Hayırlı Bayramlar

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 30-08-2011

0

Birlik ve Beraberlik duygularına ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde Ramazan Bayramı’nın Birlik ve Beraberliğimize katkı sağlaması dileğiyle. Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Eğitilmeyen Çocuklar, kaybolan bir Nesil!

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Anı - Hatıra, Araştırmalar, Eğitim, Genel, Kadın - Aile, Kişisel Gelişim, Nedir, Yaşam | Eklenme Tarihi : 02-08-2011

0

Sevgili Okurlar,

Yazı nın başlığında olduğu gibi bu yazı da eğitilmeyen çocukların nasıl elimizden nasıl kaydığını, gelecek Nesillerimizin nasıl kaybolduğunu ve neyden etkilediğini elimden geldikçe izah etmeye çalışacağım.
Önceki nesillerde daha çok Anne-Baba nın davranışları ve tutumları Çocukları etkiliyordu.
Anne ve Baba nın istediği yönde gidiyordu Çocuk ve onlara göre eğitiliyordu. Ancak bu gelenek son nesillerde bozulup sözde ‘modern çağ’a ayak uydurarak dahada özgürleşti.
Bu “özgürleşme” hareketinden sonra peki Çocuklar gerçekten özgür bırakıldığında özgürce gelişebiliyormuydu? Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiye- Irak Sınırı ve Gertrude Bell*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 28-07-2011

0

Bildiğiniz üzere Türkiye’nin Güneydoğu sınırının 4-5 kilometre güneyinde Irak’ın dümdüz ovaları yer alıyor ve Türkiye-Irak sınırının dağlık yapısının teröre elverişliliği düşünüldüğünde bu durum Emekli Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “Sınırın yapısı yüzde yüz kontrolü engelliyor.” ifadesinde olduğu gibi sınırdaki güvenlik sorunlarının önünde bir engel olarak beliriyor. Zira sınırdaki dağlık bölgede derin vadiler bulunuyor ve buralarda güvenliğin sağlanması tam anlamıyla pek kolay görünmüyor.

Geçtiğimiz yıl Şemdinli’de 11 askerin hayatını kaybetmesinin ardından Devlet Bakanı Hayati Yazıcı yaptığı bir açıklamada Kuzey Irak’la sınırların kaydırılabileceğini ve sınırın değiştirilmesinin tartışılabileceğini söylemiş ve daha sonra da zaman zaman medyada buna ilişkin haberler yer almış, iki ülkenin sınırları üzerinde iki tarafın da ortak kararı ile yapılabilecek değişiklik üzerinde konuşulmuştu.

Geçtiğimiz aylarda ise Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak’a gerçekleştirdiği resmi bir ziyareti esnasında: “Bizimle sizin arasındaki sınırı biz çizmedik, siz de çizmediniz. Yabancılar çizdi. Eğer bu çizgiyi birkaç kilometre aşağıda çizselerdi bugün bizim heyette olan birçok kişi sizin heyetinizde yer alacaktı, eğer yukarıda çizilmiş olsaydı sizin heyettekilerden bazıları bizim heyette olacaktı. Bu çizginin politik olarak bir anlamı vardır. Ancak diğer açılardan hiçbir önemi yoktur. Çünkü iki taraf da kardeştir.”[1] demiş ve İstanbul Kültür Üniversitesi’nden Mensur Akgün ile yaptığı röportajda, “Bizim için Irak’taki Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimiz Türkiye’deki insan dokusunun doğal uzantısıdır. Dolayısıyla onlarla entegre olmamız lazım.” diyerek Türkiye ile Irak sınırlarının doğal olmayan bir sınırla bölündüğünü hatta bunun yabancılar eliyle gerçekleştirildiğini ifade etmiştir. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Spor medyası yüzünden kafamız karıştı.

