Sosyalist Türkçülük, Ulusal Komünizm ve Sultan Galiyev

Sultan Galiyev adı, 1960’lı yıllara gelinceye dek Türk Siyasal Yaşamında pek bilinmezdi. Galiyev’in adıyla beraber, ulusçuluk ve komünizm terimleri de birer söylem haline geldi” ise de ülkemizde sosyalizme Rus Ulusçuluğu ve emperyalizminin gözü ile bakanların etkin olması nedeni ile hep tepki gördü.

İşin ilginç yanı bu tepkiler Sovyet güdümlü soldan olduğu kadar, uluslararası sermayeyle bütünleşmiş sağdan da geldi. Sonunda Ulusçuluk ve Komünizm birçok kişi için birbiriyle çelişen, karşıt birer kavram gibi gösterildi ve ulusçuluğu sağ bir ideoloji olarak görmek ve göstermek isteyenler tarafından da ulusalcı bir komünist hiçbir zaman kabul edilmedi. Bu nedenle komünizme ilk kez ulusal bir nitelik vermiş olan Sultan Galiyev, hem sağcılar hem de solcular tarafından acımasızca suçlandı, anlaşılmasına hiç izin verilmedi.

Bu yazıdan amaç, elbette ulusal bir komünizmin olabilirliğini kanıtlamak değildir. Aksine, ulusçuluğun vazgeçilemez bir gerçek olduğunu, her tür koşulda varlığını sürdürdüğünü, bu nedenle, sağ ve sol çevrelerin tekelinde olmayacağını kanıtlamaktır.

Şimdi bu tür tartışmaları bir yana bırakıp, ulusal komünist düşünceyi bu bağlamda ele alıp değerlendirebilmek ve daha iyi anlayabilmek için, Sultan Galiyev‘den, görüşlerinden ve onun içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal koşullar­dan biraz söz edelim. Çünkü “Üçüncü Dünya’nın düşün babası da kabul edilen bir Kazan Türkü olan Mir Seyid Sultan Galiyev, her şeyden önce yüzyılımızın Türk dünyası içinde yetişen en idealist devrimcilerden biriydi. Sovyetler Birliği Uluslar Komiserliğine dek yükselen Galiyev, bir dönem Lenin, Stalin ve Troçki’den sonra, Sovyetlerin dördüncü önde gelen bir adamı konumuna gelmişti. Her şeyi ile tam bir devrimci, ateşli bir Türkçüydü. Ho Şi Minh‘den Hayri Bumeydan‘a dek, birçok üçüncü dünya devrimcisini, yapıtlarında “fikir babamız” dedirtecek kadar onları etkilemişti. Galiyev, Türk komünistlerinden ve daha önce Türkiye’de, 1912 yılında, ilk Türkçü partiyi, Milli Meşrutiyet Fırkası’nı Akçaoğlu Yusuf ile kurmuş olanMustafa Suphi ve arkadaşlarının da lideriydi.

Bununla birlikte Sultan Galiyev mücadelesini yalnızca Tataristan’la sınırlamamış, tüm Orta Asya Türk Halklarının kurtuluşu ve özgürlüğü için de kavga vermişti. Bu bağlamda, Mustafa Kemal Atatürk ile Sultan Galiyev arasında bir benzerlik göze çarpmaktadır. Birisi Anadolu’da yüzyıllar boyunca Osmanlığı hanedanlığınca hor görülen, yönetiminden dışlanarak, egemenliği elinden almış Türk insanı, diğeri de, hem Çarlar, hem yeni Sovyetler tarafından, tüm ekonomik ve kültürel değerleri sömürülen Turan halk­ları için ölesiye bir kavgaya girmişti. Sonuçta biri kazandı, diğeri ise, ne yazık ki kaybetti.

İnanmış bir Marksist olarak Sultan Galiyev, yakın ilişki içine girdiği bolşevik liderlerin içtenliğine inanmış, Rusya’nın Türk halkları konusunda haksızlık yapabileceklerini hiç düşünmemişti. Ne var ki, gelişen olaylar ona bu konu­da ne denli yanıldığını göstermiş, işbirliği içinde olduğu yoldaşlarının Rus şovenizmi için çalıştıklarının farkına var­masına neden olmuştu.

Orta Asya Türk halklarının toplumsal, ekonomik ve kültürel yönden geliştirerek, antiemperyalist bir Türk Birliği oluşturmak için, yaşamını bu yola vermekten çekinmeyen Sultan Galiyev konusunda ülkemizde doyurucu ciddi bilim­sel araştırmaların henüz pek cılızlığı bir yana, bu büyük Türkçü devrimci, kimilerince komünist, kimilerince ırkçı-turancı, panislamist ve hatta nasyonal sosyalist olmakla suçlanmıştı. O’nu anlayıp, sağlıklı bir biçimde değerlendire­bilmek için, yaşam öyküsünü, dönemin siyasal olayları içinde ele alıp irdelememiz gerekir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

3 Yorum Yapıldı

  1. devrim ali

    8 Ağustos 2014 at 02:52

    Sultangaliyev “Türkçü” değildir. Uğruna mücadele ettiği düşünce “Ulusalcı Komünizm” değil; “Ulusal Komünizm”dir. Kendisini batılı komünistlerden ayıran en önemli çizgisi ise Komünizmi, Marksizmi doğulu toplumlara uyarlamaya çalışmasıdır. Salt dogmacı bir komünist olmadığı için Marks’ı, Lenin’i eleştirmekten kaçınmamıştır. Eleştirileri olumlu ve yapıcı eleştirilerdir. Lenin’e ve düşüncelerine çok büyük saygı beslemektedir. Sultangaliyev’i doğu dürüst tanımak, araştırmak isten arkadaşlara bazı sayfa ve site önerileri:

    https://www.facebook.com/SultanGaliyevv
    http://www.millikomunizm.com
    http://www.sultangaliyev.net
    http://www.ozgurdogu.com

  2. Deniz Doğan

    15 Şubat 2011 at 22:43

    sultangaliyev.net
    adresinden çok güzel faydalanabilirsiniz

    ayrıca yüzlerce kitap var google de araştırabilirsiniz..

  3. Aybike Vatanperver

    15 Şubat 2011 at 19:54

    Sultan Galiyev merak ettiğim bir adam. Onun hayatını en iyi şekilde anlatan bir kitap biliyor musunuz ?