Suudi Arabistan’ın Sosyal, Politik ve Ekonomik Yapısı

Şeriat yasalarının anayasa olarak kabul edildiği Suudi Arabistan’da, kralın hem yasama hem de yürütme yetkilerini elinde bulundurarak, kendisinin atadığı bakanlar kurulunun verdiği kararların yine kendisi tarafından veto edilebilmesi, ülkede herhangi bir siyasi partiye izin verilmemesi ve her yurttaşın dinleme oturumlarında krala şikâyetlerini iletebileceği yönündeki düzenlemeler, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki ayaklanma yaşamış birçok ülkeden daha az demokratik bir rejime sahip olan S. Arabistan’ın, sadece nüfusun %25’ini oluşturan Şiilere karşı mezhepsel bir ayrımın değil, tüm vatandaşlarının tepkisini çekebilecek ülke yönetimine katılım hakkına yönelik eksikliğin de odağı olduğu görülmektedir.

Nüfusun büyük bölümünün başkent Riyad, Cidde, Mekke, Taif, Medine, Dhahran, Dammam, El Huber ve Hufuf gibi büyük kentlerde toplandığı ülkenin Basra Körfezi kıyısında Şii nüfus yoğunluk göstermekte, toplam nüfusun %97’sinin müslüman olduğu ülkede resmi dil olan Arapçanın yanında birçok lehçe de varlığını sürdürmektedir.

Ekonomisinin temeli petrole dayananan, ham petrol ve petrol ürünlerinin, devlet gelirlerinin %90’dan çoğunu oluşturduğu ülkede, başlıca petrol bölgeleri olan; El Huber, Ash Sharqiyah, Dhahran, Dammam ve Al Qatif’te petrolün büyük bölümü ARAMCO şirketi tarafından çıkartılmakta ve petrolden elde edilen kazançla; petrol yatakları, petro-kimya sanayisi ve yapay gübre üretimi gibi sanayi kolarının yanı sıra demir-çelik sanayisi, çimento sanayisi, besin sanayisi, vb. dallar gelişim göstermektedir.

Mutlak monarşiyle yönetilen ülkede Suud ailesi; kral ve yakınlarının ülke yönetiminde sahip olduğu otoritenin yardım kuruluşları, dernekler ve yargı ile iç içe yapısı dolayısıyla muhalefete pek izin vermemekte, mevcut durumdan memnun olmayan aydın ve vatandaşların örgütlenmesi yaygın istihbarat ağı ile engellenip, sert önlemler alınmakta ve eğitim- kültür seviyeleri artan halkın istekleri potansiyel bir beklenti oluştururken, Suud ailesi belirli periyodlarda halka maddi yardım yaparak, gençlere evlenmeleri için olanaklar sağlamakta ve eğitim bursları vermektedir.

Suudi Arabistan’ın toplumsal yapısına baktığımızda sadece Şiiler değil, Maliki ve Şafi mezhebine mensup önemli bir kesimin de varlığı görülmekte, geçmişte Necd bölgesinden çıkan Vehhabizm şimdilerde tüm ülkede hakimiyet sağlamışken, ülkenin güney kesimindeki Asir, Nejran ve Jizan gibi bölgelerde Vehhabi olmayan Arap kabileleri dikkat çekmekte, ülkenin doğusunda Basra Körfezi civarındaki Şiiler ise yönetim ve ticaretten pay istemektedir.vSuudi liderlerin ulusal birlik politikalarına rağmen Suudi Arabistan’da yasayan bireyler kimlik vurgularında Suudi kimliği yerine bolgeci bir yaklasım sergilemektedirler. Asirli, Hicazlı, Nejdli ve Ahsalı gibi kimlikler Suudi kimliğini oncelemektedir.[1]

Dünya petrol rezervlerinin yaklaşık %23’üne sahip olan ve en düşük maliyetlerde petrol üreten ülkede yaklaşık 264 milyar varil perol rezervi bulunmakta, 5’i ulusal diğer 2’si ise Mobil ve Shell ile yarı ortaklı 7 rafineriden 2009 rakamlarına göre günde 2,1 milyon varil petrol üretilmektedir. Ülkenin nüfus artış oranının yüksekliği, devletin ekonomideki baskınlığı, petrol fiyatlarının yaşadığı dönemsel dalgalanmalar ve ülkenin ham petrol ihracatı dışında pek gelir elde edememesi mevcut işsizliği %20’lere çıkartmıştır. 1970-1988 yılları arasında millileştirilmesi tamamlanan ve Suudi Aramco adını alan Aramco ve Sabic adındaki firmalar ülke ekonomisini belirlemektedirler. Aramco’nun son yıllarda yaptığı çeşitli anlaşmalar ve bünyesine kattığı tankerler sonucunda petrol taşımacılığındaki dünya sıralaması ilk 5’e girmesini sağlamıştır.

Suudi Arabistan’ın yurtdışında 100 milyar dolar civarında yatırımı olduğu bilinmekte, Suud ailesinin ise tam olarak belirlenememekle birlikte 100 milyar dolardan daha fazla yatırıma sahip olduğu sanılmaktadır.

Ülke ekonomisinin petrole dayalı olması ve petrol fiyatlarının yaşadığı dalgalanmalar, Suudi ekonomisinin kimi dış ödemeler konusunda açık vermesine neden olmuş, son zamanlarda ise bu denge pozitif bir yönde seyrederken, özellikle 2008 yılında dış ödemeler dengesinde 142 milyar dolar fazla çıkmıştır. Ülkede artan petrol gelirleri, yabancı işçi sayısının çokluğu, buna rağmen çoğunluklu olarak Şii gençler arasında yoğunluk gösteren işsizlik ve iş bulma konusunda devlet ve özel sektörün ilgisizliği, ülkede var olan mezhepsel ayrımcılık sonucunda yönetime karşı muhalif bir yönelimin uyanabileceğini düşündürmektedir.

Suudi Arabistan’da Şii tabanlı bir ayaklanmanın Sünni kesimce doğru algılanmayacağı ve mevcut şartlarda memnun olmadıkları yönetimle Sünni halkın daha sıkı bir bağ kurmasına neden olacağı konusunda yorumlar yapılsa da; halkın genelini saran işsizlik, hayat pahalığı, kamu hizmetlerinin yetersizliği ve özellikle belediye çalışmalarının, yöneticilerinin atama ile gelmesi ve herhangi bir seçim ve rekabet ortamına tabii tutulmaması nedeniyele, istenilen seviyede olmayışı Sünni ya da Şii tüm halkın taleplerini kapsamaktadır.

Suudi Arabistan’ın kurucusu olan Kral Abdulaziz’in vefatından günümüze kadar oğulları arasından seçilen krallar, rejimde bir değişiklik olmazsa mevcut kral Abdullah’ın ardından kendisi kadar yaşlı iki (kardeşi) veliahtın da tahta çıkması ile devamını sürdürecektir. Yalnız Kral Abdulaziz’in başka oğlu kalmadığı için ikinci nesil krallar, mevcut torunlar arasından seçilecek ve bu seçim Kral Abdullah’ın taht kavgası yaşanmasını engellemek için kurduğu ‘Beyat Heyeti’ taradından belirlenecektir.

Ülkede muhalefet olarak varlığını sürdüren El-Kaide, Şii gruplar, İslamcı muhalifler ve liberal muhalifler Suud ailesinin özellikle 11 Eylül ve 2003 Irak müdahalesi sonrası kurduğu geniş ve sert güvenlik ekseni ile şimdiye kadar çok fazla muhalif ses çıkartamamış, gösteri yapmanın bile yasak olduğu ülkede halkı arkasına alıp rejime baskı yapacak güçlü muhaliflerin varlığına rastlanmamıştır.

Suudi Arabistan’da Ocak ayında tıpkı Tunus’ta olduğu gibi bir genç kendisini yakmış, özgürlük ve siyasal yetki isteyen insanların düzenlediği imza kampanyalarında Sünnilerin katılımı Şiilerden fazla çıkmıştır. Ülkede, tıpkı Libya’da olduğu gibi, rejim İslam alimlerinden ayaklanmaların ve protestoların islama aykırı olduğunu söyleyen fetvalar alarak bildiriler dağıtmıştır.

*Bekir Aydoğan/Ekopolitik Araştırma Merkezi


Alıntılar

[1] Joseph Nevo, “Religion and National Identity in Saudi Arabia”, Middle Eastern Studies, Vol. 34, No. 3 (Jul., 1998), s. 47

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

1 Yorum Yapıldı

  1. ilknur kanioğlu

    12 Aralık 2014 at 10:15

    daha kısa yokmu