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 22-06-2011

0

Yahu su son günlerde bir Galatasaraylı olarak hangi gazeteyi alacağımı şaşırdım.Birine bakıyorum Drogba digerine bakıyorum Reyes , Digerine bakıyorum Forlan,Digerine bakıyorum Saviola  gibi gibi ve hepsi bir döngü içinde farklı gunlerde aynı oyuncuları yazıyorlar.Ondan sonra bir oyuncu gelincede “biz söylemiştik” diye kocaman manşet atıyorlar.Yahu 1 haftada bi takıma 20 tane topcu yazarsan o 20 sinden biri tutabilir.Bana arkadaşlarım Drogba haftaya gelcekmiş.Reyes yarın burdaymış gibi söylemlerde bulunuyorlar.Açıkçası artık galatasaray.org açıklamadan hiç bir transfere inanmıyorum.

Geçtigimiz hafta Galatasaray KAP a Forlan , Ujfalusi  ve Forlanla görüşüldügünü yazmış.Bu geliceği anlamına gelmez ki;Beşiktaş’ta Forlan la görüşmeye basladık diye KAP a bildirdi.

Demek istedigim şu “Dereyi görünce değil derenin yanına gelince paçaları sıvayalım”tamam heyecanlanabiliriz ama buna aldık gozuyle bakmamamız lazım.Aslında benim inanmamanın nedeni   su 5 yılda yerel spor gazetelerinin satış yapmak amacıyla yaptıkları gerceği yansıtmayan haberler.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Kızılayda Yolsuzluk Depremi

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Genel, Yaşam | Eklenme Tarihi : 20-06-2011

0

Son dakika haberlerinde gördüğüm ve inanamadığım bir haberi paylaşmak isterim. Türk Kızılayı yıllardır Türk Milleti’nin güvenini kazanmış bir kurumdur. Deprem bölgelerinde ve diğer afet bölgelerinde ihtiyaçları karşılayan, Türk Milleti’nin bağışlarıyla yaşayan bir kurum.

Türk Kızılayı sadece Türkiye’de değil tüm dünya’da ihtiyacı olan insanların yardımına koşmuştur ve koşacaktır. Türk Kızılayı Türk Milletinin güvendiği kurumdur ve bu tür haberler milletin midesini bulandırmıştır.

Elbette yapılanları tüm kuruma mal etmek doğru değildir ama sinek ne kadar küçük olursa olsun mide bulandırır. İsterseniz haberin detaylarını verelim.

Samsun’da Türk Kızılayı Şubesi’ne yönelik operasyonda aralarında Şube Başkanı Mustafa K. ve Yönetim Kurulu üyelerinin de bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Bir Dahi ; Nikola Tesla

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Araştırmalar, Bilim Teknik, Dünya, Eğitim, Genel, Tanıtım, Teknoloji | Eklenme Tarihi : 20-06-2011

0

Nikola Tesla Kimdir ?

Nikola Tesla 10 Temmuz 1856 ‘da  Hırvatistan’da Doğmuş Sırp fizikci ve elektrofizik uzmanıdır.Lakabı Elektrotanrıdır. Bilim ve teknolojisi kökünden değiştirebilicek buluslar yapmasına ragmen adı nadiren gecer.

Süphesizki Nikola Tesla’nın en büyük buluşu bugun evlerimizde kullandıgımız AC (alternatif Akım) ı bulmasıdır. Alternatif Akım Transformator ler ile yukseltilip alçaltılarak teller vasıtasıyla tasınır ve rahat dagıtılır oldugu için Tesla AC nin DC den daha üstün oldugunu savundu fakat AC ile çalışan hiç  cihaz yoktu 1800 ‘lü yıllarda yasayan bilim adamları boyle bir cihazın bulunamayacagını ve AC nin zaman kaybı oldugunu dusunuyorlardı.Bunun üzerine Nikola Tesla ilk AC motoru icat etti daha sonrada endüstri, florasan lambayı “icat” etmeden 40 yıl önce Tesla florasan lambayı icat etti.
Tesla, şu an Niyagara şelalesinde bulunan dünyanın ilk hidroelektrik santralini dizayn etti ve orada elektrik üretti. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Farklı Ülkücülük müş!

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 08-05-2011

1

Sayın Okurlar bu yazımda size son zamanlarda artan kaset saçmalıklarına değinmek istiyorum. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Gereksiz Sınav Patlak Verdi

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Genel, Siyaset | Eklenme Tarihi : 09-04-2011

0

YGS – LYS – ÖSS – OKS – SBS – OGS – KGS adı her ne halt olursa olsun gereksizdi artık patlağı gün yüzüne verdi. Bu sınavların zaten gereksiz olduğunu düşünen ben bu yaşanan olayları görünce hepten karşıyım. Bir eğitim sürecinden geçirilmiş adam ki bu eğitim süreci 12 yıl lise bittiği zaman neden sınava girsin ki ? Eğer adam 11 yıl yatar son sene çalışırsa zaten sınavda yeteri puanı alabilir. 1 yıl gibi bir zaman içinde Türkiye’de istediği üniversiteyi kazanabilecek kapasiteye gelebilir. Ama ortalamalı sistemde bu gerçekleşemez. Öğrenci 12 sene boyunca çalışmak zorundadır. Ortalamalı sistemin detaylarını da vereceğim.

YGS sınavı hakkında iddaalar ortaya atıldı. Bu iddaalara verilen cevaplar ise hakikaten üzücü. ÖSYM Başkanının yaptığı açıklama en beteri. Sayın başkan diyor ki yeni üretilen araba gibi.  Yahu 1.7 milyon öğrencinin girdiği bir sınavı nasıl buna benzetirsiniz. Benzetmede 4 unsur vardır. Benzeyen, Benzetilen, Benzetme Yönü, Benzetme Edatı. Burada benzeyen belli benzetilen belli de benzetme yönü ilginç. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

NECMETTİN ERBAKAN VEFAT ETTİ

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 27-02-2011

0

Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi gören Necmettin Erbakan vefat etti.

NECMETTİN ERBAKAN KİMDİR ?
29 Ekim 1926 yılında Sinop’ta doğdu. Babası Adana’nın Kozan ve Saimbeyli bölgesinde uzun zaman hüküm sürmüş bulunan, Selçuklu soyu Kozanoğullarından, Mehmet Sabri Erbakan’dır.

Ağır caza reisi olan babasının görev yerlerinin değişmesi nedeniyle, çocukluğu çeşitli yerlerde geçen ERBAKAN’ın Annesi de, Sinop’un tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Kamer Hanım’dır.

Erbakan hocanın ağabeyleri Nizamettin Erbakan cilt ve deri hastalıkları profesörü, Selahattin Erbakan, göz hastalıkları profesörüdür.

Küçük kardeşleri Kemalettin Bey, diş doktoru, Atifet Hanım eczacı, Rahmetli Akgün Erbakan ise mühendislik eğitimi almış ama ticarete atılmıştır.

Necmettin ERBAKAN ilkokula, Kayseri Cumhuriyet İlkokulunda başlamış, babasının tayin olup Trabzon’a gitmesi üzerine, ilkokul öğrenimini burada ve okul birincisi olarak tamamlamıştır.

Erbakan Hocanın ilk manevi etkilenişi daha 3 yaşındayken, Kayseri’de kaldıkları evin karşısındaki tarihi Laleli Camiinde okunan ezanlar ve kılınan cemaat namazlarıyla başlamıştır. Ve çocukluk dönemi bu camiinin avlusunda geçmiştir. Özellikle 1928’in sonlarında bu camii’de kılınan bir cenaze namazından oldukça etkilenmiştir.

Çok küçük yaşlarda namaza ve oruca başlayan Erbakan, daha sonraları yine babası M. Sabri Beyin emekli olup yerleştiği İstanbul Fatih’teki İskenderpaşa Camii imamı M. Zahit Kotku Hz.leri gibi devrin önemli ilim ve irfan ehlinden istifade edecek ve manevi olgunlaşma sürecinde bu büyük Zatların terbiyesinde yetiştirecektir.

1937 yılında ilkokulu bitirdikten sonra, aynı yıl İstanbul Erkek lisesi’nde orta tahsiline başlamış, okuldaki çalışkanlığı nedeniyle arkadaşları tarafından kendisine “DERYA NECMETTİN” diye isim takılmıştır. “Sıfırcı Avni” olarak bilinen Fizik hocasından, ilk defa 10 alan öğrenci ERBAKAN’dır.

Orta ve lise de bütün sınıfları iftiharla geçen Necmettin ERBAKAN, İstanbul Erkek Lisesi’ni 1943 yılında birincilikle bitirdi. O tarihlerde lise birincileri, Üniversitelere imtihansız alınıyordu. Fakat Necmettin ERBAKAN, bu imtiyazı kabul etmeyerek girdiği imtihanda büyük başarı gösterince, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin İkinci sınıfından yüksek öğrenimine başladı. İlkokula 6 yaşında, Üniversiteye de ikinci sınıftan başlaması dolayısıyla, kendisinden iki yaş büyük olanlarla aynı sınıfta öğrenim gördü. Bu arkadaşlarından biri de Sayın Süleyman DEMİREL’dir.

Trabzon’da henüz ilkokul yıllarında iken bile, Temsili devlet kurmak, buna uygun mesai saatleri ayarlamak, arkadaşları arasında, hak ölçüsü olduğu için değeri değişmeyen ve enflasyonla erimeyen “özel paralar” çıkarıp kullanmak gibi olağan üstü oyunlar sergileyen Erbakan Hoca Üniversite yıllarında da okuldaki talebelerin namaz kılmaları için mescid açılması konusunda büyük gayret göstermiş ve açılan mescitte hem ibadetlerini yapmışlar, hem de ilmi ve dini sohbetler başlatarak manevi bir halka oluşturmuşlardır.

1948 yılı yaz döneminde, İTÜ Makine Fakültesi’nden üstün başarı ile mezun olan ERBAKAN, aynı yılın 1 Temmuz’unda Makine Fakültesi Motorlar Kürsüsü’nde asistan olarak göreve başladı. 1948 – 1951 yılları arasındaki bu 3 yıllık asistanlık döneminde, O zaman doktara tezi karşılığındaki yeterlilik tezini hazırladı.

Sınıflarda ders vermek sadece, Doçent ve Profesörlerin yetkisinde olmasına rağmen, asistan olduğu halde, ders anlatmasına ve hocalık yapmasına özel izin çıktı. Yeterlilik tezindeki yüksek başarısından dolayı, Üniversite tarafından 1951 yılında Aachen Teknik Üniversitesi’nde ilmi araştırmalar yapmak, bilgi ve becerisini arttırmak üzere Almanya’ya gönderilen ERBAKAN, Alman ordusu için teknolojik araştırma yapan DVL araştırma merkezinde, Profesör Schimit ile birlikte çok başarılı çalışmalar yaptı.

Aachen Teknik Üniversitesi’nde çalıştığı 1.5 yıl süre içersinde, bir tanesi doktora tezi olmak üzere 3 tez hazırlayan ERBAKAN, Alman Üniversitelerinde geçerli olan ve çok zor kazanılan “DOKTOR” ünvanını aldı.

Alman Ekonomi Bakanlığı için “motorların daha az yakıt yakmaları” konusunda araştırmalar yaparak rapor veren ve bu arada da Doçentlik tezini hazırlayan ERBAKAN’ın “ Dizel Motorlarda püskürtülen yakıtın nasıl tutuştuğunu?” matematiksel olarak izah eden bu tezi, Alman ilim çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Tezin önemli dergilerde yayınlanması üzerine, o tarihte Almanya’nın en büyük motor fabrikası olan DEUTZ firmasının genel müdürü, Prof. Dr. FLATS tarafından LEOPAR tanklarının motorları ile ilgili araştırmalar yapmak üzere fabrikaya davet edildi.

Alman Ekonomi Bakanlığı’nın, RUHR sahasındaki fabrikalar üzerinde araştırma yapmak amacıyla görevlendirilen ekipte, özellikle ERBAKAN`ın da yer almasının istenmesi üzerine, 15 gün süreyle RUHR sahasındaki bütün Ağır sanayi fabrikalarını gezip, bunları inceleme fırsatını yakaladı.

2. Dünya Harbinden sonra, Alman Üniversitelerinde ilk Türk bilim adamı olan ERBAKAN, 1953 yılında doçentlik imtihanını vermek üzere İstanbul’a döndü. İmtihan sonucunda, 27 yaşında Türkiye’nin en genç doçenti olma başarısını gösteren Necmettin ERBAKAN, araştırmalar yapmak üzere tekrar Almanya’nın DEUTZ fabrikalarına çağrıldı. Burada 6 ay süreyle “motor araştırmaları başmühendisi” olarak, Alman ordusu için yapılan araştırma çalışmalarına katıldı.

1953’ün Kasım ayında İstanbul Teknik Üniversitesi’ne dönen ERBAKAN, Mayıs 1954 / Ekim -1955 yılları arasında askerlik görevini tamamladı. İstanbul Kağıthane’deki 6 aylık yedek subay öğreniminden sonra, Halıcıoğlu’ndaki İstihkâm bakım bölüğünde 6 ay asteğmen, 6 ay da teğmen olarak makinaların bakım ve tamiratları kısmında görev yaptı.

Bu görev esnasında, her yıl Türkiye’nin Amerika’dan istediği teçhizatların listesini hazırladı. Hazırladığı bu liste, Amerikan yardım heyetinin dikkatini çekmiş ve bir Amerikalı albay bu listeyi hazırlayan kişiyle görüşmek istediğini, okul komutanı Şeref ÖZDİLEK’e bildirmiştir. ÖZDİLEK Paşa bu Albay’ı alıp ERBAKAN’ın yanına getirmiş ve Albay, “ Siz bu güne kadar Amerika’dan yardım olarak, sadece “gizleme ağı, kürek sapı, kazma, vs.” gibi şeyler isterken, bu sene bakım bölüğündeki iş makinalarının tamiri için gereken çeşitli parçaları üretmek üzere tezgâhlar istemişsiniz. Bunları ne yapacaksınız ve nasıl kullanacaksınız? tarzında konuşunca, ERBAKAN Amerikan ordusunun kuruluş tüzüğünü açarak: “ Bizim yaptığımız görevi yapan Amerika’daki birliklerde bu tezgâhlar var da, biz de niçin olmasın? Diye karşılık verince, Amerikalı Albay söyleyecek bir şey bulamamış ve bu tezgâhlar Erbakan’ın girişim ve gayretleriyle Türkiye’ye getirilmiştir.

Askerlik görevinden sonra, tekrar Üniversiteye dönen Necmettin ERBAKAN, 1956 yılında Türkiye’de ilk yerli motoru imal edecek olan, 200 ortaklı Gümüş Motor Aş.’yi kurup faaliyete geçirmiştir.

ERBAKAN’da böyle bir fabrika kurma fikri, Almanya’daki çalışmaları esnasında, Türkiye Zirai Donatım Kurumu’nun sipariş verdiği motorları gördüğünde uyanmış ve planlarını ta o zaman tasarlamıştır.

Yurda dönünce hemen hazırlıklara girişmiş ve bugün pancar motor adı altında çalışan fabrikanın temelini 1 Temmuz 1956’da atmıştır. Gümüş Motor fabrikası 1 Mart 1960 tarihinde seri üretime başlamıştır.

Dönemin Başbakanı rahmetli Adnan MENDERES, 1960 yılı başlarında fabrikayı gezerken: “ Ben de çiftçiyim, bu motorları kendim kullandım. Bunun ne kadar büyük bir adım olduğunu çok iyi biliyorum. Türkiye de bunların yapılabileceğini görmek, beni son derece memnun etmiştir. Keşke ben bu fabrikayı 1960’da değil, 1950’de görseydim. O takdirde Sümer bank’ın bir çok fabrikalarını özel sektöre satar, oradan aldığım para ile Türkiye de Ağır Sanayi fabrikalarını kurardım” diyerek duygularını dile getirmiş ve Erbakan’a tebrik ve takdirlerini iletmiştir. MENDERES ayrıca, fabrikanın ihtiyacı olan 1.300.000 Dolar’lık dövizi de hiç bekletmeden, bir gün içinde tahsis ettirmiştir.

1960 yılında Ankara da yapılan sanayi kongresi’nde, Gümüş Motorun ürettiği makineleri ve parçaları tanıtan ERBAKAN, “Yeni hedefimiz, Türkiye’mizde artık yerli otomobillerin de yapılmasıdır.” fikrini dile getirmiş, o zaman yönetimde olan askerlerce kabul gören bu fikir üzerine, Eskişehir Demiryolları CER atölyesinde “DEVRİM OTOMOBİLİ” adıyla ilk yerli otomobilimiz ERBAKAN tarafından imal edilmiştir. Askeri yönetim ekibi, Gümüş Motor fabrikasını gezmişler, büyük hayranlık ve heyecanlarını ifade etmişlerdir. Bunun üzerine 200’e yakın General ve üst rütbeli Subay’a, ERBAKAN tarafından bir Sanayi Konferansı verilmiştir. “Türkiye’nin kalkınma ve savunma sorunlarını ve çözüm yollarını” dikkatle dinleyen Generaller, oldukça etkilenmişlerdir.

1965 yılında Profesör olan ERBAKAN, Şubat 1966 da Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanlığını üstlenmiş, 1968 Mayıs’ında Odalar Birliği İdare Heyeti Üyeliğine getirilmiş, Mayıs 1969’da ise, Odalar Birliği Genel Başkanlığına seçilmiştir. O zamanki Demirel Hükümeti, her türlü kanuni hükümleri hiçe sayarak ERBAKAN’ı polis zoruyla görevinden uzaklaştırma yoluna gitmiştir.

Necmettin ERBAKAN bunun üzerine siyasete atılmaya karar vermiş ve Milletvekili adayı olmak için Adalet Partisine müracaat etmiştir. Buradan veto edilen ERBAKAN, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak adaylığını koyup seçilerek meclise girmiştir.

Hoca, Türkiye Odalar Birliği Sanayi Dairesi Başkanı iken tanıştığı, aynı kurumda görevli olan, İktisat mezunu, iyi İngilizce, yeterince Almanca ve Fransızca bilen… Ülke ve dünyadaki gelişmeleri yakından izleyen olgun ahlaklı, anlayışlı, ağırbaşlı ve alımlı bir hanımefendi olan Nermin Erbakan’la 10 Ocak 1967’de evlendi.

1967’nin sonlarında büyük kızları Zeynep, 1974 Ekiminde küçük kızları Elif Hanımlar, 1979’da ise biricik oğulları Muhammet Fatih Bey dünyaya geldi.

Hoca, Odalar Birliğinde bulunduğu dönem de, Ankara’da bir arkadaşının Selanik Caddesi 9 nolu evini karargâh haline getirmiş, rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, Arif Hikmet Güner, Aslan Topçuoğlu, İsmail Hakkı Yılanlıoğlu ve Hasan Aksay gibi gönüldaşlarıyla gece yarılarına kadar “Türkiye’nin geleceği ve sorunlarının çözülmesi” konularını görüşüp plan ve projeler üretmişlerdir.

24 Ocak 1970 tarihinde, Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Nizam Partisini kuran ERBAKAN, 1971 Nisan’ında ihtilal yönetiminin de baskısıyla, Milli Nizam Partisi antidemokratik bir biçimde kapatılınca, tatil ve tedavi için kısa bir süre İsviçre ye gitmiştir.

Daha sonra, 11 Ekim 1972 yılında kurulan Milli Selamet Partisi, S. Arif Emre’nin resmi riyasetinde, Erbakan Hocanın ise tabii Liderliğinde girdiği 1973 seçimlerinde, 12 oyla 48 Milletvekilliği ve 3 Senatörlük kazanarak 51 parlamenter ile meclis’e girip, grup kurdu.

1974 yılında kurulan MSP – CHP Koalisyonunda, Başbakan yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerini üstlenen Necmettin ERBAKAN, böylece Türkiye`nin maddi ve manevi kalkınması yolundaki çalışmalarını da fiilen başlatmış oldu.

9 Aylık bir hükümet döneminin ardından MSP-CHP koalisyonunun bozdurulmasından sonra oluşturulan 4’lü koalisyonda da yer alan, MSP genel Başkanı Necmettin ERBAKAN, yine Başbakan Yardımcılığı ve Ekonomik Kurul Başkanlığı görevlerinde bulundu.

5 Haziran 1977 seçimlerinden sonra kurulan 3’lü koalisyonda da bu görevini devam ettiren ERBAKAN liderliğindeki MSP, böylece toplam 4 yıl süreyle hükümet ortağı oldu.

1978 yılı başından, 12 Eylül 1980’e kadar muhalefette kalan MSP’nin Genel Başkanlığını yürüten Necmettin ERBAKAN, 12 Eylül ihtilalinin getirdiği antidemokratik uygulamalar ve yasaklarla, Eylül 1987 yılına kadar politikadan resmen uzak tutuldu.

Eylül 1987’deki referandumla yeniden siyasi haklarını elde eden ERBAKAN, 19 Temmuz 1983 yılında kurulmuş olan Refah Partisi’nin; 11 Ekim 1987’de yapılan tarihi kongresinde, oy birliği ile tekrar Genel Başkanlık makamına oturdu. 20 Ekim 1991 seçimlerinde yeniden Milletvekili seçilen ERBAKAN, daha sonra Belediyeler devrimini gerçekleştirmiş ve nihayet 1995 Genel seçimlerinde büyük bir başarı kazanarak Refah’ı birinci parti konumuna getirmiştir. 29 Haziran 1996’da ise kurulan Refah -Yol hükümetinde Başbakanlığı üstlenen ve 1 yıl da çok önemli hizmetler gören ERBAKAN, malum merkezlerin hıyanetleri sonucu oluşturulan suni krizler yüzünden ve hile ile hükümetten uzaklaştırılmış, haksız ve dayanıksız gerekçelerle partisi kapatılmış, ama O büyük sandık ihtilalini ve tarihi demokratik değişimini gerçekleştirmek üzere şimdi son hazırlıklarına girişmiştir.

Eski başbakan necmettin erbakan vefat etti. Erbakan hoca vefat etti. Erbakan vefat etti, Necmettin erbakan, Necmettin erbakan öldü, Erbakan öldü, öldü erbakan, erbakan hoca ölmüş, necmettin erbakan hoca öldü, erbakan hoca, necmettin erbakan hoca, erbakan vefat etti,

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Avrupa’da Türk İzleri – 1 (Italya)

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Araştırmalar, Dünya, Genel, Tarih, Turizm, Gezi | Eklenme Tarihi : 20-02-2011

0

Bu Yazımda Avrupa Kıtasında bulunup Tarihinde ve Soyunda Türklük olan Halkları, Ülkeleri ve Şehirleri tanıtacağım. Bu Yazımı bölüm bölüm yazıp her bölümde başka bir Ülke-Halkı yazacağım…   Bu Yazımda, yani 1. Bölümde İtalya’yı ele alacağım…

