Atanamayan Öğretmenler ve Kazanamayan Öğrenciler

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2011

0

Ülkemizin kanayan yarası haline gelen atanamayan öğretmenler ve kazanamayan öğrenciler. Binlerce öğretmen olmuş ancak atanamayan öğretmen varken okullarımızda öğretmen yokluğundan dolayı dersler boş geçiyor.. Milli Eğitim Bakanlığı sözün tam anlamıyla cinlik yapıyor. Öğretmenlere yapılan yatırımları boş görüyorlar herhalde.

Milli Eğitim Bakanımızı buyrun bir tanıyalım.

Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer Kimdir ?

1956 yılı Karaman’da doğumludur. İlköğretim, orta ve lise eğitimini Karaman’da tamamlamıştır.

1974-75 öğretim yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi İşletme Fakültesini kazandı ve bu fakültenin “İşletme Yönetimi ve Politikası” bölümünden 1978 yılında mezun oldu.

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesinde 1980 yılında “Personel Yönetimi ve Endüstriyel İlişkiler” yüksek lisans programını, 1984 yılında “Örgütsel Davranış’ alanında doktorasını tamamladı.

Bu arada, 1980 yılında. Marmara Üniversitesi İktisadi ve idari Bilimler Fakültesinde asistan olarak göreve başladı. Doktora çalışmalarının tamamlanmasından sonra, 1985 yılında Yardımcı Doçentliğe atandı. Aynı fakültenin Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında, 1985 yılında Doçent, 1994 yılında Profesör oldu. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Hamdullah Suphi Tanrıöver Kimdir ?

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Edebiyat, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 21-12-2011

1

Daha çok mütareke döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı şair ve yazar. 1885 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat döneminin tanınmış bilim ve devlet adamlarından Apdülladif Suphi Paşanın oğluydu. Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. Ayasofya Rüştiyesinde Hitabet ve Fransızca, Darülfünün-ı Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) Türk İslam Sanatı dersleri okuttu. 1920′de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisine Antalya Milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcra Vekilleri Heyetinde Maarif Vekilliğine getirildi.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Ermeni Yasası Fransa Meclisinden Geçti (!)

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Dünya, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2011

1

 

Ermeni Meselesi

Son günlerde herkesin ağzında bir Fransa’dır gidiyor. Sözde Ermeni Soykırımı yaptığımızı kabul etmeyenleri para ve hapis cezasıyla cezalandıracaklarmış. Yahu bu bir kere demokrasinin, özgürlüğün tanımına aykırı. Böyle bir yasanın geçmesi bize ne kaybettirir bilmiyorum ama Fransa için düşünceye vurulmuş ağır bir darbe olacaktır.

Sürekli bizleri eleştiren fransızlar acaba bu yasayı kabul ederlerse ne diyecekler.. Bu işin fransa boyutundan çok  Türkiye boyutunu tartışmak lazım.

İktidar sürekli Türkiye’nin sözü geçer bir ülke haline geldiği, güçlendiği noktasında açıklamalar yapıyor. Ancak malesef söylenen sözler ile yaşadıklarımızın birbirinden zıt olduğunu görmek çok zor olmasa gerek. Avrupa’da sözümüzün geçtiğini söylemek ne kadar mümkün ? Hadi Avrupa’yı geçelim kendi bölgemiz olarak gördüğümüz Ortadoğu’da sözümüz ne kadar geçiyor ? Ortadoğu’da ne kadar yaptırım gücümüz var. Komşu devletlerle sıfır sorun politikası ters tepmiş durumda bütün komşularımızla müthiş sorunlar yaşıyoruz.  Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Ne olursa olsun asıl olan yıllara rağmen eskimeyen gözlerdeki o siluettir.

Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 21-12-2011

0

Sevdikçe sevesim geldi, hep sevdim, her an, her gün. Günler geçti yine sevdim, ama hayatımın korkusuydu bu aşkın sonu. Bu kadar sevmenin bir mutsuzluğu olacaktı elbette. Sevdim sevdim sevdim… Ve beklediğim o son geldi. Geçen günlerin anlamını yitireceğini söyleyenler vardı, hep gördüm, hep dinledim sessizce onları. Ancak bilmiyorlardı. Sessizliğimin onları önemsemediğimden değil, çok sevdiğimden olduğunu. Ne o anlamını yitirdi, ne de gözümün önündeki silueti. Bütün çizgileri hala ilk gördüğüm günkü gibi canlı ve gözlerindeki parıltı hep aynıydı. Ben miydim onun o güzelliğini bunca abartan yoksa abartılı mıydı hakikat. O benim hakikatimdi. Evet evet öyleydi. Gözlerimin gördüğü tek hakikat. Hayatımın olur verdiğini sandığım sevdiğim, kıymetlim. Ama bazen insan yalnızlığı, mutsuzluğu da tadıyormuş illaki. İllaki ta baştan düşünüyormuş mutsuzluğu, ta en baştan korkuyormuş kaybetmekten. Ben de öyle kaybettim sevdiğimi. Hep korktum hiç belli etmedim ona ama hep en büyük korkumdu. Elbette herkes gibi sizde kimse vazgeçilmez değildir ve aşk koca bir yalandır diyeceksiniz. Hatta bu yazıyı okuyanlar. Aşkı bilimsel olarak bile açıklayacaklar kendilerince. Ama ben biliyorum ki, herkesin hissettiği aşk, hakikatidir. Aşk insanların anlam vermekten korktukları hakikatleridir. Sevdiğini söylemekten korktukları, gerçeklerden hep kaçtıkları ve kaçtıkça yakasını bırakmayandır. Öyleyse aşk gerçektir. Soyuttur bazense somuttur. Ne olursa olsun asıl olan yıllara rağmen eskimeyen gözlerdeki o siluettir. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF