Mutlu Olmayı Unuttuk

          Şu süratle süren hayatta mutlu olmayı da unuttuk sahiden. Herkes hep bir karamsarlık, hep bir mutsuzluk hep bir sıkıntı içinde. Havadan mıdır bilmem ama psikolojik olduğuna eminim. Çünkü ne kadar tatsız da olsa dünya, mutlu olabilmek için birçok neden var hâlâ.

          Ev, iş, okul derken hayat tabiri caiz ise at koşturuyor. Kış aylarında soğuğun da verdiği yorgunluk ile iş veya okuldan artan zamanda kendimize vakit ayıramıyoruz. Eve düşen kendini televizyonun karşısında, ayaklarını uzatmış çayını yudumlarken buluyor. Sonra yok hayat sıkıcı, hiçbir zevk alamıyorum bu yaşamdan diyen kişiler görüyor, sonu intiharlara dahi giden sonuçlarla karşılaşıyoruz.Bu yüzden en büyük eksiğimiz mutlu olmayı bilmemek yahut unutmak. Oysa çocukken ne kadar kolaydı mutlu olabilmek. Küçük bir oyuncak, abur cubur veya annenden aldığın o tebessüm bile yetiyordu mutlu olmaya. Şimdi ise daha da büyüdük ve artan yaşımız ile birlikte mutlu olma sebeplerimiz de büyüdü. Eskisi gibi her şey kâfi gelmiyor. Lâkin okuduğumuz iki mısra şiir, içtiğimiz bir fincan kahve, kalemi elimize alıp bir şeyler karalamak veya sevdiğini düşünmek bile yeterli olmalı mutlu olmak için. Daha ne isteyebilir ki bir insan cidden ? “İnsan, kendi mutluluğunun mimarıdır.”  Thoreau’nın da dediği gibi mutlu olmak için var olan bir sebebi aramamalı, sebebi kendimiz var etmeliyiz.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>