Devletçi Ekonominin Başarısı

Türkiye’de Kemalist Devrim sürecinde Devletçi ekonomi programı uygulanmıştır. Daha sonra Demokrat Parti ile Türkiye liberal ekonomiyi ilk defa tanıdı ve ondan sonra da hep böyle devam etti. Türkiye’de CHP’den sonra genellikle hep sağcı partiler iktidara geldi ve ekonomimiz tamamen dışa bağımlı kaldı. Şimdi sizlere çeşitli belgelerle anlatacağım. Devletçilik, ülkenin genel ekonomik faaliyetlerinin düzenlenmesi ve veya özel sektörün girmek istemediği yetersiz kaldığı ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara girmesini öngören ilkedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusal ekonomiyi, sağlam temeller üzerine oturtma amacına yönelik olarak ve İktisaden zayıf bir ulus, fakirlik ve sefaletten kurtulamaz. Toplumsal ve siyasi felaketten yakasını kurtaramaz. Felsefesine dayalı olarak Atatürk İlkeleri arasında yerini almış olan ilkedir.

Atatürk bu ilkenin amacını “Bizim güttüğümüz ‘devletçilik’ bireysel çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanlarda, devleti fiilen ilgilendirmektir.” diyerek açıklamaktadır. Atatürk, Devletçilik ilkesini, Halkçılık ilkesi ile bağlantılı olarak değerlendirmektedir. Yoksul, yüzyıllardır ihmal edilmiş olan halkın kalkınması ve çağdaş yaşam düzeyine ulaşması için 1923 – 1930 yılları arasında, kalkınma için gerekli yatırımları yapması özel girişimcilerden beklendi. Ama bu işlevi yerine getirmeye özel kişilerin yeterli parası, yeterli deneyimleri ve yeterli teknolojik birikimi olmaması yanında Dünyayı sarsan 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, liberal ekonomi politikalarının başarısızlığını vurguluyordu. Ülkeyi kalkındırmak, halkı çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için “Devletçilik” ilkesini benimsedi. Böylece hem üretim arttırılacak, sanayi gerçekleştirilecek, hem de hakça bir paylaşım yapılacak ve ekonomik gücü kullanan bir sınıfın halkı ezmesine olanak verilmemiş olacaktı. Türk Devrimi, tekelci eğilimi olmayan ulusal nitelikli özel girişimciliğin, gelişip güçlenmesine özel önem verir ama bağımsızlıktan ödün vermeyen bir devletçiliğe dayanır. Siyasette olduğu gibi ekonomide de, yönlendirici ve belirleyici olan Kemalist devletçilik, ne Rusya’daki kollektivist devletçiliğe, ne de, Batı’daki mali sermaye egemenliği altındaki oligarşik devlet faaliyetlerine benzer. Öncelikle Kemalist Devrim’in ekonomi alanında yaptığı yeniliklere bakarsak daha iyi anlarız.
İzmir İktisat Kongresi, Türkiye ekonomisine yön veren üretici, devlet ve tüketici birimlerini biraya getirerek, ülkenin ekonomik alanda neler yaptığı ve yapması gerektiğinin tartışıldığı kongredir. Bu kongrede önemli kararlar alınmıştır. Bunlar: 
1.Hammaddesi yurt içinde olan endüstri kollarının kurulması.
2.Özel girişimcilerin desteklenmesi.
3.Yatırımcılara kredi sağlayacak bankaların kurulması.
4.Günlük tüketim mallarına öncelik verilmesi.
5.Özel teşebbüsün(Liberalizm) gücünün yetmediği durumlardı devletin(devletçilik) öncülük etmesi
6.Önemli kuruluşların ulusallaştırılması.
7.Yerli malı kullanımı teşvik edilecek(milliyetçilik)
8.Yerli malların kara ve deniz taşımacılığında ucuz tarife ile taşınması sağlanacak(Yerli malının rekabet gücü artırılıyor)
9.Gümrük vergileri yerli sanayiyi koruyacak şekilde düzenlenecek
10.Demir yolu yapımı programa bağlanacak
11.İşçi hakları genişletilecek. Sendikal haklar verilecek
12.Teknik eleman yetiştirilmeye önem verilecek

Anlaşıldığı gibi Kemalist Devrim bunları gerektirmiştir. Buradan da anlaşılacağı gibi çok iyi bir ekonomi politikası uygulanmıştır. Daha sonra daAşar vergisi kaldırılarak zaten fakir olan köylünün mallarına el konulmamış bu sayede halkın da devletçiliğe olan inancı arttırılmıştır. Burjuva diyenler utansın! Daha sonra da çiftçinin tarıma özendirilmesi programı uygulandı ve hem istihdam oluştu hem de üretim sağlandı. Üretimin büyük kısmı da köylüler de kaldı. Yani ne ezilen olmalıydı ne de ezen!

Daha sonra da ilk örnek çiftlikler kurularak çiftçi özendirildi. Bunda en büyük pay Atatürk’ündür. Atatürk Orman Çiftliği hikayesini herkes bilir. Çok kurak bir yerde harika bir çiftlik kurmuştur Atatürk ve doğaya olan sevgisini herkese kanıtlamıştır.

Elbette tarımda en önemli faaliyet “TARIM KOOPERATİFLERİ”nin kurulmasıyla başlanmış oldu. Şimdiki adı Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köy İşleri Bakanlığıdır.

Sonra da Kabotaj Kanunu yapıldı.

Bu kanunun içeriği: 
Bir devletin,  kendi limanları arasında deniz ticareti konusunda tanıdığı ayrıcalık; Bu ayrıcalıktan yalnızca yurttaşlarının yararlanması, millî ekonomiye önemli bir katkı sağlayacağından, devletler yabancı bandıralı gemilere kabotaj yasağı koyma yoluna gitmişlerdir.

Bazı uluslararası sözleşmelerde de kabotaj yasağı koyma yetkisine ilişkin hükümler yer alır.

Osmanlı Devleti’nin kapitülâsyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine tanıdığı kabotaj ayrıcalığı, Lozan Barış Antlaşması’yla 1923 yılında kaldırıldı. 20 Nisan 1926 tarihinde de kabul edildi. Kabotaj Kanunu 1 Temmuz 1926”da yürürlüğe girdi. Bu yasaya göre, akarsularda, göllerde, Marmara denizi ile boğazlarda, bütün kara sularda ve kara sular içinde kalan körfez, liman, koy ve benzeri yerlerde, makine, yelken ve kürekle hareket eden araçları bulundurma; bunlarla mal ve yolcu taşıma hakkı Türk yurttaşlarına verildi. Ayrıca; dalgıçlık, kılavuzluk, kaptanlık, çarkçılık, tayfalık ve benzeri mesleklerin Türk yurttaşlarınca yerine getirilebileceği belirtildi. Yabancı gemilerin yalnız Türk limanlarıyla yabancı ülkelerin limanları arasında insan ve yük taşıyabileceği kabul edildi.

Kabotaj bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkıdır. Türkiye’de 1 Temmuz Kabotaj bayramı olarak kutlanır. Fransızcadır.

Sanayinin Kemalist Devrim ile %97 arttığını biliyorsunuz.

Bunun nedeni Sanayi Teşvik Kanunudur. Sanayi Teşvik Kanunu, sanayi yatırımı yapacak işletmelere muafiyet, imtiyaz ve teşvik sağlamayı amaçlayan yasadır.

Yasanın çıktığı dönemde özel girişimcilerin elinde yeterli sermaye bulunmadığı gibi mali ve teknik bilgi yetersizliği ve uluslararası mali işlerde deneyimsizlik yasadan yeterince yararlanılamamasına neden olmuştur. Yasanın istenen sonucu vermemesi üzerine devletçilik ilkesinin yürürlük alanı genişletilmiştir.

1929 yılında Mustafa Kemal Atatürk döneminde topraksız halka toprak dağıtmak amacıyla çıkarılan kanundur. Böylelikle ülke toprakları verimli hale getirilecek ve topraksız köylü kalmayacaktı. Ancak dünyada ekonomik kriz çıkınca başarılı olunamamıştır ve bazı geri kafalı zihniyetler isyan çıkartarak engel olmuştur. Bu yüzden eski solcular Kemalizm’i üst yapı devrimi diye eleştirmektedir. Ama önemli olan niyettir ve amaçtır. Böyle diyenler amaçlara Onlara bu yazıyı defalarca okumalarını öneriyorum.

Ekonomik krizle birlikte şimdiki hükümet gibi değil de adam akıllı çalışmalar yapan CHP I. ve II. Kalkınma Planları hazırladı. Darısı AKP’ ye.

Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün Kurulması ve Ticaret ve Sanayi Odalarının Kurulması Kemalist Devrimin başarısını gösterir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>