Eski Çağda Tıp

Antik Çağ Tıp Tarihi

Her kültürde tıp erken gelişmiştir denilebilir. İnsanoğlu pek çok konuda olduğu gibi sağlık konusunda da gözleyerek, deneyerek, kuşaktan kuşağa aktararak bilgileri biriktirdi. Sihir, büyü gibi bilim dışı alanlardan deney, gözlem, sonuç çıkarma yoluyla bilim alanlarına birikimini taşıyarak tıp biliminin temel bilgilerini, insan tanıma yöntemlerini geliştirdi. Kuşkusuz tüm bu eylem sırasında çevrelerini çok iyi gözlemlediler. Savaşta, avda sakatlanmalar ve yaralanmalar, hayvanlarının hastalanmaları, doğum olayları onlara hep yeni bilgiler kattı.

Yaşanan bu tür olaylar da kuşkusuz becerikli, iyi gözlemci ve daha pek çok yeteneklere sahip ” iyi edici ” bireylerin sivrilmesine neden oldu.

Belki her zaman başarı yoktu, ama başarılanlar olumsuz sonuçları unutturacak kadar etkili olmuştur. Biraz deneyim, biraz gözlem, biraz sihir büyü karıştırarak elde edilen başarı, toplum içinde yeni bir sosyal sınıf oluşturdu. Bunlara büyücü, hekim, şaman vb. pek çok ad verilebilir. Ama en eski uzmanlık kollarından biri olduğundan kuşku yoktur.

Eski Çağda Tıp

Tarih öncesi döneme ait birçok kafatasına terepenasyon (cerrahi bir alet ile kafatasını delmek), izlerine rastlanmıştır. Kemikte açılan delikten yapılan müdahalenin başarılı olduğu ve hastanın iyileştiği, yara çevresinde oluşmuş kemik dokusunun varlığı ile, kesinlikle belli olmaktadır.

Bu işlemin beyne gelen bir basıncı kaldırmayı amaçladığı anlaşılmaktadır. Kazılarda bulunan bazı gereçler, oldukça gelişmiş tekniğe sahip bulunduklarını gösteriyor.

Yaralanmalarda, kırıklarda iyileştirme için kullandıkları yöntemler ve gereçler olduğunu kazı buluntularından öğreniyoruz. Ayrıca çeşitli hastalıklara karşı kullandıkları bitkiler, onlardan yaptıkları ilaçlar, merhemler de iyi bir gözlem geleneğini yansıtmaktadır.

Dünyanın en eski kültürlerinden birine sahip olan Mısır’da tarih öncesi çağlardan gelen gelişmiş bir anatomi ve tıp bilgisinin varlığını mumyalanmış örneklerden ve zengin duvar resimlerinden öğreniyoruz. Ama bunların çoğu bilemediğimiz bir çağdan beriye yarı dinsel bir uygulama olarak süregelmiştir. Sakkara’da 6. sülale dönemine ait (yaklaşık M.Ö. 2620 yılları) mezar duvarlarında ki resimlerde bu türden operasyon örnekleri görülüyor.

Mısır Tıbbı – Mısırda Tıbbın Tarihsel Gelişimi

Mısır’da adını bildiğimiz ilk büyük hekim İmhotep’tir. M.Ö. 3000 yıllarının sonunda yaşamış olan bu kişi Firevun Zoser’in veziri, fizikçi, mimar ve astronomdu. Sakkara’da ki basamaklı piramidin mimarıdır. Daha sonra tanrılaştırılmış ve tıbbın tanrısı sayılmıştır.

Mısır tıbbında bir başka önemli isim, yine 6. sülale çağındandır (M.Ö. 2600). İris adlı bu kişinin mezar yazıtından, firavunun başhekimi, sarayın göz uzmanı, mide ve bağırsak hastalıkları konusunda da ehil olduğunu öğreniyoruz.

Bu güne kadar 10’a yakın, tıbbi metinleri içeren papirüs bulundurmuştur. Bunlar M.Ö. 2000 ile 1000 yılları arasında yazılmış belgelerdir. En eski olan ikisi, ki biri Kahun diğeri Gardiner Papirüsü adı ile anılır, kadın hastalıkları ve çocuk hastalıklarını ele alır.

En önemli diğer ikisi ise bulanların adı ile Smith ve Ebers Papirüsleri olarak adlandırılır. M.Ö. 1600 yıllarında yazılmışlardır. Bu çağ Mısır’ın askeri ve siyasal açıdan en güçlü çağıdır.

Bunlardan Ebers Papirüsü en uzun olanıdır. 20.23 metre uzunluğundadır ve içinde 877 reçete vardır.

Mısır tıbbının tarihsel gelişiminin tamamı için lütfen linke tıklayın.

Mezopotomya’da Tıp Tarihi

Mezopotamya denilince kuşkusuz akla Sümer, Babil ve Asur gelir. Bu bölge kültürü, tarih ve arkeolojisi üzerine birçok bilgiye sahip olmamıza karşılık, tıp alanında aynı kaynak zenginliğine sahip değiliz. Örneğin Babil’in tıbbı konusundaki sınırlı bilgiler Asur Kralı Asurbanipal, arşivinde bulunan (M.Ö. 688-626) bazı belgelerden gelmektedir. Sarayın Akadlı yazmanları büyük bir olasılıkla bilgileri eski Babil ve Sümer kaynaklarından derlermişlerdir ki bu da bizi erken çağ olarak M.Ö. 3000 yıllarına götürür.

Asur belgeleri Sümerce yazılmışlar, Asurlu hekimler de bu Sümer formüllerinden ve reçetelerinden yararlanmışlardır; çünkü o dönemlerde Sümerce, yüksek tabaka Asurlularınca, tıpkı yakın çağların Latince modası gibi öğrenilip kullanılıyordu. Pişmiş toprak tabletler üzerindeki bu metinlerde tıbbi konular, hastalıklar çok özet olarak belirtilmiş ve açıklamadan çok, neler yapılacağı anlatılmıştır. Buna dayanarak öğretimin daha çok sözlü olduğu, uzmanlarınca kabul edilmektedir. Bilgi ustadan çırağa, uygulama sırasında, söz ve eylemle aktarılıyordu.

Tıpla ilgili bu tabletler içinde bir tanesi, Konstantinopolis(İstanbul) Tableti adını taşıyanı, bir vakayı ve tedavisini ele alır. Çok kısa olan bu tablette bir akrep sokması ile meydana gelen olay ve alınacak önlemler anlatılır.

Mezopotomya’da Tıp Tarihi’nin devamını okumak için lütfen linke tıklayın.

 

Not : Bu yazı dizisinin kaynağı Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınlarına ait Sayın Ümit SERDAROĞLU’nun kaleme aldığı Eskiçağ’da TIP kitabıdır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>