GEÇMİŞE KIRMIZI, GELECEĞE YEŞİL IŞIK

Biz hala neden şu eskilerden sıyrılıp çıkamıyoruz. Hayır, tamam eskilerde yaşayalım. Fakat ufkumuzu geniş tutalım hiç değilse. Eskiler iyidir. Eskiler bana hep saflığı sadeliği anlatmıştır. Zihniyetimizi taze tutalım. Zamana, gerektiği kadar uyalım yeter. Bırakmayın zihniyetinizi ta oralarda. Geçmiş yaşanmış bitmiş. O zamanın şartları öyleymiş, öyle gerektiriyormuş ve sizde öyle davranmışsınız belli. Fakat zaman büyüyor, tıpkı bizler gibi. Bakın bize, biz hala parmağını emen, meme isteyen çocuklar değiliz. Sen siyasetçisin, sen yazar, sen çizer, sen esnaf, öbürü şoför ve diğeri emekli vs. vs. Gördünüz mü bizler bir hayli yol almışız. Peki, biz ilerlerken, zaman ilerlerken etraf, eş, dost kendini yenilerken ve ilerletirken biz neden hala düşüncelerimizi, görgülerimizi ve anlayışımızı geride bırakıyoruz. Çok mu ağır bunu taşımak ya da yanından ayırmamak. Tamam, çok geniş olamayız bizim kanımızda var atamızda var biliyorum biz böyle bir toplum, öyle bir tarihin geri kalanlarıyız maalesef. Tarihimizle her zaman yüzleşiriz biliyorum. En sevdiğimiz tarihselleştirilmiş sözcükler “eskiden bütün buralar benim dedeminmiş. Bilmem nerenin yarısı bizimmiş. Senin ecdadın dünyaya hükmetti.” Hani! Sende ne var hepsi dedeninmiş, atanınmış. Bırakın artık zaten her türlü geçmiş ve gelecek karşılaşmasından kaybetmişsiniz maçı. Biraz daha aşın kendinizi. Duyguya, düşünceye ve görgüye önem veren anlayışla karşılamaya çalışan olalım, en azından bir kere denesek ne çıkar?
Biz artık öyle bir boyuttan öyle bir kapı aralığından bakıyoruz ki olaylara, kapısı kilitli olmayan odaya hapsetmişiz kendimizi, üstelik kapı aralık. Anlamıyorum, ya farkında değiliz aralığın, ya da farkındayız da, içinde bulunduğumuz durum içten içe hoşumuza gidiyor. Tabi ki bilemeyiz kimsenin içini ama yanlışlık var bu gidişte. Yardım severlik bitmiş bir kalabalık görüyorum, aşk bitmiş bir kalabalık yığını görüyorum, sevginin azaldığını saygının yitirildiğini, korkunun, şiddetin arttığını ve bol bol yargısız infazlar görüyorum. Bizim toplumumuz böyle olmamalı diyorum her lafımda. Her haykırışımda. Nereye kadar bu böyle sürer kestirebilen var mı aranızda? Cehaletimize yanmıyoruz, gülüyoruz, hep ağlanacak halimize. Seviyoruz “akşam karının ağzına çaktım iki tane demeyi” veya “benden izin almadan nereye gidiyor o demeyi”. Bilmeniz gerek bir tek şey var ki bu bütün söylediklerimden önemli; Bütün herkes tek tek bir bireydir, bir bireyin her şeyi kendine aittir tıpkı eli ayağı gibi aklı fikri ve gönlü gibi. Serbest bırakın kendinizi ve diğerlerini. Yeşil ışık yakın artık geleceğe, kırmızıyı geçmişe ve geçmişin sizden götürdüklerine. Büyüyen ilerleyen zamana bırakın kendinizi. Temkinli olun, dikkati asla elden bırakmayın. Hatta gözünüz kara bile olsun fakat yanlışa karşı. Bize yakışan bu değil midir?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>