Kontrgerilla Emperyalizmin Uçağı Revizyonistler

Kendilerini “Komünist” olarak niteleyen kontrgerilla emperyalizmin sadık uşağı MLKP hırsızlıkla ele geçirilen düşüncelerimi kendi düşünceleri gibi lanse ettiler. Sanki kendileri düşünerek üretmiş gibi gösterdikleri, düşüncelerimi revize ederek ifşa ettiler. İşçi, emekçileri, gençliği ve köylüleri kandırarak, sanki kendileri düşünebilen ve üretebilen bir çeteymiş gibi göstermeye çalışıyorlar.

Bu kontrgerilla emperyalist çetenin yaptığı hırsızlık sayesinde, bana ait olan Marxist düşünceyi, kontrgerilla emperyalizm çetesinin revize ederek idealleştirdiği yaklaşımla bütün dünyaya yalan rüzgarıyla kendi düşüncesi gibi sunan pervasızlar kendileri tek başlarına düşünce geliştirmekten yoksun olduklarını pespaye çaresiz biçimde, bir başkasının düşüncelerini, sahtekâr kontrgerilla emperyalizmin kendi beceriksiz “felsefeci” olduğunu söyleyen düzenbazlara hazırlatıp kamuoyuna sundular.

Bana ait olan Komünistlerin İki enternasyonal anlayışı olmalıdır. Revize ederek kıtasal komiteler oluşturmalıyız revize ettiler. Sahtekâr kontrgerilla emperyalizmi ve uşakları bir care durumda didine durdukları için başkalarına ayit olan düşünceleri kendi düşünceleriymiş gibi gösteriyorlar. KOMÜNİSTLERİN İKİ ENTERNASYONAL ANLAYIŞI OLMALIDIR! Kendimize sorular sorarak başlayabiliriz. Neden Komünistlerin iki enternasyonal anlayışı olmalıdır.

Burada hemen şu soru akla gelecektir. Marx’ın ortaya koyduğu anlayış komünistler için yeterli bir yaklaşımdır. Bizler var olan enerjimizi bunun için sarf etmeliyiz. Ayrıyeten bir antifaşist, antiemperyalist enternasyonal anlayışına ihtiyacımız yok.

Bunun yerine enerjimizi Marx’ın ortaya koyduğu anlayışı güçlendirmeliyiz, diyenler çıkacaktır. Şunu görmek gerekiyor. AB ilk kurulduğunda, Almanya, Fransa, İngiltere eksenli bir örgütlenme biçimiydi. Gün geçtikçe genişleyip, büyüdü. Bu gün ise 25 ülkeden oluşan bir yapılanmadır. ABD emperyalizmi dünya ekonomisine egemen olmak isterken, ortaya Irak, Venezuela, İran ve Sudi Arabistan arasında petrol anlaşması, OPEC gerçekleşmesiyle, ABD’nin dünya ekonomisine egemen olma isteği, böyle giderse suya düşecek duruma geldi. ABD emperyalizmi buna izin vermeyeceğini, Venezuela’da ABD yanlılarının darbe girişimiyle ifade etti.

Aynı zamanda Irak işgaliyle, OPEC anlaşmasına müsaade etmeyeceğini somut bir biçimde ortaya koydu. Bu işgal esnasında, Avrupa’nın her ülkesinde yarım milyon işçi ve emekçinin yürümesi Avrupa emperyalizminin, yatağa girer girmez kabus görmeye başlıyor. Bu kâbus, Avrupa emperyalizmine, bu konuda önlem seferberliğine soktu. Bundan kaynaklı yeni bir örgütlenmeye giderek, Avrupa çatı örgütü kurdu. Avrupa çatı örgütünün aldığı kararları 25 Avrupa ülkesi de uygulamak zorunlu kıldılar.

Oluşturulan Avrupa çatı örgütü hemen kendisine plan oluşturmaya girişti. Avrupa işçi ve emekçilerinin yaşam sınırlarını düşürerek, Avrupa işçi ve emekçilerini kendisine döndürerek politik gelişmelerden uzak tutmayı hedefliyordu. Bundan kaynaklı Almanya’da, agenda 10 ve harz yasalarını oluşturdu. Fransa’da Sarkozy yasasını hayata geçirdi. İsviçre’de, broşür ve emeklilik yasalarını devreye koydu. İngiltere ve Hollanda’da faşistleşmiş yasalar işleyişe koydu. Bu biçimle işçi ve emekçileri gelecek korkusuna sokarak, gelecek peşine koşturan bir yığın haline getirmeye yöneldi. Emperyalizmin bu beklentisi, montag demo (Pazartesi eylemi), Bochum OPEL işçilerinin işyeri işgaliyle gelişen ve 9 ülkeye yayılan eylemler, Mercedes işçilerinin otoyolu işgali, Paris’te geliştirilen bir uyarı grevine 100 binlerce işçinin katılması sağlandı. İtalya’da 500 bin işçi ve emekçinin katıldığı grevin Avrupa’da yükselmesi, emperyalizmi uykusundan çığlık çığlığa uyanmasına neden oluyor. Emperyalizmin gördüğü kabuslar gün geçtikçe çoğalmaya ve hız kazanmaya devam ediyor. Emperyalizm yatağından uzak duruyor ki kabusları ona kap krizi yaşatmasın, yaşama uykusuz devam ediyor. Ama emperyalizm ne yaparsa yapsın kabusları gündüz vakti bilen emperyalizmi rahat bırakmıyor. Neoliberal saldırıların göçmen ve yerli işçi, emekçilerin bir balon gibi şişmesine neden oluyor.

Şişen bu balon Paris’te patladı. Emperyalizmin ırkçı saldırısıyla, neoliberal saldırısı birleşince, Paris banliyöleri savaş alanına döndü. Paris fabrikalarının savaşa dahil olmayışı ve devrimci önderlikten yoksun oluşu, gelişen hareketin hedefsiz olarak görmek ve değerlendirmek gerekiyor. Gelişen hareketin olumluluğu ise lokal olmayışıdır. Belçika’ya ve Almanya’nın, Berlin, Köln kentlerine sıçramasıdır. Buradan bile baktığımızda, Antiemperyalist, Antifaşist enternasyonalin toplantılarında yürüteceğimiz tartışmalarla, Paris’te gelişen harekete müdahale ederek sınıfsal bir konuma taşıyabilirdik; diğer Avrupa ülkelerine taşıyarak emperyalizm karşı mücadeleyi doğru temellerde yön verme şansına sahip olurduk. Böylelikle sosyalizmin prestijini günlendirerek yükseltiriz. Bu gelişme Antiemperyalist, Antifaşist enternasyonalin eksikliğiyle, müdahale gücümüzü zayıflatırmıştır.

Aynı zamanda gelişmesi yönündeki yönlendiriciliğimizi boşa çıkarmıştır. Bu da gelişmeyi sınırlamıştır. Hemen şu soru gelecektir akıllara, niye komünist enternasyonal değil de, Antiemperyalist, Antifaşist bir enternasyonal ön plana çıksın ki; 18 yy. Giderek bu soruya, Marx’ın ve Engels’in yaklaşımından yanıt verelim.18 yy. Marx ve Engels, çalışmalarını ilerici güçler içinde yürüterek komünist enternasyonali kurdular. Hemen şunu söyleyeceğiz; 18 yy. 21’ci yy. Aynı mıdır ki, oradan yanıtlıyoruz.18 yy’da komünist örgütler yoktu; bunu nasıl aynılaştırıyoruz. Şöyle bir düşünelim, bu gün çok mu komünist örgütler var; hayır diye yanıtlayacağız. Bu soruyu, ama arkasında diyeceğiz ki, 21 yy’la gelene kadar iki tane enternasyonal geçirdi.18’ci yy’da enternasyonal girişimi vardı ve bunu başardı. Evet 21. yy. gelene kadar iki tane enternasyonal geçirdi. Onların deneyimleriyle yüklü bir durumdayız, ama şunu değiştiriyor mu, yaşadığımız bu iki deneyim, dünyada komünist örgütlerin sınırlı oluşunu değiştiriyor mudur? Hayır değiştirmiyor. Marx’ın ve Engelsin yolunda yürümek niye geri olsun. Biz Marxist Leninist Komünistler, kendimize rehber edindiğimiz; anlayışı günümüz koşullarına uyarlayarak, politik gücümüzü güçlendirmiş oluruz. Bu tarzlı düşündüğümüzde, hemen bu konuda girişimlerde bulunacağız. Bu şans hala kaçmış değildir. Bugün dünyada tartışılan, ABD’nin gizli cezaevleri ve işkence uçakları üzerine yoğunlaşarak bir sonuç elde edebiliriz. Avrupa’da, dünya aydınlarını ve örgütlerini toplamak için girişimlerde bulunmalıyız. Bu hem Antifaşist, Antiemperyalist enternasyonalin ilk adımı olacaktır. Hem de emperyalizmin iyi bir teşhiri olacaktır. Bununla dünya çapında emperyalizmin paçavraya çevrilmesi anlamını taşıyor. Çünkü sadece ABD, bu gelişmeden sorumlu değildir.

Avrupalı emperyalistler de hava alanlarını kullandırdığı için hedef tahtasına oturtulacaktır. Aynı zamanda emperyalist, kapitalist ülkelerde hastanelerin ve doktorların işkence merkezleri olduklarını teşhir ederek. Vahşi kapitalizmin, emperyalizmin teşhirin de dönüm noktasını oluştururuz. Bu gelişmeyi teşhir ederek Antiemperyalist, antifaşist enternasyonali buradan hareketle inşa edebiliriz Bu bana ayit olan düşünceyi sanki kendilerine aitmiş gibi lanse ettikleri yetmiyormuş gibi bunu ispatlayan, daha önce postayla elime ulaşan gazeteyi çaresizliklerinin ürünü olarak kontrgerilla emperyalizmine çaldırdı. Böylelikle bu sahtekârlarını hırsızlığını ifşa edemeyeceğimi sanan bir çare kontrgerilla emperyalizmin uşağı MLKP çaresizlikten son nefesini veriyor.

DOĞANAY

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>