Ekleyen Bahtiyar | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 23-12-2011
2
Merhaba
İlk kez bir sitede düşüncelerimi yazıya dökerek farklı görüşülü kişilerle yada aynı görüşlü kişilerle paylaşmak gercekten güzel bir şey.İlk yazımı site içindeki bir takım materyallerdeki acıklamalara değinmek için yazamak istiyorum.
Amac bölümündeki yazıda sürekli Türklüğün üstünde durulmuş hep türk genci….diye hep Türklük öne sürülmüş.Burdaki ‘Türk yerine Türkiye Genci denilmesi daha mantıklı olmaz mıydı? Çünkü Türkiye sınırları içerisinde Türk de Kürdü de Lazı da vardır.Herkez düşüncelerini özgürce dile getırecekse amac bölümündeki bu yanlıslık düzeltılmelidir.Bu siteye giren kürt yada lazı amac bölümünü okuduktan sonra düşüncelerini söylemekten cekinebilir.Bu sitede asıl amac herkez istediği konu hakkında dusuncelerını yazacaksa bu amac bölümündeki yazı değiştirilmelidir.Amac bölümünde türklük üzerinde bu kadar durulmasını ve bu konunun tekrar düzenlenmesını canı gonulden istiyorum. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen babaeren | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 22-12-2011
0
Uzun zaman oldu neredeyse birkaç kelime satır yazı yazmayalı…
Yazmak istiyorum ama elim ne kaleme nede klavyeye gidiyor.Oturuyorum düşünüyorum kendi kafamda yorum yapıp çizip yazıp oturuyorum..
Yol uzun yol kısa kimimize ama ne var ki hayatın sonu hepimiz için aynı..Kendimizi o kadar yıpratıyoruz ki bunun farkına çok uzun zaman sonra varıyoruz..
Düşünce denizinde kaybolmaya yüz tutarken bir can simidi denizin üstünde tutunmayı sağlıyor..Her şey öyle hızlı gelişip gidiyor ki ne geleni ne gideni nede geleceğe yönelik bir şey yapılabiliyor.. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
0
Ülkemizin kanayan yarası haline gelen atanamayan öğretmenler ve kazanamayan öğrenciler. Binlerce öğretmen olmuş ancak atanamayan öğretmen varken okullarımızda öğretmen yokluğundan dolayı dersler boş geçiyor.. Milli Eğitim Bakanlığı sözün tam anlamıyla cinlik yapıyor. Öğretmenlere yapılan yatırımları boş görüyorlar herhalde.
Milli Eğitim Bakanımızı buyrun bir tanıyalım.
Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Kimdir ?
1956 yılı Karaman’da doğumludur. İlköğretim, orta ve lise eğitimini Karaman’da tamamlamıştır.
1974-75 öğretim yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesini kazandı ve bu fakültenin “İşletme Yönetimi ve Politikası” bölümünden 1978 yılında mezun oldu.
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde 1980 yılında “Personel Yönetimi ve Endüstriyel İlişkiler” yüksek lisans programını, 1984 yılında “Örgütsel Davranış’ alanında doktorasını tamamladı.
Bu arada, 1980 yılında. Marmara Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde asistan olarak göreve başladı. Doktora çalışmalarının tamamlanmasından sonra, 1985 yılında Yardımcı Doçentliğe atandı. Aynı fakültenin Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında, 1985 yılında Doçent, 1994 yılında Profesör oldu. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Edebiyat, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
1
Daha çok mütareke döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı şair ve yazar. 1885 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat döneminin tanınmış bilim ve devlet adamlarından Apdülladif Suphi Paşanın oğluydu. Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. Ayasofya Rüştiyesinde Hitabet ve Fransızca, Darülfünün-ı Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) Türk İslam Sanatı dersleri okuttu. 1920′de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisine Antalya Milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcra Vekilleri Heyetinde Maarif Vekilliğine getirildi.
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Dünya, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
1

Ermeni Meselesi
Son günlerde herkesin ağzında bir Fransa’dır gidiyor. Sözde Ermeni Soykırımı yaptığımızı kabul etmeyenleri para ve hapis cezasıyla cezalandıracaklarmış. Yahu bu bir kere demokrasinin, özgürlüğün tanımına aykırı. Böyle bir yasanın geçmesi bize ne kaybettirir bilmiyorum ama Fransa için düşünceye vurulmuş ağır bir darbe olacaktır.
Sürekli bizleri eleştiren fransızlar acaba bu yasayı kabul ederlerse ne diyecekler.. Bu işin fransa boyutundan çok Türkiye boyutunu tartışmak lazım.
İktidar sürekli Türkiye’nin sözü geçer bir ülke haline geldiği, güçlendiği noktasında açıklamalar yapıyor. Ancak malesef söylenen sözler ile yaşadıklarımızın birbirinden zıt olduğunu görmek çok zor olmasa gerek. Avrupa’da sözümüzün geçtiğini söylemek ne kadar mümkün ? Hadi Avrupa’yı geçelim kendi bölgemiz olarak gördüğümüz Ortadoğu’da sözümüz ne kadar geçiyor ? Ortadoğu’da ne kadar yaptırım gücümüz var. Komşu devletlerle sıfır sorun politikası ters tepmiş durumda bütün komşularımızla müthiş sorunlar yaşıyoruz. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
0
Sevdikçe sevesim geldi, hep sevdim, her an, her gün. Günler geçti yine sevdim, ama hayatımın korkusuydu bu aşkın sonu. Bu kadar sevmenin bir mutsuzluğu olacaktı elbette. Sevdim sevdim sevdim… Ve beklediğim o son geldi. Geçen günlerin anlamını yitireceğini söyleyenler vardı, hep gördüm, hep dinledim sessizce onları. Ancak bilmiyorlardı. Sessizliğimin onları önemsemediğimden değil, çok sevdiğimden olduğunu. Ne o anlamını yitirdi, ne de gözümün önündeki silueti. Bütün çizgileri hala ilk gördüğüm günkü gibi canlı ve gözlerindeki parıltı hep aynıydı. Ben miydim onun o güzelliğini bunca abartan yoksa abartılı mıydı hakikat. O benim hakikatimdi. Evet evet öyleydi. Gözlerimin gördüğü tek hakikat. Hayatımın olur verdiğini sandığım sevdiğim, kıymetlim. Ama bazen insan yalnızlığı, mutsuzluğu da tadıyormuş illaki. İllaki ta baştan düşünüyormuş mutsuzluğu, ta en baştan korkuyormuş kaybetmekten. Ben de öyle kaybettim sevdiğimi. Hep korktum hiç belli etmedim ona ama hep en büyük korkumdu. Elbette herkes gibi sizde kimse vazgeçilmez değildir ve aşk koca bir yalandır diyeceksiniz. Hatta bu yazıyı okuyanlar. Aşkı bilimsel olarak bile açıklayacaklar kendilerince. Ama ben biliyorum ki, herkesin hissettiği aşk, hakikatidir. Aşk insanların anlam vermekten korktukları hakikatleridir. Sevdiğini söylemekten korktukları, gerçeklerden hep kaçtıkları ve kaçtıkça yakasını bırakmayandır. Öyleyse aşk gerçektir. Soyuttur bazense somuttur. Ne olursa olsun asıl olan yıllara rağmen eskimeyen gözlerdeki o siluettir. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Edebiyat, Eğitim, Genel, Tanıtım, Tarih | Eklenme Tarihi : 09-12-2011
2
” Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak konulu kompozisyon yarısması için yazdığım yazı”
Mehmet Akif Ersoy edebiyatımızın en büyük şairlerindendir.İstiklal Marşımızı yazmıştır.İyi bir Müslümandır vb vb. Kime Mehmet Akif ‘i sorsak bize aynen bunları söyler ve Mehmet Akif’i çok iyi tanıdığını zanneder.Bu tip insanlardan Mehmet Akif’i anlamasını beklemek mümkün değildir.
Mehmet Akif’i anlamak sadece hayatını öğrenip ‘’İstiklal Marşı’’nı ezberlemek veya ‘’aşırı dinci’’ olmak değildir. Zaten Mehmet Akif’te ‘’aşırı dinci’’ değildir. Buradaki ‘’aşırı dinci’’ tabiri ile Mehmet Akif’inde hiç sevmediği ; İslam’ı iyi bildiğini zannedip, Hurafeler uyduran ‘’yobaz’’lar kastedilmektedir. Evet Mehmet Akif dinine bağlı Müslümandı ama ibadetlerini Kuran’ın ışığında yapıyordu. Bu yobazların sözlerine inanmıyordu. Zaten inansaydı Atatürk’ün yanında olur muydu? Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>