Cümbüş Apartmanı

Çok eğlenceli bir apartman duyuru panomuz var. Adına twitter hesabı açsam haftası dolmadan binlerce takipçisi olur, tarihe ilk fenomen pano olarak geçer. Facebook’ta hayran sayfası açsam Justin Bieber’i bile kıskandıracak hayran sayısına ulaşır.

Panomuzun eğlenceli olmasının başlıca sebebi ise onu kullanan apartman yöneticimiz Sedat Bey. Kendisi efsanevi Bizimkiler dizisinin kıl yönetici Sabri Bey kıvamında bir insan. Sedat Bey aynı zamanda emekli bir hakim. Zamanında çok önemli görevlerde bulunmuş, karar mercii olmuş, korkulmuş, saygı duyulmuş biri. Lakin bu tip insanlar emekli olduklarında yıllarca taşıdığı tüm etiketler bir anda siliniyor, sezon sonu çeyrek fiyata düşen seri sonu elbise gibi oluyor. Ondan sonra gelsin eğlence, gitsin şamata.

Sedat Bey de yıllarca hakimlik yapmış, çok önemli kararların altına imzasını atmış, yurdun dört bir yanında görev yapmış bir hakim. Lakin emekli olunca o da epey bocalamış. Böyle insanları ruhsal bunalımdan kurtarmanın en iyi yolu onlara oyalanacakları bir meşgale bulmaktır. Nitekim biz de apartman olarak attan düşmüş Sedat abimizi eşeğe bindirelim dedik ve onu apartmanımıza yönetici seçtik.
Şimdi hay ona oy veren ellerimiz kırılaydı da yönetici seçmeseydik diyorum ama seçmiştik bir kere, kendi sonumuzu kendi ellerimizle hazırlamıştık.

Zaten elimiz mahkumdu buna, çünkü Sedat Bey kendinden önceki tüm yöneticilere adeta kabir azabı çektirmiş, kan kusturmuş biri. İşi gücü olmadığı için adam yedi gün 24 saat apartman gelir gider defterlerini inceliyor, en ufak açıkta apartmanı ayağa kaldırıyor, aleyhte propaganda yapıyordu. Sonunda eski yöneticimiz Hakkı Bey pes etti ve süresi dolmadan yöneticiliği bıraktı. Sedat Bey yıllar sonra tekrar karar merciine oturdu ve azap günlerimiz başladı.

Önceleri her şey normaldi. Biz apartman sakinleri olarak ayda bir aidatlarımızı veriyorduk. Karşılığında merdivenlerimiz siliniyor, asansörümüz bakım görüyor, hayatımız güllük gülistanlık geçiyordu. Lakin cicim aylarımız kısa sürdü. Sedat bey içindeki canavarı ortaya çıkardı. Eski hareketli günlerini özlemişti belli ki, merdiven silen kadınla didişmek, apartmana giren seyyar satıcılarla tartışmak yetmiyordu Sedat beye, adam kavga istiyordu, kargaşa istiyordu, manşetlik olay arıyordu.

Sonra panoya tuhaf yazılar asılmaya başlandı. YARIN ÇARDAKTA TOPLANTI VAR ÇOKKK ÖNEMLİ! İnternette büyük harfle yazmak bağırmak anlamına geliyorsa apartmanda da küfür anlamına geliyordu. Herkes panikledi, apartman olarak ne hata yapmıştık, gayet kendi halinde naif insanlardık.

Ertesi gün oldu tüm apartman eksiksiz çardağa doluştu. Yöneticimizin ÇOKKK ÖNEMLİ! Dediği şeyi duyunca hafif kıkırdamalar başladı.

-arkadaşlar, apartmana kimliği belirsiz kişiler girmekte.

Sanırsınız ufo girmiş apartmana, kimliği belirsiz kişi nedir be abicim.

-bu kişilerin tespiti için apartmana kamera sistemi kurmaya karar verdim.

E sen karar verdiysen bizi niye çağırdın?

-evet diyenler….kabul edilmiştir.

Evet kimse Sedat beyle en ufak bir polemiğe girmek istemiyordu. Adam zaten kavga çıkaracak polemik arıyordu, bu fırsatı ona vermemiştik çok şükür.

Paralar toplandı, kameralar takıldı. Lakin biz nerden bilecektik kameraların Sedat beyin oyuncağı olsun diye takıldığını. Meğer adam apartmanı BBG evi gibi izlemeye almak için taktırmış kameraları. Adam 7/24 evinden takibe almış apartmanı.

Kedi girse haberi oluyor, panoya hemen “apartmana kedi giriyor hadi toplantı yapalım çözelim bu meseleyi” yazıyor adam. Toz girse hemen panoya, “apartman kapısı altından toz giriyor, haydi çardağa!” yazıyor. Apartman olarak haftanın 4 günü toplantıdaydık. Her toplantıda da Sedat bey sazı eline alıyor. Apartmana giren kedi hakkında 5 saniye konuştuktan sonra. Ülke meselelerinden giriyor, küresel ısınmadan çıkıyordu. Apartman sakinleri olarak sakinliğimizi zor muhafaza ettiğimiz günlerdi, zor zamanlardı. Bardak dolmuştu ve taşmak üzereydi. Ve o gün geldi çattı.

O gün yine panodaki yeni bir toplantı ilanıyla karşılaştık. Bu sefer çok değişik bir konuyu görüşmek üzere toplanacaktık, eğlenceli olabilirdi. Ailede de en sinirlerine hakim olan ben olduğum için kaçamıyordum toplantılardan. Annem dizilerini kaçırmama uğruna, babam da yöneticiyi boğmama adına gitmiyordu toplantılara. Kardeşim ise yönetici konuşurken sürekli kıkırdadığından men edilmişti toplantılardan.

Çaresiz gittim toplantıya. Ulan gitme di mi, devamsızlıktan sınıfta mı kalacan, yok mu yazacak beni, ceza mı verecek, dairemizi tek ayak üstünde mi bekletecek, yok. Ama ben kaşındım, aslında itiraf etmek gerekirse biraz da hoşuma gidiyordu o absürtlük. Bir toplantıya katılıyor, sonrasında 1 hafta konuşulanları hatırlayıp kendi kendime gülüyordum, çok eğlenceliydi.

Gittik toplantıda yerimizi aldık, yine katılım üst düzeydeydi. Herkesle merhabalaştıktan sonra küçük çaplı bir şok yaşadım. Çünkü asker emeklisi bol atarlı komşumuz Yılmaz Bey de toplantıya gelmişti. Onun bu ilk gelişi, bizim son toplantımız olabilirdi. Ateş ve barut yan yanaydı. İnşallah mantıklı bir sebepten toplanmışızdır diye düşünürken , yönetici “Çok çok acil, ultra önemli, hayat memat meselesi!!” dediği toplantı sebebini açıkladı: “bazı dairelerin çocukları apartmana çöp atıyor”

Ulan çocuk bu, en fazla ne atabilirdi ki, kamyonla moloz mu boşaltmıştı bu çocuklar, uçak enkazı mı atmışlardı apartmana, en fazla bir iki çikolata ambalajı, niye büyütüyorsun be adam.

-Kamerada gördüm çocuklar çöp atmış apartmana, kimin çocuğu atmışsa çıksın açıklasın, yoksa ben kameradan gördüm, açıklar rezil ederim!

Allahım sen bizi koru, allahım Sedat bey’in kayışları gevşemekten yorulmuş, komple kopmuş bu kez. Şaka mıydı tüm bu olanlar, ne diyordu bu adam, üstelik emekli psikopat amcamız Yılmaz bey de vardı toplantıda. Üstelik çardakta değildik. Çardakta olsak bi olay olduğunda bahçe duvarından atlar kaçardım. Apartmanın bodrumundaydık, oksijen de azdı, herkesin sinirler bi gerildi, lakin yöneticimiz kayışı koparmıştı bir kere, durmuyordu adam.

-Ne biçim çocuk yetiştiriyorsunuz anlamıyorum ki, azıcık terbiye verin bunlara, işten güçten vakit ayırıp çocuklarınızla ilgilenmezseniz olacağı bu, yazıklar olsun!

Ve Yılmaz bey topa girdi, topa girdi demeyelim, topa tuttu diyelim.

-ulan sen kimsin de bize akıl veriyorsun allahın deli manyağııı!!!
-noluyo be, kendinize gelin Yılmaz Bey!
-yılmaz bey sıçsın lan senin ağzına, gel la burayağhhyy!! (bu repliğin sonunda Uçan Sabri gibi uçuyor Yılmaz Bey)
-ahğğyttkk!!(Burda uçan yılmaz yöneticinin üstüne kondu, yönetici acıyla inledi)
-huoopp beyleaaar yapmayın, bak olmuyor ama, birisi ayırsın kardeşim, ayıp yea!(burda 30 apartman sakini de olaya müdahale etmeyip yalandan bağırıyor, yönetici dayağı yedikçe tüm sakinlerin içindeki yağlar eriyor)

Ve ertesi gün duyuru panomuz: ULAN YAZIKLAR OLSUN, İNSAN Bİ AYIRIR!

Kaynak :  http://istiklalsu.blogspot.com

Serhat Yılmaz
http://www.facebook.com/YlmzSrht
http://twitter.com/roSerhatyilmaz
http://srhtylmz24@gmail.com

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

1 Yorum Yapıldı

  1. Feriha

    29 Haziran 2011 at 12:09

    çok eğlenceli bir yazıydı okurken çok zevk aldım :)