İlginç Apartman :)

İlkbahar gelince doğa nasıl uyanıyorsa bizim apartman da öyle uyanıyor. Bir hareketlenme, bir kıpırtı oluyor binamızda. Biz de tüm apartman sakinleri olarak Sedat Bey’in yapacağı ilkbahar açılımını bekliyoruz.
Yöneticimiz Sedat Bey’i bilen bilir, yöneticiliği apartmanımız kadar eskidir kendisinin, apartmanın temeli atılırken yönetici olmuş diyebiliriz. Arada başka kişiler yöneticilik yapmış da olsa, vahşi muhalefetiyle hepsini canından bezdirmiş, yöneticilik koltuğuna kalkmamak üzere oturmuştur. Hatta yöneticiliği bir saltanata çevireceği, kendisi bırakınca oğluna devredeceği konusunda çeşitli rivayetler de mevcuttur.

Açılımın ilk sinyali yine apartman panomuzdan geldi. “Çok çok acil toplantı!” yazıyordu panoda. Apartman olarak Sedat Bey’in şifresini çoktan çözdüğümüzden “çok çok acil toplantı!”nın aslında “çok çok dandik bir sebepten toplantı!” olduğunu iyi biliyorduk. Lakin yine de icabet etmek gerekirdi, yok yere Sedat Bey’in tepkisini çekmek hayrımıza olmazdı.

Bu seferki toplantı apartmanın çardağında yapıldı. Hava çok güzeldi, herkes huşu içindeydi, kimsede sinirin zerresi yoktu, yani Sedat Bey “ulan tüm apartman sakinlerinin ta ağzına sıçayım!!” dese bile, “sıçma ya, çok ayıp” deyip geçiştirecek kadar sakindi herkes.

Aslında bu rahatlık biraz da apartmanın fit durumundan kaynaklanıyordu. Çünkü Sedat Bey sayesinde apartmanımız belki de İstanbul’un en bal dök yala apartmanıydı, tertemizdi, eksiksizdi. Sedat Bey’in yeni bir harcama kalemi çıkarmasına imkan yoktu. Mantolama yapılmıştı, asansörlerin bakımı tamdı, bahçe duvarlarına demir de takılmıştı, otopark desen ışıklandırılmış, depo desen tertemiz, su tankı desen cillop. Apartman sakinleri ceplerinden para çıkmayacağından emin olduğu için rahat. Lakin Sedat Bey’i çok da iyi tanıyamamışız, sineği sıksa masraf çıkaracak bir insan olduğunu anlayamamışız, nitekim sıktı sineği, çıkardı masrafı.

-Apartman bahçemiz nasıl sizce?

Biz masraf çıkacağını anlayıp panikledik ve umutsuzca çırpındık

-güzel…şahane…mis…süper…cennet!

-nah güzel! (nah demedi ama öyle bir surat ifadesi takındı ki nah dese yine iyiydi)

Evet çok hassas yerimizden yakalamıştı Sedat Bey bizi. Aylarca yememiş içmemiş, apartmanda para harcanacak bir yer bulmuştu.

-Bahçe çok kötü durumda arkadaşlar, sadece ot var, halbuki komşu apartmanların bahçeleri öyle mi, hepsi güllük gülistanlık, kaç türlü çiçek ekmişler.

Aslında çok da büyük bir panik yaşamamıştık, sonuçta apartman bahçesine külçe altın ekmeyecekti ya bu adam, üç tane gül, iki tane sarmaşık, mimoza filan. Yani masraf çok büyük olmayacaktı. İlkbaharı çiçekle böcekle atlatırsak şanslı bile sayılırdık, sonuçta Sedat Bey’di bu, komple apartmanı yıkıyorum, üçgen yapacam apartmanı da diyebilirdi. Hem çiçek güzel şeydi, bazı pazarları çardakta kahvaltı yapıyorduk, üç beş de çiçek görecekti gözümüz, hiç de fena olmayacaktı.

-oylarınıza sunuyorum…kabul edilmiştir. Arkadaşlar iki gün içinde panoya bütçeyi asacağım.

Ulan bütçe ne?? Üç tane çiçeğin böceğin bütçesi için iki gün hesap yapmak ne?? Atarlı asker emeklisi komşumuz Yılmaz bey de yoktu ki Sedat Bey’e versin ayarı. O olsa hayatta yanlış yapamazdı yönetici, ekeceği üç tane çiçeğin parasını bize yansıtmaz, korkudan kendi cebinden verirdi. Ama Yılmaz Bey sen de yazlığa gidecek zamanı buldun he, neymiş efendim hava çok ısınınca rahatsız oluyormuş da ilkbahar gidiyormuş yazlığa. Bizi Sedat Bey’le baş başa bıraktın, kaderimizle oynadın be Yılmaz Abi.

Nitekim korkulan oldu ve şöyle bir yazı asıldı panoya: Bahçe düzenlemesi için toplanması gereken para 4557 TL. Bak bak bak..4557 liraymış, küsuratı da koyuyor ki, çok hassas bir hesap sanılsın, “yalanım varsa namerdim, üçkağıdım varsa Allah belamı versin” havası yaratıyor. Ama yemezler, yemezler de elimizden gelen bir şey de yok. Sedat Bey’e muhalefet demek apartmandan taşınmayı göze almak gibi bir şey. Huzur vermez, ölmeden kıyameti yaşatır, psikolojik işkence yapar. Gel de atarlı komşumuz asker emeklisi Yılmaz Bey’i arama şimdi.

Hava yağmurlu olduğundan bütçenin onaylanması için apartman bodrumunda toplandık. Bütçenin onaylanması diyorum çünkü aksi imkansızdı, kuzu kuzu verecektik o parayı. 20 daireden adam başı 200 küsur lira çıkacaktı cepten, kaçarı yoktu.
Lakin yine de suçumuzun ne olduğunu sormak gerekirdi, idamlık da olsak son bir söz hakkımız olmalıydı, dandik bir bahçe düzenlemesi nasıl 4 küsur milyar tutardı, içimizden en çaylağı, apartmana en son taşınan daireyi seçtik ve sordu.

-Sedat Bey sakıncası yoksa bir soru sormak istiyorum.
-soru mu, ne sorusu?
-tamam bahçeyi yapalım yapmasına da nasıl bu kadar para tuttu, ne ekeceğiz bu bahçeye?

Gerilmesi, sinirlenmesi, kızarması, bozarması gereken Sedat Bey çok rahattı, belli ki kılıfını hazırlamıştı, cebinden bir liste çıkardı. Tam okumaya başlayacaktı ki bodruma bir güneş doğdu, hayır pencereden sızan güneş ışığı değildi bu, resmen bodrumun kapısından girip yanıma oturmuştu bu güneş, bol atarlı asker emeklisi komşumuz Yılmaz Bey yazlıktan kesin dönüş yapmıştı. Tüm sakinleri bi heyecan kapladı, cesaret gelmişti herkese, artık arkamız sağlamdı. Nitekim Sedat Bey’in kağıt tutan elleri titremeye, gözü seğirmeye başladı.

-Arkadaşlar biz diğer apartmanlar gibi çiçekti, mimozaydı ekmeyeceğiz, araştırdım çok acayip tropik bitkiler, çiçekler var, biraz pahalı ama çokzel.

Yılmaz Bey kulağıma eğilip sordu
-ne diyo la bu?
Ben de verdim gazı
-Yılmaz Bey siz yokken neler geldi başımıza, adam bi bahçe düzenlemesi uydurdu, neredeyse 5 milyar masraf çıkardı.
-nası beş milyar, beş milyara yeni bina dikeriz olum biz.

Sedat Bey okumaya devam etti.
-bahçemize ekeceğimiz bitkiler: Robinia Pseudoacacio, Rununculus Fıcaria, Verbana officinalis…
-la oğlum Türkçe konuş la!
-Ama Yılmaz Bey çok orijinal çiçekler bunlar, apartman sakinlerini bilgilendirmek lazım.
-çok sevdiysen git balkonuna ek kardeşim.
-ahaha çok şakacısınız Yılmaz Bey.
-ne şakası la!
-yani espri filan diye şeyettim ben..
-kopartırım la senin o dilini.
-ama Yılmaz Bey bu olmadı işte, yeter ama ya..yeter be!
-hobaaaaa(Yılmaz Bey eline geçirdiği saksıyı Sedat Bey’e fırlatıyor)
-anaaaaamğğğğ!!(ıskaladı, ama Sedat Bey kaçıyor)
-hadeeeee!(Yılmaz Bey ayakkabısını fırlattı)
-anam anammğğğ!(tam isabet!)

1 hafta sonra apartman panosu
“Apartman bahçemize, gül, sardunya, mimoza ekilecektir, masraflar apartman aidatından karşılanacaktır, Yılmaz Bey’e saygılar”

 

Kaynak : http://istiklalsu.blogspot.com

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>