Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Edebiyat, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
1
Daha çok mütareke döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı şair ve yazar. 1885 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat döneminin tanınmış bilim ve devlet adamlarından Apdülladif Suphi Paşanın oğluydu. Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. Ayasofya Rüştiyesinde Hitabet ve Fransızca, Darülfünün-ı Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) Türk İslam Sanatı dersleri okuttu. 1920′de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisine Antalya Milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcra Vekilleri Heyetinde Maarif Vekilliğine getirildi.
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Bugun 10 Kasım
ATAM’ın ebediyete kavuştugu gün.
Ölümünün üstünden 73 yıl geçmesine rağmen bazı zihniyetlerin hâlâ onun liderlik zekasını ve büyüklügünü kabul etmemesi bu yazıyı yazmamın sebebi.
Neymiş efendim ATATÜRK içki içiyormuş.İçer kardeşim sanane.Madem o kadar dinine baglısın ; milletin karısının kızının orasına burasına bakıyorsun birşey olmuyor ATATÜRK içki içiyormuş diye ona ‘’kafir’’ diyorsun. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Azer Erdağ | Kategorisi Anı - Hatıra, Araştırmalar | Eklenme Tarihi : 14-08-2011
0
Mustafa Pehlivanoğlu, 12 Eylül darbesinden sonra idam edilen ilk ülkücüdür.
Balgat’ta 10 Ağustos 1978 gecesi mahalledeki 5 kahvehane kimliği belirsiz

kişilerce tabancalarla tarandı, 5 kişi yaşamını yitirdi. Tarihe ‘Balgat katliamı’ olarak geçen bu olayda, sol görüşlülere ait üç kahvehanede 3, ülkücülere a
it iki kahvehanede de 2 kişi yaşamını yitirdi. Olaydan sonra operasyona başlayan polis, 3 kilometre uzakta, ülkücülerin yoğun olarak oturduğu Karapınar Mahallesi’ne baskın düzenledi ve bir grup genci gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar arasında 22 yaşındaki Mustafa Pehlivanoğlu da vardı.
12 Eylül 1980 askerî darbesinden önce yapılan yargılama sonunda idam cezasına çarptırılmıştı. 2 yıl kadar hapis yatan Mustafa Pehlivanoğlu ile aynı davadan yargılanan İsa Armağan, yatmakta oldukları ve çok sıkı korunan Mamak Askerî Cezaevi’nden kaçtılar. Planları yurtdışına kaçmaktı. Ancak aynı günlerde 12 Eylül darbesi yapıldı, sıkıyönetim ilan edildi. Mustafa Pehlivanoğlu ile İsa armağan, 18 Ağustos 1980′de Kütahya’da saklandıkları bağ evinde yakalanarak tekrar cezaevine kondular. 7 Ekim 1980 tarihinde idamı onaylanan Mustafa Pehlivanoğlu, 7 Ekim’i 8 Ekim’e bağlayan gece
yarısından sonra, solcu militan Necdet Adalı’dan birkaç saat sonra, Mamak Cezaevi’nde asıldı. Pehlivanoğlu, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’na gömüldü. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Sevgili Okurlar,
Yazı nın başlığında olduğu gibi bu yazı da eğitilmeyen çocukların nasıl elimizden nasıl kaydığını, gelecek Nesillerimizin nasıl kaybolduğunu ve neyden etkilediğini elimden geldikçe izah etmeye çalışacağım.
Önceki nesillerde daha çok Anne-Baba nın davranışları ve tutumları Çocukları etkiliyordu.
Anne ve Baba nın istediği yönde gidiyordu Çocuk ve onlara göre eğitiliyordu. Ancak bu gelenek son nesillerde bozulup sözde ‘modern çağ’a ayak uydurarak dahada özgürleşti.
Bu “özgürleşme” hareketinden sonra peki Çocuklar gerçekten özgür bırakıldığında özgürce gelişebiliyormuydu? Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Nasıl Yapılır, Nedir | Eklenme Tarihi : 25-07-2011
0
Bir geminin hesap ve yapımı bugünkü mühendisliğin en büyük zaferlerinden biridir. On binlerce tonilâtoluk dev bir tekneyi deniz gibi bir sıvı üzerinde dengede tutabilmek ve büyük bir hızla yüzdürebilme problemi,tekniğin gerçekten en önemli başarılarından sayılır.
