Buruk Bir Duygudur Özlemek

Özlüyorum be adam. Asfaltı ve kaldırımları olan, sağında solunda kocaman, yüksek, rengi solmuş -belki mutsuzluktan- binalı yolları özlüyorum. fonda Neşet Ertaş yakıyor türküsünü. o Leyla’sına hasret, ben ise tanımadığım kalabalıkları özlüyorum. Kimseye ait olmadan, herkesin olmayı özlüyorum.
Bir ses var içimde susturulmaz haykırışları: ”Al ceketini çık git” diyor.
Küfredercesine cevap veriyorum içimde konuşan kadına: Avucumda ”haysiyet” var. Onun savaşını kazanmadan Çekip gitmemi mi bekliyorsun benden, pes mi edeyim?
Böyleyken böyle ben içimde savaşıyorum. Belki bir gün bu günlerimi özleyeceğim hatta bir parça pişman bile olacağım. Ama belki işte.
Hem hangi geçmiş günlerini özlemiyor ki insan.
Sokaktaki seyyar satıcıyı,
Umutsuz, fiyakalı, ışıklı vitrin camlarını.
Gürültüyü,
Kitapçıyı, sinema kapılarını,
Sakaryayı

Özlüyor insan ait olmadığı yerde, sahip olduğu günleri.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>