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Sosyalist Türkçülük, Ulusal Komünizm ve Sultan Galiyev

Ekleyen DenizD | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 15-02-2011

2

Sultan Galiyev adı, 1960′lı yıllara gelinceye dek Türk Siyasal Yaşamında pek bilinmezdi. Galiyev’in adıyla beraber, ulusçuluk ve komünizm terimleri de birer söylem haline geldi” ise de ülkemizde sosyalizme Rus Ulusçuluğu ve emperyalizminin gözü ile bakanların etkin olması nedeni ile hep tepki gördü. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Hz.Muhammed’in Soyu & Türkler

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 14-02-2011

6

Beğendiğim Makaleler arasından bir Makale’yi sizle paylaşmak istiyorum… Hz. Muhammed’in Soyu ve Türkler!

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Battlefield 2

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Bilgisayar-İnternet, Eğlence, Genel | Eklenme Tarihi : 06-02-2011

2

http://www.fromvincent.com/wp-content/uploads/2010/05/Battlefield-2.jpegOyun, tek oyuncu modunda bilgisayar botlarına karşı veya çok oyunculu modda internetteki gerçek rakiplere karşı online olarak oynanabilmektedir. Günümüz modern savaş alanlarında geçen, FPS (birincil kişi vurucu) türünden bir oyundur. Kısaca BF2 olarak adlandırılır.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

SEVMEK, ÖZLEMEK VE İSYAN ETMEK

Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 25-01-2011

0

Aslında bu yazıma aylar öncesi başlamıştım ve yarım kalmıştı. Fakat bugün itibariyle tamamını sildim ve yeniden yazıyorum. İnsan bir şeyi ne kadar çok severse o kadar çok bağlanıyor ve ne kadar bağlanırsa o kadar ayrılıktan korkuyor ya. İşte bu gün korkularımla karşı karşıya kaldığım gündür. Bir insanı, bir hayvanı ya da her hangi bir şeyi seversin o kadar çok seversin bir gün ayrılacağın hiç aklına gelmez bile. Sonra başlarsın özlemeye ve özlem yerini isyana bırakır. Sürekli isyan ederken yakalarsın kendini. Hep tanrıdan bir şey istemişsindir ama bu son istediğin diğerlerinden daha önemlidir. İstersin ki bu zamana kadar bütün istediklerimden vazgeçtim. Sadece şimdi istediğimi yapsın yeter. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Dizi bağımlılığı

Ekleyen Tolga Kayasu | Kategorisi Edebiyat, Genel, Kadın - Aile, Yaşam | Eklenme Tarihi : 21-01-2011

0

Anlamadığım şeylerden biri de bu ülkedeki dizi hastalığıdır. Evet, hastalık çünkü bir süre sonra çözüme kovuşulmaz bir hal alıyor. Bir bağımlılık oluyor neredeyse. Tıpkı sigara gibi tıpkı alkol gibi bir bağımlılığa dönüşüyor. Bir de işin bir başka boyutu ülkemizdeki diziler tıpkı zararlı maddelerin verdiği gibi psikoloji bir etki veriyor. Fiziksel etkilerin yanında. Saatlerce televizyona takılıp kalmanın yanı sıra verdiği bel ağrıları, göz ağrıları çabası.

Bir de benim anlamadığım biz ağlamaya çok meraklıyız. Sanki hayatımız çok komik bir ağlamamız eksik diyip sürekli ağlamalı diziler seyrediyoruz. Yaprak Dökümü bitti diye sevinirken Öyle Bir Geçer Zaman Ki başladı. Bu dizide tıpkı Yaprak Dökümü gibi hüzünlü olmayan bir sahne yok neredeyse. Ben 5 dakika seyredince dayanamıyorum. Ne buhranlı dizidir öyle Yaprak Dökümü de böyleydi bu dizi de böyle. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF