Nasrettin Hocamızdan Güzel Fıkralar

Birazda eğlenelim…

Ağaç Yürümezse

Nasreddin Hoca’ya yapılan sataşmalar tükenip bitmez. Akşehirliler bir gün Hoca’ya takılır ve sorarlar: – “Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?” Hoca’nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya cevaplar: – “Her halde öyle olmalı.” – “Böyle kişiler zaman zaman mucizeler göstererek bu özelliklerini herkese kanıtlar. Hoca madem kabullendin göster bir mucize de görelim!” Hoca: – “Pekala şimdi size bir numara yapalım” der.. Karşısında durmakta olan çınar ağacına; – “Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!” der. Tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca yürümeye başlar ağacın yanına varır. Akşehirliler: – “Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!” diye gülünce Hoca: – “Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal yürür”, der.

Düşünür

Nasreddin Hoca Akşehir pazarında bir adamın başına toplanmış olan kalabalığa yaklaşır. Satıcı elindeki kuşu satmaya çalışmaktadır. Yandaki tavuklar 5 akçeyken, kuşun fiyatı 50 akçedir. Hoca bir türlü fiyattaki aşırı farka anlam vermez ve sorar: – “Hemşerim bu nasıl bir kuştur ki 50 Akçe istersin?” – “Hoca efendi bu bildiğin kuş değildir bunun özelliği var.” – “Neymiş özelliği?” – “Hocam bu kuşa papağan derler ve konuşur.” Hoca hemen eve koşar, kümesten hindisini kaptığı gibi pazara döner. Papağan satmakta olan adamın yanında durur ve yüksek sesle: – “Bu gördüğünüz kuş sadece 100 Akçeye, gel, gelll!” Herkesten çok, papağan satan şaşar bu işe ve sorar: – “Hocam 100 Akçe çok değil mi bir hindi için?” – “Sen 50 akçeye satıyorsun ama?” – “Dedim ya hocam benim kuş konuşur ama..” – “Öyleyse, benimki de düşünür!”

Mağrifet Kavukta mı ?

Bir gün bir adam, elinde bir mektup, hocayı tutup: – “Hocam zahmet ya sana, şu mektubu bir okusana?” Açar bakar ki Hoca mektup baştan sona arapça.. Şöyle bir iki evirir çevirir söktüremez çaresiz geri verir. Der ki: – “Başkasına okut bunu sen..” Adam şaşırır: – “Neden?” – “Türkçe değil bu mektup okuyamam.” Yine anlamaz adam, Hoca’nın okuması yok zanneder: – “Ayıp hoca, ayıp” der. – “Benden utanmıyorsan şundan utan; şu başındaki koca kavuğundan utan!” Hoca, kavuğunu çıkarıp uzatır adama: – “Madem ki” der, “iş kavuktadır; haydi bakalım, giy de şunu; kendin oku bakalım mektubunu.”

Peştemale Biçtim

Timur ile Hoca bir gün hamama giderler. Hoş beş ederken Timur, Hoca’ya sorar: – “Hoca, ben köle olsam bana kaç para değer biçerdin?” Hoca: – “Ben bu işin tellalı değilim ama bir 15 akçe ederdin!” Bu laf üzerine Timur çok sinirlenir: – “Hoca” der, “Senin dediğini kulağın duyuyor mu? Sadece bu peştemal 15 akçe eder be!” Hoca hiç istifini bozmadan: – “Ben de zaten o peştemale biçtim bu fiyatı!”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>