Hamdullah Suphi Tanrıöver Kimdir ?

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Edebiyat, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 21-12-2011

1

Daha çok mütareke döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığı coşkulu konuşmalarıyla tanınan siyaset adamı şair ve yazar. 1885 yılında İstanbul’da doğdu. Tanzimat döneminin tanınmış bilim ve devlet adamlarından Apdülladif Suphi Paşanın oğluydu. Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) bitirdikten sonra ilkokul öğretmeni olarak çalıştı. Ayasofya Rüştiyesinde Hitabet ve Fransızca, Darülfünün-ı Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) Türk İslam Sanatı dersleri okuttu. 1920′de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisine Antalya Milletvekili olarak girdi. Aynı yıl ilk İcra Vekilleri Heyetinde Maarif Vekilliğine getirildi.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Edebiyat, Eğitim, Genel, Tanıtım, Tarih | Eklenme Tarihi : 09-12-2011

2

” Mehmet Akif Ersoy’u Anlamak konulu kompozisyon yarısması için yazdığım yazı”

Mehmet Akif Ersoy edebiyatımızın en büyük şairlerindendir.İstiklal Marşımızı yazmıştır.İyi bir Müslümandır vb vb. Kime Mehmet Akif ‘i sorsak bize aynen bunları söyler ve Mehmet Akif’i çok iyi tanıdığını zanneder.Bu tip insanlardan Mehmet Akif’i anlamasını beklemek mümkün değildir.

Mehmet Akif’i anlamak sadece hayatını öğrenip ‘’İstiklal Marşı’’nı ezberlemek veya ‘’aşırı dinci’’ olmak değildir. Zaten Mehmet Akif’te  ‘’aşırı dinci’’ değildir. Buradaki ‘’aşırı dinci’’ tabiri ile Mehmet Akif’inde hiç sevmediği ; İslam’ı iyi bildiğini zannedip, Hurafeler uyduran ‘’yobaz’’lar kastedilmektedir. Evet Mehmet Akif dinine bağlı  Müslümandı ama  ibadetlerini Kuran’ın ışığında yapıyordu. Bu yobazların sözlerine inanmıyordu. Zaten inansaydı Atatürk’ün yanında olur muydu? Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

10 Kasım

Ekleyen Serhat Yılmaz | Kategorisi Araştırmalar, Eğitim, Genel, Siyaset, Tanıtım, Tarih | Eklenme Tarihi : 18-11-2011

0

Bugun 10 Kasım

 

ATAM’ın ebediyete kavuştugu gün.

 

Ölümünün üstünden 73 yıl geçmesine rağmen bazı zihniyetlerin hâlâ onun liderlik zekasını ve büyüklügünü kabul etmemesi bu yazıyı yazmamın sebebi.

 

Neymiş efendim ATATÜRK içki içiyormuş.İçer kardeşim sanane.Madem o kadar dinine baglısın ; milletin karısının kızının orasına burasına bakıyorsun birşey olmuyor ATATÜRK içki içiyormuş diye ona ‘’kafir’’ diyorsun. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiye’nin Musul Vilayeti Petropolitiği*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Ekonomi, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 26-08-2011

0

“Irak’ın önde gelen ihraç ürünleri marul ve salatalık olsa ve büyük petrol sahaları da Güney Pasifik’te yer alsa idi, ABD’nin yine de bu ülkeyi özgürleştireceğine inanmak için bizim yönetenlere sıra dışı bir teslimiyetimiz gerekirdi.”(1)

Vietnam Savaşı, Arap-İsrail çatışmaları, Körfez, Kosova ve Irak Savaşı’ndaki insan hakları ihlallerine muhalif duruşuyla bilinen Noam Chomsky; 2003 Irak Savaşı’na ilişkin 2006 yılında böylesi bir açıklama getiriyor ve bu sözler bize; ABD Başkanı Jimmy Carter’ın 23 Ocak 1980 günü, “Basra Körfezi petrolüne erişim yaşamsal bir ulusal çıkarımızdır. Bu çıkarımızı korumak için ABD, askeri güç kullanımı da dâhil her vasıtayı kullanmaya hazırdır.”(2) deyişini hatırlatıyor.

Bugün dünya petrol rezervlerinin %69.7’sini(3) oluşturan, siyasi çalkantı ve askeri müdahalelerin çok sık yaşandığı Ortadoğu; bundan yaklaşık 1 asır önce büyük ölçüde Osmanlı Devleti sınırları içerisinde bulunuyor, sahip olduğu stratejik konum ve yer altı zenginlikleri bakımından sanayileşen devletlerinin ilgisini cezbediyordu. Dönemin bu özellikteki bölgeleri, devletlerin buralarda izlenen politikalarını ve üstü kapalı da olsa geleceğe ilişkin planlarını belirlemede etkili oluyordu. Zira bugün olduğu gibi, 1980’lerde ve 20. yüzyılın başlarında da buna ilişkin izler bulabiliyoruz. Bu konuda dönemin İngiltere Donanma Bakanı Walter Hume Long, 23 Mart 1920 günü yaptığı bir konuşmada şunları dile getirmiştir; “Dünyadaki bilinen petrol yataklarını ele geçirebilirsek, dilediğimiz gibi kullanabiliriz. Eğer, Büyük Britanya ‘ele geçirilebilir’ petrol sahalarına sahip olma fırsatını elinden kaçırırsa, Hükümet ‘ulusal çıkarlar bakımından en uygun zamanda harekete geçmemekle suçlanacaktır.’ Olağan dışı fırsatların eşiğindeyiz; ya biz bu kapıdan girmek için gerekeni yapacağız veya başkaları girecek ve geleceğin anahtarına sahip olacaklardır.”(4) Aslında Carter ve Long’un bu sözleri; devletlerin petropolitiği, ‘ulusal çıkar’ kavramıyla ne kadar yakın tuttuklarını gösterir ve zaten 21. yüzyılın Avrasya üzerinde mücadele ile geçeceğini söyleyen Bill Clinton da, 20. yüzyılın Ortadoğu petrollerine yönelik savaşlarla geçtiğini dile getirmiş ve belki de bu öngörüyle geleceğin anahtarına sahip olma konusunda ülkesinin ciddiyetini ortaya koymuştur. Bu noktada ‘ulusal çıkar’olarak görülen petrol politikalarının güç uygulayarak değil, uluslararası antlaşmalar nezdinde sürdürülmesi ve ülkelerin iç işlerine müdahale olmaksızın izlenmesi gerektiği de söylenmelidir. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Kamu Diplomasisi-1*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 31-07-2011

0

İletişim alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, aynı anda hem küreselleşen hem de yerelleşen dünyamızda zaman ve mekân kavramlarını birer değer olarak karşımıza çıkartıyor, soğuk savaş döneminin tek boyutlu ikliminden sıyrılan uluslararası sistem, her geçen gün demokrasi, etnisite, din ve insan hakları odaklı taleplerle karşı karşıya kalırken, literatüre çok uzun zaman önce giren ama son dönemlerde çok sık zikredilen kamu diplomasisi kavramı; uluslararası arenada artık sadece devletlerin değil kamuoyunun da önemli bir aktör olabileceğini, geleneksel diplomasi yönteminin yeterliliğini yitirdiğini, politik süreçlerin devletler arasında yaşanan bürokrasiye ek olarak, sivil toplum örgütleri ve halk kitlelerini de kapsadığını ileri sürmektedir.

Kültür ve tarihin, bilgi ve iletişimle tüm dünyaya yayılabilmesi, devletlerin iç ve dış politikada etkinliklerini ve çalışmalarını meşrulaştırmak için aktif bir kamu diplomasisi gütmelerine ve yerli- yabancı kamuoyu nezdinde imaj kaygısı taşımalarına neden olmuştur.

Joseph Nye, kamu diplomasisini yumuşak gücün bir kullanım alanı ve politikası olduğunu, otoriter devletlerin yerlerini demokrasilere bıraktığı bugünlerde, her ne kadar yabancı liderler ile dost olunsa da, halkın ve meclisin nezdinde olumsuz bir izlenim bırakıldığı anda liderlerin etkinliğinin kısıtlanabileceğini belirtmiştir. Nye, bu gibi durumlarda kamuoyunda hedeflenen diplomasinin, sonuçlar açısından, liderler arasındaki geleneksel küçük diplomatik iletişimlerden daha önemli hale gelebileceğini de eklemiştir.1 Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

20. Yüzyıl Başlarında Petrol ve Ortadoğu*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 29-07-2011

0

Petrol; insan hayatına girdiği andan itibaren günlük yaşamda birçok kolaylıklar sağlamış, dönemin şartlarına ve insanların ihtiyaçlarına göre kimi zaman harç malzemesi, aydınlanma, ısınma ve ilaç amaçlı kullanılmış, kimi zaman da ateş topu vb. silahlarla korku ve tehdit unsuru olmuştur. Dünya üzerinde bu değerli maddeye olan ilgi zamanla artmış, 19. yüzyılda ABD öncülüğünde, İngiltere, Fransa ve Hollanda gibi ülkelerce birçok şirket kurulup, sanayi devriminin doğal bir sonucu olan makineleşmeyle süreç içerisinde kömürün yerini alacak petrol için kıyasıya bir mücadele başlamış ve böylece 20’nci yüzyılın çatışma bölgelerini belirleyecek stratejinin özü oluşmaya başlamıştır.

Yaşanan tarihsel süreç içerisinde bu şirketlerin faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin sahip olduğu topraklar etrafında yoğunlaşmıştır. Jeopolitik konum olarak Osmanlı Devleti bir nevi petrol ülkeleri tarafından çevrilmiştir(1). Günümüz İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan devletlerinin ve diğer Ortadoğu ülkelerinin sahip olduğu petrol yatakları; 20’in yüzyılında başlarında İran’da petrol imtiyazı olan İngilizlerin ve ilgili diğer ülkelerin yönünü Osmanlı Devleti’nin topraklarına, özellikle de Irak sınırları içerisinde petrol bakımından zengin bir bölge olan Musul Vilayeti’ne çevirmesine sebep olmuştur.

Her ne kadar Lozan Görüşmeleri’nde batılı devletler bölgede azınlık problemi, dolayısıyla özgürlük meselesi olduğunu dayatmış olsalar da bu konunun ele alınışında Musul Vilayeti’nin sahip olduğu stratejik ve ekonomik(2) önemi görebiliriz. Zira 1926 yılı itibariyle Cemiyet-i Akvam temsilciliğiyle İngiltere ‘mandat’sı altındaki Irak’a bırakılan bölgede petrol lobilerinin etkisi göz ardı edilemez. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Suudi Arabistan’ın Sosyal, Politik ve Ekonomik Yapısı*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 26-07-2011

0

Şeriat yasalarının anayasa olarak kabul edildiği Suudi Arabistan’da, kralın hem yasama hem de yürütme yetkilerini elinde bulundurarak, kendisinin atadığı bakanlar kurulunun verdiği kararların yine kendisi tarafından veto edilebilmesi, ülkede herhangi bir siyasi partiye izin verilmemesi ve her yurttaşın dinleme oturumlarında krala şikâyetlerini iletebileceği yönündeki düzenlemeler, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ayaklanma yaşamış birçok ülkeden daha az demokratik bir rejime sahip olan S. Arabistan’ın, sadece nüfusun %25’ini oluşturan Şiilere karşı mezhepsel bir ayrımın değil, tüm vatandaşlarının tepkisini çekebilecek ülke yönetimine katılım hakkına yönelik eksikliğin de odağı olduğu görülmektedir.

Nüfusun büyük bölümünün başkent Riyad, Cidde, Mekke, Taif, Medine, Dhahran, Dammam, El Huber ve Hufuf gibi büyük kentlerde toplandığı ülkenin Basra Körfezi kıyısında Şii nüfus yoğunluk göstermekte, toplam nüfusun %97’sinin müslüman olduğu ülkede resmi dil olan Arapçanın yanında birçok lehçe de varlığını sürdürmektedir.

Ekonomisinin temeli petrole dayananan, ham petrol ve petrol ürünlerinin, devlet gelirlerinin %90′dan çoğunu oluşturduğu ülkede, başlıca petrol bölgeleri olan; El Huber, Ash Sharqiyah, Dhahran, Dammam ve Al Qatif’te petrolün büyük bölümü ARAMCO şirketi tarafından çıkartılmakta ve petrolden elde edilen kazançla; petrol yatakları, petro-kimya sanayisi ve yapay gübre üretimi gibi sanayi kolarının yanı sıra demir-çelik sanayisi, çimento sanayisi, besin sanayisi, vb. dallar gelişim göstermektedir. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Çanakakle Savaşı İnsanlık Örneği

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Anı - Hatıra, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 01-05-2011

2

Andre Lemoine’nin Bir Anısı

 

18 Martta batan Fransız gemisinden 20 kişilik bir denizci sahile çıkmaya muvaffak olurlar. Ama karaya ayak bastıkları anda Türk askerlerini de karşılarında bulurlar. Bu olayı Andre Lemoine şöyle anlatıyor:

“Sahile çıktığımız zaman bitkindik. Bir taraftan üzerimizden akıp giden mermiler, diğer yandan mayınlar… Korkulmayacak gibi değildi…. Üstelik şimdi kızgın düşmanla karşılaşmıştık… Bizi aldılar, ilerideki tepenin hemen ardındaki bir kulübeye götürdüler… İçlerinde subay yoktu… Üzerimizdeki ıslak elbiseleri çıkardık… Bize kaputlarını verdiler.  Sobanın başında ısındık. Az bir zaman sonra ekmek ve azık getirdiler. Kendilerinin tayınları olduğu belliydi. Karşılıklı yedik bunları… Çorba ikram ettiler.. Düşman değil müşfik kurtarıcılar gibi davranıyorlardı. Az sonra genç bir teğmen geldi. Güzel Fransızca konuşuyordu.

“Sizin için savaş bitti. Artık düşman değilsiniz. Biz zengin değiliz. Erlerim sizi ancak bu kadar ağırlayabilmişler…” dedi.

Daha sonra bizi aldılar ve Tekirdağ’a götürdüler.

Türklerin bu büyüklüklerini asla unutamam.” Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Çanakkale Savaşı Hatırası

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Anı - Hatıra, Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 30-04-2011

0

İşgalcilerin  Tek Başarısı

 

18  Aralık günü de son hazırlıkların tamamlanmasıyla geçti. Siperlerden geriye doğru kıyıyla inen yollara mayınlar yerleştirildi.  Bunların arasındaki daracık yol da un ve tuz dökülerek belirlendi.

Bu arada, siperlerde hâlâ asker olduğu izlenimi verebilmek için de tüfeklerin, kendi kendilerine ateş etmelerini sağlayacak bir mekanizma ile çalışması sağlandı. Tüfek bir yere sıkıca tesbit ediliyor, tetiğine de ip bağlanıyordu. İpin ucunda delik bir konserver kutusu vardı. Bunun üzerine de içini suyla doldurdukları bir başka kap yer alıyordu. Bunda alttakine damlayan suyla dolmaya başlayan kap yeterince ağırlaşınca tetiği düşüyor, tüfek te ateşlenmiş oluyordu. Bu usulün mum aleviyle harekete geçen bir başka şekli daha vardı.

Bu tüfekler öyle düzenlenmişlerdi ki, Anzak siperleri bütünüyle boşaldıktan yarım saat sonrasına kadar bile yer yer silah sesleri duyulmuş olacaktı. İngilizler’in Gelibolu Yarımadası’ndaki birliklerini geri çekmeleri başarıyla sonuçlandı. Aslında dev bir donanmayla geldikleri Çanakkale’de, düşmanların tek başarısı Gelibolu’yu bu şekilde başarıyla tahliyeleri olmuştur. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Avrupa’da Türk İzleri – 1 (Italya)

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Araştırmalar, Dünya, Genel, Tarih, Turizm, Gezi | Eklenme Tarihi : 20-02-2011

0

Bu Yazımda Avrupa Kıtasında bulunup Tarihinde ve Soyunda Türklük olan Halkları, Ülkeleri ve Şehirleri tanıtacağım. Bu Yazımı bölüm bölüm yazıp her bölümde başka bir Ülke-Halkı yazacağım…   Bu Yazımda, yani 1. Bölümde İtalya’yı ele alacağım…

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Liseler İçin Osmanlı Tarihi – 9

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-01-2011

0

KARDEŞLER ARASI TAHT KAVGALARI

a) Ankara Savaşı Sonrası

Ankara Savaşı’nda Osmanlı ordusu yenilmiş, Anadolu beyleri eski topraklarına sahip olmuşlar we Osmanlı şehzadeleri arasında saltanat mücadelesi.başlamıştı. Os­manlı tarihinde, kardeşler arasında on bir yıl (14Ó2-1413) devam eden bu mücade­le dönemine “Fetret Devri” denir.
Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı’na giderken, çocukları Süleyman, İsa, Mehmet, Musa ve Mustafa Çelebiyi de yanına almıştı. Bunlardan Süleyman Çelebi, savaşın kaybedildiğini anlayınca, önce Bursa’ya, daha sonra da Edirne’ye geldi. İsa Çelebi, önce Balıkesir taraflarında saklanmış; Timur’un çekilmesinden sonra Bursa’ya gele­rek padişahlığını ilân etmişti. Mehmet Çelebi ise, Amasya’ya çekilmişti. Musa ve Mus­tafa Çelebiler, Timur’a esir düşmüşlerdi. Timur, daha sonra Musa Çelebi’yi serbest bırakmış, Mustafa Çelebi’yi ise, beraberinde Semerkant’a götürmüştü. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Liseler İçin Osmanlı Tarihi – 8

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-01-2011

0

Ankara Savaşı’nın Sebepleri

1370 yılında Belh şehrinde hükümdar ilân edilen Timur, kısa zamanda İran, Kaf­kasya, Irak ve Azerbaycan’ı olarak, Osmanlı Devleti’nin sınırlarına iyice yaklaşmıştı.
Yıldırım Bayezid’in, Anadolu Türk birliğini kurmak amacıyla beylikleri ortadan kal­dırması, Kadı Burhaneddin Devleti topraklarıyla Malatya’yı alması, Osmanlılar ile Ti­mur Devleti’ni komşu hâle getirmişti. Çin üzerine sefere çıkmayı düşünen Timur, ge­ride Osmanlılar ve Memlükler gibi güçlü devletler bırakmak istemiyordu.
Timur, 1393-1394 yıllarında, Anadolu’nun doğusunda ve Irak’ta faaliyette bu- unduğu sırada, Anadolu beylikleriyle temas kurarak, onları itaate çağırmış ve ço­ğundan olumlu cevap almıştı. 1399 yılında Osmanlıların, Malatya ve Ebistan’ı alma- arı, Memlükler ile aralarının açılmasına sebep olmuştu. Bu durumu yakından izle­yen Timur, her iki düşmanını ortadan kaldırmak için zamanın geldiğine karar verdi. 1400 yılında Azerbaycan’da kışlayan Timur’un yanına gelen Anadolu beyleri, bağlı- ıklarını bildirip, Anadolu’ya sefer için Timur’u kışkırtmaya başladılar. Bu arada Ti­mur’un önünden kaçan Karakoyunlu hükümdarı Kara Yusuf ile Celâyirli hükümda- – Ahmet Celâyir de, Yıldırım Bayezid’e sığınmışlardı. Timur, bu iki hükümdarın -cendisine teslim edilmesini istedi. Yıldırım Bayezid, bunu kabul etmedi. Bu olay, Yıl­dırım Bayezid ile savaşmak amacında olan Timur için yeterli bir sebep oldu. İki hü­kümdar arasında sert mektuplar yazıldı. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Liseler İçin Osmanlı Tarihi – 7

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-01-2011

1

ANADOLU’DA SİYASÎ BİRLİĞİN KURULMASI

1. Murat Döneminde Anadolu’daki Faaliyetler

I. Murat, hükümdar olduktan sonra ilk seferini Ankara üzerine yaptı. 1354 yılın­da Süleyman Paşa tarafından alınan Ankara’da, güçlü bir Ahi teşkilâtı vardı. Karama- noğullarının teşvikiyle isyan eden Ahiler, Osmanlı kuvvetlerini buradan çıkararak, şehri ele geçirmişlerdi. I. Murat, Anadolu beylerine karşı bir güç gösterisi olarak, An­kara önlerine gelip, şehri ikinci defa aldı. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Liseler İçin Osmanlı Tarihi – 6

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-01-2011

0

Yıldırım Bayezid Döneminin Siyasi Olayları

I. Murat’ın Kosova’da şehit olması üzerine, devlet adamlarının ittifakıyla, yerine, büyük oğlu Bayezid geçti (1389). Bayezid, daha şehzadeliği sırasında, babasının yanında savaşlara katılmış ve bu savaşlarda büyük kahramanlıklar göstermişti. Savaşında gösterdiği ustalık ve çabukluk, ona “Yıldırım” unvanını kazandırmıştı.
Yıldırım Bayezid, Kosova zaferinden sonra Balkanlar’da ileri hareketlere devam etmek düşüncesindeydi. Ancak, Karamanoğlu Alâeddin Bey’in teşvikiyle Anadolu re merinin Osmanlılara karşı düşmanca bir davranış içine girmeleri üzerine Bayezid bir süre Balkanlardaki ilerlemeyi durdurdu.
Yıldirim Bayezid döneminde Balkanlar’daki başlıca gelişmeler şunlar olmuştur: Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Liseler İçin Osmanlı Tarihi – 5

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-01-2011

0

Balkanlarda Fetihler

I. Murat Döneminin Siyasî Olayları

Süleyman Paşa’nın ve ardından Orhan Bey in ölümü, Rumeli’deki Türk ilerleyişi­nin durmasına neden olmuştu. Bu durumdan yararlanan Bizanslılar, Çorlu, Burgaz ve Malkara’yı geri aldılar. Bu sırada Karamanoğullarfnın kışkırtmasıyla ayaklanan Ahiler, Ankara’yı ele geçirmişlerdi. Ayrıca, kardeşleri İbrahim ve Halil, I. Murat’ın hü­kümdarlığını tanımadılar. I. Murat (Hüdavendigâr), önce Ankara’yı geri aldı. Daha sonra kardeşlerini ortadan kaldırdı. I. Murat (Hüdavendigâr) (bk. Resim: 6), Ana­dolu’da güvenliği sağladıktan sonra, Rumeli’ye geçti. Çorlu, ikinci defa alındı. Evre- nuz Bey ve Hacı İlbeyi komutasındaki kuvvetler, İpsala, Dedeağaç, Malkara ve Dime- toka’yı aldılar. Sazlıdere’de (Babaeski ile Pınarhisar arası) birleşik Bulgar ve Bizans kuvvetleri yenilgiye uğratıldı. Balkanlar’da ilerlemeyi sürdüren Türk kuvvetleri, ve Gümülcine’yi aldılar. Balkanlara kesin olarak yerleşme siyaseti izleyen I. Murat, çok sayıda Türk ailesini Anadolu’dan Rumeli’ye getirerek yerleştirdi. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF