Kız Kulesi

Marmara Denizi’nin Üsküdar kıyılarına yakın bir yerinde, geceleri gümüş bir şamdan gibi ışıldayan, gündüzleri ince, beyaz çizgileri tâ uzaklardan göze çarpan güzel yapıyı İstanbul’a gelen herkes bilir. Adı çeşitli efsanelere konu olmuş bu yapı, İstanbul’un ünlü KIZKULESİ’dir. Büyükçe bir kaya parçasından başka bir şey olmayan bir adacık üzerinde bulunan kule, tek katlı bir yapı ile bir de deniz fenerinden meydana gelmiştir. Kule, bugünkü görünüşü arasında bile büyük ayrıntıla bulunduğu kesinlikle söylenebilir. Bu yüzden, Kızkulesi, yapısından çok, bulunduğu yer ve adı ile ünlenmiştir. Yabancılar, Kızkulesi ile ilgili çeşitli hikâyeler dolayısıyla, burayı (Leandr Kulesi) adıyla anarlar.

Çeşitli masallara bağlanan olaylar dışında, gerçek olan geçmiş çağlarda Kızkulesi’nden gemilere yol gösterilmesi ve Boğaz güvenliğini sağlanması yönlerinden yararlanıldığıdır. Kızkulesi uzun bir süre bakımsız bir durumda kaldıktan sonra 1970’li yıllarda Denizcilik Bankası tarafından oldukça onarılmış ve bakımı sağlanmıştır.

Adı, çapından büyük efsanelere bezenmiş bulunan Kızkulesi, bugünde deniz feneri olarak gemilere ışık tutmaktadır.

Kızkulesi ile İlgili Efsaneler

Kızkulesi’ni yabancıların Leandr Kulesi diye adlandırmalarına yol açan ilk efsane Hero ile Leandr adında iki genç arasında geçtiği söylenen ünlü aşk hikayesidir. Bazı tarih kaynaklarının Kızkulesi’ne bağladıkları bu hikâye, eski Yunan metinlerine göre Çanakkale Boğazı’nda geçmiştir. Boğazın Anadolu kıyılarındaki Abidos köyünde Leandr adında bir delikanlı varmış. Rumeli kıyısında bulunan Sestos’ta da Hero adlı çok güzel bir kız bulunuyormuş. Birbirlerini bir pazar yerinde gören bu iki genç arasında hemen derin bir aşk başlamış. Hero, her gece bulunduğu bir kulede ateş yakarak Leandr’ı beklediğini işaret eder, delikanlı da boğazı yüzerek karşı kıyıya geçermiş, Bir gece, Leandr yine denize atlar. Bir süre ışığa doğru yüzer ama, o kıyıya varmadan rüzgâr ateşi söndürür. Yönünü şaşıran genç Leandr bir türlü kıyıyı bulamaz, gücü tükenir ve denizde boğulup gider. Bu beklenmedik olaydan üzülen Hero da kendisini kuleden denize fırlatır.

Kızkulesi’ne Leandr Kulesi denilmesini bir başka olayla ilgili bulan kaynaklarda da şöyle bir hikâye anlatılır: Kuleyi yaptıran Bizans İmparatorlarından Manuel Komnen (1143 – 1180), yasak bir aşk serüveni yaşayan kızı Leandra’yı bu kuleye bu adın verildiği öne sürülür.

Kızkulesi’nin adı, Bizanslılara karşı pek çok savaşlara girmiş bulunan Emevilerin ünlü komutanı Battal Gazi’nin serüvenleri (717-740) arasına da katılmıştır. Arap Orduları ile birlikte Bizans’ı kuşatan Battal Gazi, Üsküdar’ı yakıp yıkmıştı.

Battal Gazi, bu arada göz koyduğu Üsküdar tekfurunun genç ve güzel kızını ele geçirmek için Bizans’a karşı sert saldırılara başlamıştı. Battal Gazi, bu savaşlardan sonra ansızın ordusunu çekerek Şam’a döndü. Bizans İmparatoru Lean III (717-741) bu fırsattan yararlanıp tekfurun kızını koruma çarelerine kalkışmış ve onu, deniz ortasında yaptırdığı kulede oturtmuştu. Kızkulesi adı bu hikâyeye de bağlanır.

Kızkulesi adıyla ilgili olarak bilinen başka bir olay da şudur: Bizans imparatorlarından Konstantin’in, çok sevdiği genç ve güzel bir kızı bulunmaktaydı. Kâhinler, bu genç kızın alın yazısında bir yılan tarafından sokularak öldürüleceğini açıklamışlardı. Bu sözlerden son derece telâşa kapılan imparator, kızını yılanlardan korumak için bir yer aradı. Kâhinler, Kızkulesi’nin bulunduğu adacığı salık verdiler. İmparator, bunun üzerine orada bir kule yaptırdı ve kızını da yılanlardan korumak amacı ile içine yerleştirdi. Hikâyenin bundan sonraki bölümünden anlaşıldığına göre İmparatorun aldığı bütün tedbirler yine de yararlı olmamış üzüm sepeti içinde saklanmış bulunan bir yılanın sokmasıyla ölmüştür. Bütün bunlara karşılık, Bizanslıların bu kuleye uzun süreler Damalis Kulesi dedikleri de bir gerçektir. O çağlarda Atinalı Komutanlardan Kares’in orduları Üsküdar’da konaklanmış bulunuyordu. Kares’in eşi Damalis bir hastalık sonunda öldü. Karısını çok seven Kares, onun ölümsüzlüğünü sağlamak için bir anıt dikmeyi tasarladı ve Kızkulesi’nin bulunduğu adacık üzerine kule biçiminde bir mezar yaptırdı. Bizanslılarda bundan ötürü buraya Damalis Kulesi derlerdi. Bütün bu hikâyeler dışında, kule ile ilgili olarak bilinen bir başka gerçek de Bizanslıların Kızkulesi’ni zaman zaman bir çeşit cezaevi olarak kullandıklarıdır. Daha sonraları da Boğaz’dan gelip geçen gemilerden alınan vergiler için gümrük karakolu durumuna getirmişlerdi. Boğazı yabancı gemilere kapatmak için Sarayburnu ile Kızkulesi arasına, gerektiği zaman bir zincir de gererlerdi.

Türk Tarihi’nde Kızkulesi

Türklerin, Kızkulesi ile ilk ilgisi, Osmanlı Beyliği’nin kuruluş yıllarına rastlar. Üsküdar’a gelen Orhan Gazi (1281-1362) ile Kızkulesi’nde hazır bulunan Bizans İmparatoru Mateo Kantakuzen (1355-1376) arasındaki görüşmeler, sandallarla gidip gelen elçilerin aracılığı ile yapılmıştı.

İstanbul Türk’ler tarafından fethedildiği zaman, bakımsız bir durumda bulunan kule şehirle birlikte onarıldı. Önce, tahtadan olarak yapılan kuleden, gemilere meşale ile yol gösteriliyordu. Bu tahta kule çıkan bir yangınla kül oldu. Bunun üzerine Padişah Ahmet III’ün buyruğuyla Sadrazam Nevşehirli Damad İbrahim Paşa buraya taş bir kule yaptırdı. (1719).

Kızkulesi, Osmanlı Türkleri tarafından da sürgün ve hükümlülerin kapatılmaları için birçok kere kullanılmıştır. Buraya kapatılanlar arasında, Mahmut I (1696 – 1754)’ün Kızlarağası Beşir Ağa ile Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa(1689-1758) da vardır. Osman III’ün üçüncü defa Sadrazamlığa getirdiği Ali Paşa, Ayvansaray’da çıkan bir yangına padişahla birlikte gitmişti. Ama yangın yerinden ondan daha önce ayrıldığı için de Osman III’ün hiddetlenmesine yol açmıştı. Paşa, sadrazamlıktan atılmakla kalmayıp Kızkulesi’ne kapatılmak (1755) suretiyle de cezalandırılmıştı.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

1 Yorum Yapıldı

  1. Üsküdarlı

    10 Şubat 2011 at 21:08

    Üsküdarın ve İstanbulun harika mekanı KIZ KULESİ