Coğrafya

Avrupalı kaşifler Kuzey Amerika ve Büyük Okyanus adaları yerlileriyle ilk defa karşılaştıkları zaman,  bu yerlilerin bazılarının çok kullanışlı  ve doğru haritalar yapmış olduklarını görerek hayrete düşmüşlerdi. Kuzey Amerikalı Kızılderililer haritaları ağaç kabukları veya hayvan derilerine çiziyorlardı. Marshall Adaları yerlileri ise bambu kamışlarıyla istiridye kabuklarından yararlanıyorlardı. Eski Mısırlılar ve Babilliler de yaptıkları ilk haritalarda bunlara benzer yöntemler kullanmışlardı.

O çağlardan beri insanlar yeryüzüyle ilgili önemli bilgiler edindiler. Bütün bu bilgiler yüzlerce harita, şema ve çizelgenin çok güç ve uzun süre çabalar sonunda toplanıp değerlendirilmesiyle elde edilebildi. Eratostenos gibi bilginler, Kristof Kolomb gibi ünlü kâşifler coğrafya çalışmalarına önderlik ettiler. Bugün üzerinde yaşadığımız ihtiyar dünyamızla ilgili daha geniş bilgi edinmek için hâlâ çalışmaya devam ediyoruz.

Coğrafya kelimesi Yunanca, Geografia kelimelerinden gelmektedir. Büyük yunan yazarı Homeros İlyada ve Odise isimli eserlerindeki hikayelerde o çağlarda dünyanın bilinen çeşitli bölgeleri ile ilgili coğrafya bilgileri verdiği için Coğrafyanın Babası olarak kabûl edilir. M.Ö 530 yıllarında Miletli Tales ve öğrencisi Anaximander, dünyanın düz bir tabağa benzediğini ve insanların okyanuslarla çevrili bir kara parçası üzerinde yaşadıklarını ileri sürüyorlardı. Bunu belirten bir harita da yapmışlardı. İlkçağ Yunan filozoflarından Pitagoras derslerinde dünyanın yuvarlak olduğunu ileri sürüyor ve bu fikir gittikçe yayılıyordu. Aristo’nun yaşadığı yıllarda dünyanın yuvarlaklığı için gösterilen delillerin bugün ileri sürülen delilerle hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz: Ay tutulmasında, Dünya’mızın Ay üzerine düşen gölgesinin yuvarlak oluşu, gemilerin deniz ufkundan yavaş yavaş ortaya çıkışı  gibi.. Bir süre sonra coğrafyanın iki ayrı kolda geliştiği görülür:  Birincisi, ülkelerin büyüklüğü, iklimi, konumu ve yüzey biçimleri ile uğraşan Ülkeler Coğrafyası; ikincisi de kıyı değişiklikleri, rüzgâr yönleri, denizin kabarma ve alçalmalarını inceleyen Genel Coğrafya.

Coğrafyanın Bir bilim Olarak Gelişmesi

Coğrafyanın bir bilim olarak gelişmesi öbür alanlardaki bilgilerimize oranla çok daha hızlı olmuştur. Daha M.Ö. 450 yılında Yunanlılar Cebeli Tarik’tan Hindistan’a; Asya bozkurtlarından Sudan’a kadar olan büyük bir bölge üzerinde çok geniş coğrafya bilgilerine sâhiptiler. Herodotos yazdığı tarih eserlerinde bu bölgelerle ilgili oldukça geniş bir bilgi vermiştir. Bugün, bu bilgilere coğrafya karakteri taşıyan  ilk yazılar gözüyle bakılmaktadır.

Yeni yeni bölgelerin keşfi çoğunlukla ekonomik ve askeri nedenlere dayanmaktadır. M.Ö.4’üncü Yüzyılda amber ve kalay aramak üzere yola çıkan Marsilya’lı Piteas’ı buna örnek olarak gösterebiliriz. Böylece Britanya adalarına ve eski yunan efsanesinde adı geçen Thule Adası’na ilk varan o oldu. Piteas, gerçekten İlkçağ’ın en büyük kâşifiydi. Büyük İskender’in doğuya yaptığı seferler, Asya ülkeleri üzerinde geniş çapta bilgi edinilmesini sağladı.

Osmanlı Türklerinde Coğrafya

Osmanlı İmparatorluğu’nun gittikçe büyümesi sonucu deniz coğrafyacılığı gelişme yoluna girmiş, Türk denizcileri Atlas ve Hint Okyanusları’na ulaşmış, 16’ncı Yüzyılın ilk yarısında iki Türk amirali deniz coğrafyası üzerinde önemli eserler vermişlerdi: Piri Reis ve Seydi Ali Reis. Piri Reis, Akdeniz için bir harita hazırlamış, Türk denizcilerinin geleneklerini ve kendi bilgilerini geniş ölçüde kattığı Kitab-ı Bahriye adlı eseri yazmıştır.  Hint Okyanusu’nda Portekiz’lilerle yapılan  bir deniz savaşından sonra karaya çıkmış ve Gücerât, Sind, Horasan, Irak’ı Acem, Maveraünnehir ve İran yoluyla Türkiye’ye dönmüş bulunan Seydi Ali Reis, gördüklerini Mir’atü’l-memalik adlı eserde toplamıştır.

17’nci Yüzyıl ilk yarısının coğrafya bilimi, osmanlı Türkleri’nde de Avrupa’dakine paralel bir gelişme göstermiştir. Bu çağda Kâtip Çelebi Türk’lerin coğrafya bilgisinde çığır açmış bulunan Cihan-nüma adlı eserini yazmıştır. Bu eser sonradan birçok Batı diline çevrilmiştir.  Yine 17’nci Yüzyılda Evliya Çelebi’nin Seyehatnâme adlı 10 ciltlik eseri de mübalâğalı olmakla beraber ülkeler coğrafyası yönünden önemli bir eserdir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>