelliğini bunca abartan yoksa abartılı mıydı hakikat. O benim hakikatimdi. Evet evet öyleydi. Gözlerimin gördüğü tek hakikat. Hayatımın olur verdiğini sandığım sevdiğim, kıymetlim. Ama bazen insan yalnızlığı, mutsuzluğu da tadıyormuş illaki. İllaki ta baştan düşünüyormuş mutsuzluğu, ta en baştan korkuyormuş kaybetmekten. Ben de öyle kaybettim sevdiğimi. Hep korktum hiç belli etmedim ona ama hep en büyük korkumdu. Elbette herkes gibi sizde kimse vazgeçilmez değildir ve aşk koca bir yalandır diyeceksiniz. Hatta bu yazıyı okuyanlar. Aşkı bilimsel olarak bile açıklayacaklar kendilerince. Ama ben biliyorum ki, herkesin hissettiği aşk, hakikatidir. Aşk insanların anlam vermekten korktukları hakikatleridir. Sevdiğini söylemekten korktukları, gerçeklerden hep kaçtıkları ve kaçtıkça yakasını bırakmayandır. Öyleyse aşk gerçektir. Soyuttur bazense somuttur. Ne olursa olsun asıl olan yıllara rağmen eskimeyen gözlerdeki o siluettir. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Edebiyat, Eğitim, Genel, Tanıtım, Tarih | Eklenme Tarihi 09-12-2011

2

” Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak konulu kompozisyon yarısması için yazdığım yazı”

Mehmet Akif Ersoy edebiyatımızın en büyük şairlerindendir.İstiklal Marşımızı yazmıştır.İyi bir Müslümandır vb vb. Kime Mehmet Akif ‘i sorsak bize aynen bunları söyler ve Mehmet Akif’i çok iyi tanıdığını zanneder.Bu tip insanlardan Mehmet Akif’i anlamasını beklemek mümkün değildir.

Mehmet Akif’i anlamak sadece hayatını öğrenip ‘’İstiklal Marşı’’nı ezberlemek veya ‘’aşırı dinci’’ olmak değildir. Zaten Mehmet Akif’te  ‘’aşırı dinci’’ değildir. Buradaki ‘’aşırı dinci’’ tabiri ile Mehmet Akif’inde hiç sevmediği ; İslam’ı iyi bildiğini zannedip, Hurafeler uyduran ‘’yobaz’’lar kastedilmektedir. Evet Mehmet Akif dinine bağlı  Müslümandı ama  ibadetlerini Kuran’ın ışığında yapıyordu. Bu yobazların sözlerine inanmıyordu. Zaten inansaydı Atatürk’ün yanında olur muydu? Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Aşka Birde Buradan Bakın

Ekleyen BurakYildiz | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 30-11-2011

0

Ask derler..Ask. ismi ne kadar güzel geliyor insana ask..Önce cok tatlı gelir,pesinden kosmak zevkli gelir,sonra karsılık alamayınca biraz sinirlenirsin..sonra hissetmeden baglanırsın ona,hiç hissetmeden.Belki o senin icinde yer etmistir ama sen bir hiçsindir onun icin..Seversin,seversin ve seversin.En sonunda nefret edersin ondan..İcini acıtmıstır cünkü,hic senin olmamıstır.Unutursun belki,yada unuttugunu sanarsın,baskalarını bulursun ama o hep ordadır,Sol tarafında..Üzülürsün,aglarsın,yanarsın fayda yoktur..Cünkü o seni hicbir zaman sevmemistir,hicbir zaman.Belki senide biri sevecek ileride,ama sen hep ordasın,ondasın..Seni seven kişide aynı duyguları tasıyacak,oda yanacak.Sen ona yanacaksın,o baskasına..Sonucta yanacaksın arkadas. Ask bir bakıma yanmaktır…tatlı tatlı yanmak..

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Servet-i Fünun Edebiyatı (Edebiyat-Cedide)

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Edebiyat, Eğitim | Eklenme Tarihi 22-11-2011

0

Servet-i Fünun fenlerin zenginliği anlamına gelen Servet-i fünun dergisi etrafında 1896′da Recaizade Mahmut Ekrem’in önderliğinde toplanan genç sanatçıların oluşturduğu bir edebiyat topluluğudur.Bu edebiyata ”Salon Edebiyatı” da Denmiştir. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Dışarısı kış, içerisi yaz!

Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Kadın - Aile, Yaşam | Eklenme Tarihi 22-11-2011

0

Ev nedir? Dört tane duvarın bir tane çatının altında iki çekyat bir televizyon mudur?

Kimine göre evet, bana göre hayır.

