Şehir ve Biz

Günümüz şartları insanları şehre ve ‘ betonlaşmış yığınlara ’ esir kılıyor. Öyle ki şehirsiz bir yaşam düşünemez hale geliyoruz.

Şimdiden duyar gibiyim sizi. “ Bunu isteyen bizler değiliz sistem bunu gerektiriyor ” diyorsunuz. Evet, haklısınız. Sistem dediğimiz mekanizma bizi buna mahkum etmekle kalmıyor hayatımızı ele geçiriyor. Sisteme bağlı stabil, durgun bir yaşam aklımızı, duygularımızı ve düşüncelerimizi dolaylı yoldan etkiliyor. Sistemin getirdiklerinden biri olan modern yaşam şehirde yaşamanın vazgeçilmezliğini bizlere göstere göstere vurgulamakla birlikte, şehirsiz bir yaşam olamaz algısı yaratmaktadır.

Evet, sistemin esiri olmak, ona bağlı bir yaşam idame ettirmek tercih etmediğimiz bir durum. Bunu kanıksadığınızı biliyorum. İki eli bağlı bir insanın iplerinden kurtulabilmesi, bunu başarması mücadele etmesi; nasıl bir çaba gerektiriyorsa, bizim de insanoğlu olarak sisteme ve sistemin getirdikleri (modern yaşam adı altında ‘ şehir insanı ’ yaratma düşüncesi)’ne karşı belli bir gayret gerektirdiği yadsınamaz. Öyleyse kendimizi özgür kılmak adına bazı şeyleri taşın altına elini koyarak gerekirse o elin parmaklarını kaybederek gerçekleştirebiliriz.

Şehir yaşamının insan üzerindeki etkileri su götürmez bir gerçektir. Peki nedir bu etkiler  ? Çağımızın hastalıklarının başlıca sebebi olan ve çoğumuzun hala kabullenemediği sinsi şey ’stres’. Evet, psikolojiden bahsediyoruz. Süregelen araştırmaların çoğu stresin bir çok hastalıkları tetikleyici oluşturucu ve geliştirici etkileri olduğunu saptamıştır. Bilimsel olarak bize kanıtlanan bu durum aslında şunu da apaçık önümüze koymuyor mu ? Sen zihinsel anlamda iyi olmak istiyorsan ‘stres’ ve stresin meydana getireceği her şeyden arınman, temizlenmen gerekir…

Şehir hayatı bizleri strese sokuyor. Nasıl mı ?Araba kullanıyorsun, bir hata mı yaptın ? düüüttt!! (korna sesleri), acelen var bir yere yetişmek için, trafiği açmak gerekir… düüütt! Tuttuğun takım galip gelir, askere gönderirsin kardeşini, evlendirsin yeğenini vesaire. Sözün özü korna dolayısıyla gürültü şehirde yaşayanlar için çekilmez bir hal almaktadır. Bütün bu uyarıcılar da insanı kolaylıkla stres sahibi yapmaya yetiyor.

Gürültü ne kadar kulak tırmalayıcı olsa da diğer duyu organlarımızı etkileyecek durumlar da var maalesef. Bütün çöplüklerin kokusu ‘ burnuna ’ siner, göze hoş gelmeyen durumları ‘göz’lersin ve daha bir sürü şey….

Şehir hayatı modernizmin getirdiği bir olgu olsa da bizler bu olgunun esiri olmak yerine onla yaşamayı öğrenmeli ve bizleri iyi hissetirmesini sağlamalıyız.

Bizler şehir hayatını sistemin bizi esirleştirme çabası adı altında bir kisveye soksak da can alıcı bir gerçek var. Özgürlüğün önündeki engeller bazen  fiziksel değil ZİHİNSEL’dir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>