Daha İyi Bir Türkiye İçin

Türkiye’de eğitim sistemi bozuk demişimdir her zaman. Ben bir öğrenciyim ve öğrencilerin sorunlarını az çok biliyorum. Öğrenci neden ders çalışmaz, öğrenci okuldan neden kaçar, öğrenci derste niye uyur, öğrenci neden istenilen seviyede değildir. Bu soruların yada sorunların cevabı ve çözümü öğrencilerde değildir. Sorun öğretmenlerde ve/veya milli eğitim sistemindedir.

Türkiye’de başarılı olan öğrencilerin yüzdesi başarısız olanların yüzdesinden küçüktür. Tabi bu sizin başarı anlayışınıza göre değişebilir. Bu bilimsel bir yazı olmadığı için kesinlik yoktur. Yani benim söylediğim yüzde TÜİK istatistiklerinden alınmamıştır. Bu benim görüşümü belirtir.

Öğrencinin başarılı olabilmesi için kolaylıkla yapılabilecek şeyler vardır.

Başaranlar nasıl başarıyor

Ülkemizde farklı eğitim kurumları vardır. Liseler – Anadolu Lisesi, Fen Lisesi, Öğretmen Lisesi, Meslek Lisesi, Düz Lise, Anadolu Teknik Lise ve Teknik lise olmak üzere farklı eğitim politikası uygulamaktadır. Bunların dışında liseler varsa durum daha vahim. Hem benim açımdan hem Türkiye açısından.

İşte bu liseler arasında insanların kafasında meslek liseleri başarısız öğrencilerin oluşturduğu lise olarak görülür. Anadolu Liseleri – Fen Liseleri – Öğretmen Liseleri ise başarılı öğrencilerden oluştuğu düşünülür. Bu doğrudur Anadolu Liseleri, Fen Liseleri ve Öğretmen liseleri sınavdan iyi puan almış öğrencilerden oluşur. Buda okulun kalitesini arttırır.  O öğrenciler kendilerini çalışmaya vermişlerdir. Ama malesef meslek liseleri yeteri kadar önem görmemektedir. Bunun temel nedeni ise “Bu çocuk okumaz bari meslek lisesine gitsin elinde mesleği olsun” anlayışıdır.  O okullara giden çocuklardan bir beklenti yoktur. Öğrenci kendisinden birşey beklemeyen ailesine karşı bir sorumluluk duygusu hissetmez ve başarı elde etmeye çalışmaz.

Yani bir öğrenci eğer birilerinin kendisinden bir şey bekleyenlerin varlığını bilirse başarabilir. Yani öğrencinin başarısı için önce ailesinin sonra öğretmenlerinin ona inanması ve yapabileceğine inandırması gerekir. Eğer çocuğa sen aptalsın, sen salaksın, senden bir halt olmaz derseniz gaza getiremezsiniz.

Ailenin başarıda etkisi

Bir öğrencinin başarılı olabilmesi için ona inanan ailesi olması gerekir. Ama bu yeterli değildir. Bir öğrenci evde yaşanan sıkıntılardan etkilenir. Ailede yaşanan kavga, tartışma öğrenciyi etkiler. Başarıyı düşürür.  Her akşam baba ve anne o gün yaptıklarını anlatmalıdır. Çalışan baba o gün ne yaptığını anlatırken çektiği sıkıntıları dile getirmelidir. Eğer baba üniversite mezunuysa ve okuduğu bölümün işini yapıyorsa işinin güzelliğini anlatmalıdır. Okuduğu için rahat çalıştığını veya okumadığı için zorlandığını anlatmalıdır. Anne çalışıyorsa aynı durum geçerlidir.  Eğer ev hanımıysa evde yaptığı işleri anlatmalıdır.

Yani özendirme ve uyarma gerçekleşir. Eğer baba okuduğu için rahat olduğunu anlatırsa çocuk okumaya yönelecektir. Eğer baba okumadığı için rahatsız olduğunu anlatırsa çocuk yine okumaya yönelecektir.

Çocuğun bu sıkıntıları kendi başına görmelerini beklemeyin. Konuşmak her zaman faydalıdır.

Öğretmenin başarıda etkisi

Bir öğretmen konuyu anlatırken çocukların seviyesine inmelidir. Üstünkörü ders anlatılmaz. Öğrencilerin taleplerine cevap verilmelidir. Derste öğrenciler konuşuyorsa bu öğretmenin eksikliğini gösterir. Yada konunun gereksizliğini. Öğrenci istemediği şeyi dinlemez, öğrenmek istemez. Öğrenci şayet derste uyuyorsa ya ailesinde bir sorun vardır ya sevgilisiyle bir sorunu vardır yada dersle ilgilidir. Bunu tespit etmek için gözlem gerekir. Eğer bir gün boyunca bütün derslerde uyuyorsa sıkıntısı vardır. Konuşulmalıdır. Eğer bütün sene boyunca aynı derste uyuyorsa dersi sevmiyordur. Ders sevdirilmeye çalışılmalıdır. Eğer bütün derslerde bütün sene boyunca uyuyorsa ciddi sıkıntıları vardır uzmana yönlendirilmelidir. Burada öğretmene düşen görev ise gözlemdir. Her öğrenciyi tek tek gözlemlemelidir.

Öğrenme nasıl kolaylaştırılır.

Bir öğrenciye bir konuyu öğretecekseniz önce ne işe yaradığını anlatmalısınız. En kolayından örnek veriyorum. Bir çocuğa toplama işlemini anlatacaksanız önce onu nasıl kullanacağını anlatmalısınız. Eğer toplama işleminin özelliklerini saymadan önce ” Bu konuyu bilirseniz size borcu olanlardan toplamda kaç para alacağınızı bilirsiniz ”  derseniz ilgi artacaktır.

Bugün Türkiye genelinde bir araştırılma yapılsa mesleği dışında öğrendiklerini hatırlayan 100 kişi bulamazsınız. Eğer mesleğinde kullanmıyorsa hiç bir şekilde hatırlamaz. Bu isterse gece gündüz ders çalışan biri olsun. İşine yaramıyorsa hatırlamaz. Beynin yapısı bu şekildedir. Beyin böyle çalışır.

Ders kitaplarında her konudan önce konunun nerede işe yarayacağı yazılmalıdır. Eğer konudan önce yazacak bir şey bulamıyorsanız konunun gereksizliğini tespit etmiş olursunuz. Bizim sistemimizde liseler ayrı ayrı olduğu için bu yapılır. Fen Lisesinde okuyan birinin derinlemesine edebiyat bilmesine gerek yoktur. Mesela meslek lisesinde elektrik elektronik teknolojisi okuyan bir öğrenciye kimyanın atom konusunu öğretmenize gerek yoktur. Elektronları anlatın yeter. Orbitaller konusuna hiç gerek yoktur. Dedim ya ben öğrenciyim bu sorunların farkındayım. Ben orbitaller konusu anlatıldığında dersi dinlemiyorum. Sıkılıyorum ya konuşuyorum yada uyuyorum.

Bu genelde böyledir.  Gereksiz konular fazla. Bu sebepten dolayı haftalık ders saati artmakta. Bir öğrenci için en fazla haftada 30 saat ders verilmelidir. Geriye kalan vakitte günde en az 1  en fazla 2 saat olmak şartıyla hobi merkezlerinde veya meslek kurslarında eğitim zorunluluğu getirilebilir. Yani çocuk hem temel eğitim almış olacak hemde boş durmayacak kendini eğlendireceği, yetiştireceği bir işle ilgilenmiş olacaktır.

Öğrencinin vakitlerini okulda harcamak yerine sosyal etkinliklerde harcaması ülkenin menfeatinedir.

Okula değil etkinliğe önem verilmeli

Bir okulda bir öğrencinin öğrenebileceği şeyler sınırlıdır. Ders konularının dışında hiç bir şey öğrenemez. 20 yıl sonra kullanmadığı bilgileri hatırlamaz yani öğrettikleriniz boşa gider. Boşa giden onca yıl vakit kaybıdır. Ama öğrenci haftada 30 saat okula gider, 10-15 saat sosyal etkinliğe, hobiye ve meslek kurslarına ayırırsa 20 yıl sonrada işine yarar 50 yıl sonrada. Vakitler boşa harcanmamış olur.

Bir öğrencinin sahip olması gereken günlük program örneği ;


Programdaki Hobi Merkezleri, Sanat Merkezleri, Sosyal Etkinlik Yerleri ve Meslek Kursları özel değildir. Yani bunlar devlet tarafından karşılanmalıdır.  Şuanda zaten bu merkezler var ancak öğrencilere yetecek şekilde arttırılmaları gerekli.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>