'Ben Aslında'

Sorsak hepimiz bir yerlerde mutlak suretle yanlış anlaşıldık. Dinlenilmedik. Anlaşılmadık. Hep bir ‘belki’miz oldu. Hep yarım kalmış cümlelere sahip bırakıldık. Oysa konuşmaya o kadar da meraklı mıydık? Hiç vicdanımızla bunu tartışmadık. Tartışmak bir kenara dursun, O bize bunları söylemesin diye kendimizle bile konuşmadık.
Bir fırsat verilse bizlere, ‘ben aslında’ diye başlayabilsek cümlelere kim bilir ne taşlar dökülecek yamalı eteklerimizden. Bir ağlayan duvar olsa içimizde ve ona, duyduklarını anlatması için bir şans verilse kim bilir nasıl yıkılacak taşıyamadığı sırların engin selleriyle. Yahut gemi olma imkanımız olsaydı da kalabilseydik yalnızlığımızla baş başa, korkusuzca, yüreklice, kendimizle konuşamadığımız, ertelediğimiz, sonralara bıraktığımız her ne varsa, bir limana sığınıp

açabilseydik ona yüreğimizi. Bizi dinginleştirmesi isteye bilseydik? Fırtınalı yollardan geldim, biraz huzurunda dinleneyim diyebilseydik ?

Olmasaydı ‘ben aslında’larımız ? Biz geç kalmış olmasaydık söylenecek ve ya duyulacak sözlere ? Şimdi gökyüzünde hür bir kuş olmak için çırpınma gibi gayemiz olmazdı belki. Yüreklerimizde yarım bırakılmazdık oysa. Yeryüzünde daha hür olurduk kıskandığımız kuşların gökyüzündeki hürlüklerinden. Mahkumu olmazdık pişmanlıklarımızın.

Evet. Biz Aslında…

Tuğçe Serin.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>