Yüzyıl önce, kendi gücüyle Atlas Okyanusu ‘ nu aşabilecek bir teknenin yapılabilmesi imkansız gibi görünürdü. Hele 18′inci yüzyıl başlarında yaşayanlar günümüzün büyük gemileriyle onların dev makinelerini görseler şaşarlardı.
Orta büyüklükte bir geminin yapılmasında bugün yüzlerce işçi çalışmaktadır. Omurganın kızağa konmasından teknenin kızaklar üzerinde kayarak denize inmesine kadar yapılan işler insanı hayretle içinde bırakır.
Gemi yapımı çok karışık bir iştir. Büyük bir teknik maharete ihtiyaç gösterir. Hiç bir şey tesadüfe bırakılmaz. Bir geminin yapımına başlanmadan önce resimleri çizilir, plan ve hesapları yapılır. Deneme havuzlarında, gemi maketi deneylere tabi tutulur; elde edilen sonuçlara göre plan üzerinde gereken değişikliklere girişilir.
Günümüzde gemilerin tekneleri çelik potrel ve levhalardan yapılmaktadır. İlk iş, çelik omurganın kızağa konmasıdır. Tekne iskeletinin belkemiğini meydana getiren ve baştan kıça kadar boylamasına uzayan omurga birbirine eklenmiş uzun, düz e kalın çelik potrellerden yapılır. Posta adı verilen kaburgalar alt uçlarından omurgaya bağlanır. Kaburgalarda birbirlerine yan omurgalarla tutturulur. Güverte döşemelerinin döşene bilmesi için kaburgaların üst uçlarına dayatılan ve kemere adı verilen enine potrellerin de bağlanmasıyla geminin iskeleti tamamlanmış olur. Bundan sonra çelik levhalardan meydana gelen dış ve iç kaplamalar iskelet üzerine perçinlenir. Güverte döşemeleri döşenir. Böylece geminin teknesi bitmiş ve denize indirilecek duruma gelmiş olur. Bu arada teknenin içi gene çelik levhalarla bölmelere ayrılır. Bölmeler arasına çelik kapılar konur. İleride gemi bir kazaya uğrayacak olursa bu kapılar kapatılıp öbür bölmelere girmesine engel olunur.
Tekne dış kaplamasının en fazla dalga basıncına uğrayacak bölümlerine en kalın çelik levhalar perçinlenir. Perçinleme hava basıncıyla çalışan otomatik çekiçlerle yapılır. Bugün büyük tezgahlarda gemi tekneleri plana göre çeşitli atelyelerde önceden hazırlanan ve tonlarca ağırlıktaki tekne bölümlerinin birbirlerine eklenmesiyle yapılmaktadır.
Böylece kızak fazla işgal edilmemiş ve teknenin yapımında hız kazanılmış olmaktadır.
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Nedir, Yaşam | Eklenme Tarihi : 24-07-2011
0
Bir ulusun bağımsız ve egemen olarak yaşadığı toprakları, bu toprakları çevreleyen denizler (karasularını) ve bunların üstüne rastlayan gökyüzünü tümden «Vatan» diye tanımlamak mümkündür. Buna göre «Vatan Savunması» deyiminin, üstünde yaşanan toprakları, bu toprakları çevreleyen karasularını ve bunların üstünü kaplayan gökyüzünü korumak anlamına gelmesi olağandır.
Uçağın bulunuşundan bu yana savaşlar kara’da, deniz’de ve hava’da olmuş; bugün de aynı şekilde olmaktadır. Bunların içinde en etkilisinin hava savaşları olduğunu kesinlikle söyleyebiliriz. Çünkü, yüzyılımızdaki teknolojik gelişmeler sonucu uçakların hızı akıllara durgunluk verecek derecede, insan ve yük taşıma kapasiteleri ise aynı oranda artmıştır. Denebilir ki, günümüzde silâhlı kuvvetlerin içinde en etkili olanı hava kuvvetidir.
Ayrıca, az zamanda çok iş yapma olanağı sağlayan hava ulaşımının, ulusların ticaret, ekonomi ve turizm yönünden gelişmesinde büyük katkısı olmuştur. Atatürk’ün yıllarca önce «İstikbal Göklerdedir.» özdeyişi ile bize neler söylemek istediğini, her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Nikola Tesla Kimdir ?

Nikola Tesla 10 Temmuz 1856 ‘da Hırvatistan’da Doğmuş Sırp fizikci ve elektrofizik uzmanıdır.Lakabı Elektrotanrıdır. Bilim ve teknolojisi kökünden değiştirebilicek buluslar yapmasına ragmen adı nadiren gecer.
Süphesizki Nikola Tesla’nın en büyük buluşu bugun evlerimizde kullandıgımız AC (alternatif Akım) ı bulmasıdır. Alternatif Akım Transformator ler ile yukseltilip alçaltılarak teller vasıtasıyla tasınır ve rahat dagıtılır oldugu için Tesla AC nin DC den daha üstün oldugunu savundu fakat AC ile çalışan hiç cihaz yoktu 1800 ‘lü yıllarda yasayan bilim adamları boyle bir cihazın bulunamayacagını ve AC nin zaman kaybı oldugunu dusunuyorlardı.Bunun üzerine Nikola Tesla ilk AC motoru icat etti daha sonrada endüstri, florasan lambayı “icat” etmeden 40 yıl önce Tesla florasan lambayı icat etti.
Tesla, şu an Niyagara şelalesinde bulunan dünyanın ilk hidroelektrik santralini dizayn etti ve orada elektrik üretti. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Kadın - Aile, Nedir, Yaşam | Eklenme Tarihi : 11-06-2011
0
Kitapların çoğaldığı ve fiatlarının ucuzladığı Yakınçağ’da özel bir kitaplık kırmak zevkinden uzak birçok kimse görülür. Kitapların hem eğitici, hem de eğlendirici nitelikleri olmasına rağmen bu gibi kimseler paralarını birçok lüzumsuz şeye harcamaktan çekinmezler.
Öyleyse bugünkü durumla kitabın çok büyük paralarla elde edilebildiği Ortaçağ arasında ne fark var ?
Bir Fransız Kontesi’nin tek kitap için 200 koyun, 1800 kilo buğday, 1800 kilo çavdar, bir o kadar da bal ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de keselerle gümüş para verdiğini biliyor musunuz ?
Avrupa’nın bir başka yerinde de iki ciltlik bir matematik kitabı, bir ev ve arsa; dini bir kitap, bir bağ ve bir Tevrat da bugünkü paramızla 150.000 liraya satılmıştı. Normal bir kitabın fiatı da 1500 lira idi. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Siyaset | Eklenme Tarihi : 12-05-2011
0
Başbakan’ın Şehide kelle apoya sayın demesi hepimizin hafızasında yerini koruyor. 2002 yılından bugüne kadar terör konusunda yapmış olduğu hiç bir şey yoktur. Daha doğrusu ŞEHİT sayımızı düşürecek bir adımı yoktur. Yoksa terörü azıtan politikaları iyi başarmıştır.
Terörsüz Türkiye’yi devralan akp 9 yılda teröristleri meclise kadar getirmiştir. Bunları zaten herkes biliyor. Ama oluşturulan suni gündemlerle bunlar unuttuluruluyor bizlere ise bunları hatırlatmak kalıyor.
2002′de var olan yasa ve belgeler gereği pkk eylem yapamayan bir örgüt haline getirilmişti. Bu nasıl olmuştu daha detaylı değineceğim diğer yazılarda ancak kısa bir cümleyle anlatalım. Başbakanlık tarafından imzalanan belgede yani başbakanın gösterdiği belgede Devlet Bahçelinin eklettirdiği bir madde vardır oda şudur, pkk terör örgütü eğer eylemlerine devam ederse apo idam edilecektir. Tabi belgedeki metin böyle değil ama bu sonuç çıkıyor. İşte bu madde için pkk eylem yapmıyor ve Irağın Kuzeyine kaçıyor. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
| Bizim tarihte hicbir sey icat etmemis oldugumuzu soylemek hem ayip hem gunahtir.
Biz az sey icat etmedik tarihte. Istanbul’a ilk elektrigi vaktiyle Satie Sirketi getirdi.Uzak semtlerde elektrik alan tek-tuk evlere her ay tahsildar gondermeyi gereksiz buldugu icin, bu evlere birer kumbara koymustu. Yirmi dort saatte bir kumbaraya, o devrin halk dilinde “manda gozu” denilen, nal kadar yirmi besligi attin mi, elektrik kendiliginden yanardi. Yilda birkac kez de Satie Sirketi’nin adamlari bu evleri dolasarak kumbaralari acar, paralari alirdi. Icerenkoy’deki bir evin kumbarasindan hic bir sey cikmiyordu. Sirket ozel arastirmalarla evin elektrik kullandigini saptamisti. Ancak kumbaraya hic bir sey atmadan nasil calistiriyordu elektrigi, onu cozememisti. Sonunda ev sahibini sirkete cagirdilar:
- Hileni bize acikla, sana bedava elektrik verelim. Yalniz bu ustun bulus ortaliga yayilmasin, dediler.
Ev sahibi gulumseyerek anlatti; gazoz siselerinin kapaklarina su doldurarak bunlari buzdolabinda donduruyor, sonra da yuvarlak buzlari yirmi beslik niyetine elektrik kumbarasina atiyordu. Buzlar mekanizmayi calistiriyor, arkasindan eriyip aktigi icin, hic bir iz birakmiyordu. Elektrik fiziginde Edison’dan sonra en buyuk ve en yararli kesif boylece bize ait oluyordu. Satie Sirketi, bu buyuk mucidi odullendirerek, ona elektrigi bedava verdi ve kumbaralarin yapisini degistirdi. Yazinin devamini oku » |
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Bu Yazımda Avrupa Kıtasında bulunup Tarihinde ve Soyunda Türklük olan Halkları, Ülkeleri ve Şehirleri tanıtacağım. Bu Yazımı bölüm bölüm yazıp her bölümde başka bir Ülke-Halkı yazacağım… Bu Yazımda, yani 1. Bölümde İtalya’yı ele alacağım…
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Umut Pamuk | Kategorisi Araştırmalar | Eklenme Tarihi : 15-02-2011
1
Tarihte Hazar Türk Devleti’ni hepimiz biliriz. Bu Devletin Musevi dinini kabul ettiğinide biliriz. Peki bu Musevi dinini kabul etmiş Türkler şimdi neredeler? Ne oldu bu Musevi Türklere? Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Bu yazımızda size AK Parti Genel Merkezi Resmi Websitesini tanıtmak ve yorumlamak istiyoruz…
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Araştırmalar, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2010
3
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Anı - Hatıra, Araştırmalar, Yaşam | Eklenme Tarihi : 23-11-2010
0
Ertuğrul Önkuzu Kimdir?
23 Kasım tarihi Ertuğrul Dursun Önkuzu’nun şehit edilişinin yıl dönümüdür.
Ertuğrul Dursun Önkuzu Ülkücü Hareketin “ilk” şehitlerindendir…
4 Ocak 1968 tarihinde Ruhi Kılıçkıran ile “ilk şehit”ini veren Ülkücü Hareket, 21 Mart 1970 tarihinde Süleyman Özmen ile ikinci şehidini vermiştir. Aradan bir kaç ay geçmeden 8 Haziran 1970 tarihinde Yusuf İmamoğlu ile üçüncü şehidini veren Ülkücü Hareket, 23 Kasım 1970 tarihinde Ertuğrul Dursun Önkuzu ile dördüncü şehidini vermiştir…
Ertuğrul Dursun Önkuzu 1948 yılında Tokat ilinin Zile kazasında doğmuştur. Ailesinin en büyük ve tek erkek evladıdır…
İlk öğrenimini Zile’de Sakarya İlkokul’unda, orta öğrenimini ise Zile Ortaokulu’nda tamamlamıştır. Daha sonra Zile Sanat Enstitüsü Tesviye Bölümü’nü bitirmiş ve aynı zamanda Kuran Kursu’na devam ederek, Zile müftüsü hoca “Arif Efendi”den milli terbiye almıştır. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>