Kalem ile Yapılan Savaşlarda İzlenilen Yollar

Acımasız ve gülünç bir dünyada yaşıyoruz. Acımasız olmasına anlam verebiliyorsunuzdur ama gülünç olmasına bek ihtimal vermemiş olabilirsiniz. Fakat emin olun gülünç, daha doğrusu trajikomik bir dünyada yaşıyoruz.

Neden mi ? Birkaç ay önce bir haber kanalı Filistin’den yayın yapıyor. Muhabir İsrail’in Filistin’e saldırılarında çocuklarını kaybetmiş bir baba ile röportaj yapıyor. Sorun ise bu röportajın içeriğinde… Bu röportaj esnasında trajikomik bir cümleye şahit oluyorum. Cümle şöyle “ Amerika neden katliamlara seyirci kalıyor, neden İsrail’e dur demiyor ? ”

Tamam, bu babanın acısını anlıyorum fakat sorun sadece bu babanın bu cümleyi kullanması değil. Ama bu tarz cümleler insanların ağzında pelesenk olmuş durumda…

Amerika… Neden mi ? Buna en iyi cevabı Chas. T. Main şirketi eski Şef Ekonomisti ve “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” kitabının yazarı verebilir. Yazar bir belgesel için verdiği röportajda şu cümleleri kullanıyor:

Biz Ekonomik Tetikçiler, bu küresel imparatorluğun yaratılmasının gerçek sorumlularıyız. Ve işimizi pek çok şekilde yaparız. Fakat, belki de en çok kullandığımız yöntem şudur; Şirketlerimizin göz diktiği petrol gibi kaynakları olan bir ülkeyi belirleriz. Daha sonra, Dünya Bankası ya da onun kardeş kurumlarından biri kanalıyla o ülke için çok büyük krediler ayarlarız. Ancak, para asla o ülkeye gitmez. O ülkede büyük alt yapılar kuracak olan bize ait büyük şirketlerin kasalarına girer. Enerji santralleri, sanayi bölgeleri, limanlar… Bizim şirketlerimizin yanı sıra birkaç zenginin yararlanacağı şeyler. Bu yapılanlar çoğunluğun faydalanacağı şeyler değildir ama tüm ülke halkı bu borcun altına girer. Bu öylesine bir borçtur ki geri ödeyemezler ve işte planın bir parçası da budur; “Borcun geri ödenememesi!” Ardından biz ekonomik tetikçiler gidip onlara: “Dinleyin, bize bir sürü borcunuz var ve bu borcu ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü petrol şirketlerimiz için oldukça ucuza satın. Ülkenizde askeri üs kurmamıza izin verin. Veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin. –Irak gibi- Veya bir dahaki Birleşmiş Milletler seçiminde bizimle oy verin.” deriz ki, böylece o ülkeye ait elektrik santrallerini özelleştirelim, sularını, alt yapı sistemlerini özelleştirelim, onları ABD’li veya çok uluslu şirketlere satabilelim. Böylece IMF veya Dünya Bankası’nın son derece tipik çalışma sistemine uygun olarak mantar gibi çoğalalım. Bir ülkeyi borca sokarlar ve bu öylesine büyük bir borçtur ki, geri ödenemez! Ardından borçlarını ödeyebilmeleri için yeniden borç almalarını teklif edersiniz ve daha fazla faiz öderler. Bu sefer yeni borçlar vermek için “yönetim veya durumun iyileştirilmesi” olarak adlandırılan bazı şartlar öne sürersiniz… Bu, o ülkenin kaynaklarını satmasıyla sonuçlanacaktır. Buna pek çok sosyal hizmet ve kamu şirketi de dahil olacaktır. Kimi zaman okul sistemleri, adli sitemleri, sigorta sistemleri yabancı şirketlere satılır. Bu, ikili üçlü dörtlü bir darbedir!

John Perkins

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>