Ev nedir? Geceden geceye gelip yatağına girip yatıp uyumak mıdır?

Kimine göre evet, bana göre hayır.

Bence evi ev yapan siz işten, okuldan gelirken veya yemekten önce ekmek almaya çıkmışsındır. Taa apartmanın kapısından girip merdivenleri adım adım çıkarken, burnuna buram buram kokan yemek kokusudur. Ne yemeği olduğunun hiç önemi yoktur. Eve girersiniz ve dışarısı kıştır. Ama evin içi mevsim yazda olsa kışta olsa hep bahardır, hep yazdır. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Bedelli Askerlik – Bedelsiz Askerlik

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Siyaset, Yaşam | Eklenme Tarihi 19-11-2011

0

Son zamanlarda ülke gündemini meşgul eden bir konu hakkında bir kaç şey söylemek istiyorum. Çünkü içinde bulunduğumuz ortamın suyu çıkmış bulunmakta.  Öncelikle bu bedelli askerlik konusuna tamamen karşı çıkanlardanım. Bizler Türk Milleti olarak köklü bir tarihe sahip olmamızın ve geçmişimize bağlı olmamız nedeniyle askerliğe farklı bir gözle bakarız.

Saf bir Türk Çocuğu askerliği “Vatan Borcu” olarak görmekte ve bu görevini yerine getirmek için sabırsızlanmaktadır.  Ancak büyük şehirlerde “Batı Özentisi” olarak yetişmiş gençlerimiz bu görevden kaçmak için farklı yollara başvurmaktalar. Üstelik bunu yaparken kendilerine göre bir takım bahaneler bulup askerden kaçmayı sanki bir başarıymış gibi aktarmaktadırlar. Türkler eskiden askerden kaçanı adam yerine koymazlardı. Eskiden diyorsak öyle 100- 200 sene önceden bahsetmiyorum 10-15 yıl önceden bahsediyorum. Mesela askerliğini yapmamış adama kız bile vermezlerdi bu ülkede. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Gece ve Gündüz

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Edebiyat | Eklenme Tarihi 19-11-2011

0

Gün teslim etti kendini geceye usulca
Gökyüzü sis rengi gelinliğini giydi…
Her yerde ıssızlık ,her yerde aldanış!
Ve
Bu aldanışın bıraktığı acı bir yakarış…

Gece ürkek bir ceylan gibi sessiz ,tenha
Ruhlar ki can çekişmekte
Acıların,pişmanlıkların,keşkelerin,yalanların sancılarında
Ben’ini bulamamış benlikler sendelemekte bir sandal gibi
Örter mi dersin gece bütün hüzünleri ?
Kalbimizi ören ince duvarlar yıkılır mı dersin?  Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

HOŞ OLSUN BAYRAMINIZ…

Ekleyen umityildirim | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi 18-11-2011

0

BAYRAMINIZ HOŞ OLSUN

Sevdiklerimizi, dostlarımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı, unuttuklarımızı belki bir nebze de olsa hatırlatan hal-hatır sorduran anlardır bayramlar.

Bayramı bayram yapan birliktelik beraberlik ve çoklukta tekliktir. Bugün belkide en büyük bayram, midesine hala bir lokma girmeyen kimsesizlerin, muhtaçların, gönlü tok ama karnı aç olanların bayramıdır.

“Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir” diyen bir peygamberin ümmetinin evlatlarıyız biz. Kim bilir belki bu bayram muhtaç olanlar doyarsa bizimde gönlümüz doyar da bizde “onlardan” oluruz. Nice nefisler vardır uğruna kurban edilesi. Hz. İsmail değiliz ki yerimize koç gönderilsin…

GÖNLÜNÜZ HOŞ OLSUN KURBAN BAYRAMINIZ KABUL, MAKBUL VE  MÜBAREK OLSUN…

(Ümit Yıldırım)

 

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

10 Kasım

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Araştırmalar, Eğitim, Genel, Siyaset, Tanıtım, Tarih | Eklenme Tarihi 18-11-2011

0

Bugun 10 Kasım

 

ATAM’ın ebediyete kavuştugu gün.

 

Ölümünün üstünden 73 yıl geçmesine rağmen bazı zihniyetlerin hâlâ onun liderlik zekasını ve büyüklügünü kabul etmemesi bu yazıyı yazmamın sebebi.

 

Neymiş efendim ATATÜRK içki içiyormuş.İçer kardeşim sanane.Madem o kadar dinine baglısın ; milletin karısının kızının orasına burasına bakıyorsun birşey olmuyor ATATÜRK içki içiyormuş diye ona ‘’kafir’’ diyorsun. Yazinin Devamini Oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF