Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Dünya, Siyaset | Eklenme Tarihi : 21-12-2011
1

Ermeni Meselesi
Son günlerde herkesin ağzında bir Fransa’dır gidiyor. Sözde Ermeni Soykırımı yaptığımızı kabul etmeyenleri para ve hapis cezasıyla cezalandıracaklarmış. Yahu bu bir kere demokrasinin, özgürlüğün tanımına aykırı. Böyle bir yasanın geçmesi bize ne kaybettirir bilmiyorum ama Fransa için düşünceye vurulmuş ağır bir darbe olacaktır.
Sürekli bizleri eleştiren fransızlar acaba bu yasayı kabul ederlerse ne diyecekler.. Bu işin fransa boyutundan çok Türkiye boyutunu tartışmak lazım.
İktidar sürekli Türkiye’nin sözü geçer bir ülke haline geldiği, güçlendiği noktasında açıklamalar yapıyor. Ancak malesef söylenen sözler ile yaşadıklarımızın birbirinden zıt olduğunu görmek çok zor olmasa gerek. Avrupa’da sözümüzün geçtiğini söylemek ne kadar mümkün ? Hadi Avrupa’yı geçelim kendi bölgemiz olarak gördüğümüz Ortadoğu’da sözümüz ne kadar geçiyor ? Ortadoğu’da ne kadar yaptırım gücümüz var. Komşu devletlerle sıfır sorun politikası ters tepmiş durumda bütün komşularımızla müthiş sorunlar yaşıyoruz. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset | Eklenme Tarihi : 16-08-2011
0
Terör; insanları yıldırmak, sindirmek yoluyla onlara belli düşünce ve davranışları benimsetmek için zor kullanma ya da tehdit etme eylemidir. Bölgesel sonuçlarından ziyade, iki ya da daha fazla ülke arasındaki ilişkilere yön veren, küresel getirilerinin ön planda olduğu eylemlere uluslararası terörizm denmektedir. Dünyadaki güç dengelerinin değişimi ve uluslararası ilişkilerdeki farklılaşmanın sonucu olarak, sınır savaşlarının azaldığı, artık sınır içi savaşlara geçildiği bugünlerde aynı zamanda psikolojik savaş unsuru olarak da kullanılan uluslararası terörizm; ülkelerin stratejilerinin belirlenmesinde önemli birer nitelik taşır hale gelmiştir. Siyasal amaçları için örgütlü, sistemli ve sürekli bir şekilde terör içerikli strateji benimseyen bu örgütler; faaliyet gösterdikleri ülkelerin mevcut siyasal sisteminde bazı değişiklikler yapmak, sistemi içeriden ve dışarıdan etkilemek için karşı mücadelede bulunurlar.
Günümüze kadar küresel terörizm birçok evreden geçmiş ve şu an ki yapısını kazanmıştır. 18.ve 19. yüzyıllarda terörist örgütlerin kendilerini meşrulaştırma aşamasında ezilenlerin despot yönetimlere karşı az bir güçle hedeflerine ulaşmasını amaçlayan argümanları vardı. Soğuk savaşın başlaması, bu savaş döneminde bazı devletlerin terör örgütlerine ihtiyaç hissetmeleri ve terörü uluslararası ilişkilerin bir pazarlık unsuru olarak kullanmaları bu argümanlardan uzaklaşıldığı ve uluslararası arenada birer çıkar çatışmasının şablonu haline getirildiğinin göstergesidir. Soğuk savaş dönemindeki uluslararası terörizmin temel özelliklerini; kapitalist bloğun sosyalizmin dünyaya yayılmasını engellemesi, doğu bloğunun ise sosyalizmi dünyaya ihraç etmek amacıyla karşı blok içinde oluşumlar yapılandırıp, terörist eylemler gerçekleştirmesi olarak görebiliriz. Aynı zamanda bu dönemki terörist örgütler ”devlet destekli” terör kavramına da örnek teşkil eden bir yapının ürünüdür.
Doğu Avrupa’da 1989 ve Rusya’da 1991 yılında komünizmin çöküşünün ardından çift kutuplu dünya düzeninin son bulmasıyla kalıcı bir huzur ortamı arzulanmış; ama o dönemki iyimser hava kendi içerisinde yeni problemlerle uğraşırken, tarihler 11 Eylül 2001′i gösterdiğinde tüm dünya siyasetinin odak noktası olan New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ait ikiz kulelere yapılan kamikaze saldırısıyla uluslararası terörizm kavramı bir kez daha gündeme gelmiş ve “Yeni Dünya Düzeni”nin bu tarihten itibaren kurulmaya başlanacağı o dönemki ABD başkanlığındaki Bush yönetiminin “ya bizdensiniz ya da teröristlerden” sözüyle anlaşılmıştır. Böylelikle Sovyetler birliğinin yıkılışından sonra dünya ABD önderliğinde kendisine bir karşı taraf daha seçmiş bunun adını da ”uluslararası terörizm” koymuştur. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 31-07-2011
0
İletişim alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, aynı anda hem küreselleşen hem de yerelleşen dünyamızda zaman ve mekân kavramlarını birer değer olarak karşımıza çıkartıyor, soğuk savaş döneminin tek boyutlu ikliminden sıyrılan uluslararası sistem, her geçen gün demokrasi, etnisite, din ve insan hakları odaklı taleplerle karşı karşıya kalırken, literatüre çok uzun zaman önce giren ama son dönemlerde çok sık zikredilen kamu diplomasisi kavramı; uluslararası arenada artık sadece devletlerin değil kamuoyunun da önemli bir aktör olabileceğini, geleneksel diplomasi yönteminin yeterliliğini yitirdiğini, politik süreçlerin devletler arasında yaşanan bürokrasiye ek olarak, sivil toplum örgütleri ve halk kitlelerini de kapsadığını ileri sürmektedir.
Kültür ve tarihin, bilgi ve iletişimle tüm dünyaya yayılabilmesi, devletlerin iç ve dış politikada etkinliklerini ve çalışmalarını meşrulaştırmak için aktif bir kamu diplomasisi gütmelerine ve yerli- yabancı kamuoyu nezdinde imaj kaygısı taşımalarına neden olmuştur.
Joseph Nye, kamu diplomasisini yumuşak gücün bir kullanım alanı ve politikası olduğunu, otoriter devletlerin yerlerini demokrasilere bıraktığı bugünlerde, her ne kadar yabancı liderler ile dost olunsa da, halkın ve meclisin nezdinde olumsuz bir izlenim bırakıldığı anda liderlerin etkinliğinin kısıtlanabileceğini belirtmiştir. Nye, bu gibi durumlarda kamuoyunda hedeflenen diplomasinin, sonuçlar açısından, liderler arasındaki geleneksel küçük diplomatik iletişimlerden daha önemli hale gelebileceğini de eklemiştir.1 Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 29-07-2011
0
Petrol; insan hayatına girdiği andan itibaren günlük yaşamda birçok kolaylıklar sağlamış, dönemin şartlarına ve insanların ihtiyaçlarına göre kimi zaman harç malzemesi, aydınlanma, ısınma ve ilaç amaçlı kullanılmış, kimi zaman da ateş topu vb. silahlarla korku ve tehdit unsuru olmuştur. Dünya üzerinde bu değerli maddeye olan ilgi zamanla artmış, 19. yüzyılda ABD öncülüğünde, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerce birçok şirket kurulup, sanayi devriminin doğal bir sonucu olan makineleşmeyle süreç içerisinde kömürün yerini alacak petrol için kıyasıya bir mücadele başlamış ve böylece 20’nci yüzyılın çatışma bölgelerini belirleyecek stratejinin özü oluşmaya başlamıştır.
Yaşanan tarihsel süreç içerisinde bu şirketlerin faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu topraklar etrafında yoğunlaşmıştır. Jeopolitik konum olarak Osmanlı Devleti bir nevi petrol ülkeleri tarafından çevrilmiştir(1). Günümüz İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan devletlerinin ve diğer Ortadoğu ülkelerinin sahip olduğu petrol yatakları; 20’in yüzyılında başlarında İran’da petrol imtiyazı olan İngilizlerin ve ilgili diğer ülkelerin yönünü Osmanlı Devleti’nin topraklarına, özellikle de Irak sınırları içerisinde petrol bakımından zengin bir bölge olan Musul Vilayeti’ne çevirmesine sebep olmuştur.
Her ne kadar Lozan Görüşmeleri’nde batılı devletler bölgede azınlık problemi, dolayısıyla özgürlük meselesi olduğunu dayatmış olsalar da bu konunun ele alınışında Musul Vilayeti’nin sahip olduğu stratejik ve ekonomik(2) önemi görebiliriz. Zira 1926 yılı itibariyle Cemiyet-i Akvam temsilciliğiyle İngiltere ‘mandat’sı altındaki Irak’a bırakılan bölgede petrol lobilerinin etkisi göz ardı edilemez. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Nikola Tesla Kimdir ?

Nikola Tesla 10 Temmuz 1856 ‘da Hırvatistan’da Doğmuş Sırp fizikci ve elektrofizik uzmanıdır.Lakabı Elektrotanrıdır. Bilim ve teknolojisi kökünden değiştirebilicek buluslar yapmasına ragmen adı nadiren gecer.
Süphesizki Nikola Tesla’nın en büyük buluşu bugun evlerimizde kullandıgımız AC (alternatif Akım) ı bulmasıdır. Alternatif Akım Transformator ler ile yukseltilip alçaltılarak teller vasıtasıyla tasınır ve rahat dagıtılır oldugu için Tesla AC nin DC den daha üstün oldugunu savundu fakat AC ile çalışan hiç cihaz yoktu 1800 ‘lü yıllarda yasayan bilim adamları boyle bir cihazın bulunamayacagını ve AC nin zaman kaybı oldugunu dusunuyorlardı.Bunun üzerine Nikola Tesla ilk AC motoru icat etti daha sonrada endüstri, florasan lambayı “icat” etmeden 40 yıl önce Tesla florasan lambayı icat etti.
Tesla, şu an Niyagara şelalesinde bulunan dünyanın ilk hidroelektrik santralini dizayn etti ve orada elektrik üretti. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Bu Yazımda Avrupa Kıtasında bulunup Tarihinde ve Soyunda Türklük olan Halkları, Ülkeleri ve Şehirleri tanıtacağım. Bu Yazımı bölüm bölüm yazıp her bölümde başka bir Ülke-Halkı yazacağım… Bu Yazımda, yani 1. Bölümde İtalya’yı ele alacağım…
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Dünya, Yaşam | Eklenme Tarihi : 05-01-2011
0
Sayın Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey’in geçen yaptığı grup toplantısında gösterdiği yol haritasını gördük. Milletvekilleri AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği 2002 haritasını anlamadan alkışladılar ve genel başkan ne alkışlıyorsunuz bu eski yenisini alkışlayın diyede uyardı. Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey’i ne kadar dinledikleri, anladıklarını ortaya koydu vekiller. 2002 den bu yana yol sayısında artış olduğunu söyledi.
Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Bey’in dediği yollar yalan değil. Gerçekten de iktidarlarında çok yol yaptılar. Kaldırım, yol yapmada üzerlerine yok. Aynı yerden geçecn Doğalgaz Hattı, Elektrik Hattı, Su Hattı için elli kere kazı yapan belediyeler açtıkları yerleri kapayarak yol sayılarını katlıyorlar. Neyse konumuz bu değil. Benim konum Sayın MHP Genel Başkan Yardımcısı – MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural Bey’in Türk Milletinin hafızasını tekrarlamak için çıkardığı haritalar. Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>
Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Dünya, Ekonomi, Siyaset, Tanıtım | Eklenme Tarihi : 14-09-2010
0
Kısaadı Turan-SAM olan Turan Stratejik Araştırmalar Merkezi icraatlarını sürdürüyor ve çok güzel Projelere imza atıyor.
Turan ne demek?
Faaliyetleri?
Yöntimi?
Bu Konuları sizlere aktaracağız…
Yazinin devamini oku »
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>