Coğrafya

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Bilim Teknik, Nedir | Eklenme Tarihi : 31-08-2010

0

Avrupa2lı kaşifler Kuzey Amerika ve Büyük Okyanus adaları yerlileriyle ilk defa karşılaştıkları zaman,  bu yerlilerin bazılarının çok kullanışlı  ve doğru haritalar yapmış olduklarını görerek hayrete düşmüşlerdi. Kuzey Amerika’lı kızılderililer haritaları ağaç kabukları veya hayvan derilerine çiziyorlardı. Marshall Adaları yerlileri ise bambu kamışlarıyla istiridye kabuklarından yararlanıyorlardı. Eski Mısır’lılar ve Babil’liler de yaptıkları ilk haritalarda bunlara benzer yöntemler kullanmışlardı.

O çağlardanberi insanlar Yeryüzü’yle ilgili önemli bilgiler edindiler. Bütün bu bilgiler yüzlerce harita, şema ve çizelgenin çok güç ve uzun süre çabalar sonunda toplanıp değerlendirilmesiyle elde edilebildi. Eratostenos gibi bilginler, Kristof Kolomb gibi ünlü kâşifler coğrafya çalışmalarına önderlik ettiler. Bugün üzerinde yaşadığımız ihtiyar dünyamızla ilgili daha geniş bilgi edinmek için hâlâ çalışmaya devam ediyoruz.

Coğrafya kelimesi Yunanca, Geografia kelimelerinden gelmektedir. Büyük yunan yazarı Homeros liyada ve Odise isimli eserlerindeki hikayelerde o çağlarda dünyanın bilinen çeşitli bölgeleri ile ilgili coğrafya bilgileri verdiği için Coğrafyanın Babası olarak kabûl edilir. M.Ö 530 yıllarında Milet’li Tales ve öğrencisi Anaximander, dünyanın düz bir tabağa benzediğini ve insanların okyanuslarla çevrili bir kara parçası üzerinde yaşadıklarını ileri sürüyorlardı. Bunu belirten bir harita da yapmışlardı. İlkçağ Yunan filozoflarından Pitagoras derslerinde dünyanın yuvarlak olduğunu ileri sürüyor ve bu fikir gittikçe yayılıyordu. Aristo’nun yaşadığı yıllarda dünyanın yuvarlaklığı için gösterilen delillerin bugün ileri sürülen delilerle hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz: Ay tutulmasında, Dünya’mızın Ay üzerine düşen gölgesinin yuvarlak oluşu, gemilerin deniz ufkundan yavaş yavaş ortaya çıkışı  gibi.. Bir süre sonra coğrafyanın iki ayrı kolda geliştiği görülür:  Birincisi, ülkelerin büyüklüğü, iklimi, konumu ve yüzey biçimleri ile uğraşan Ülkeler Coğrafyası; ikincisi de kıyı değişiklikleri, rüzgâr yönleri, denizin kabarma ve alçalmalarını inceleyen Genel Coğrafya.

Coğrafya’nın Bir bilim Olarak Gelişmesi

Coğrafya’nın bir bilim olarak gelişmesi öbür alanlardaki bilgilerimize oranla çok daha hızlı olmuştur. Daha M.Ö. 450 yılında yunanlılar Cebeli Tarik’tan Hindistan’a; Asya bozkurtlarından Sudan’a kadar olan büyük bir bölge üzerinde çok geniş coğrafya bilgilerine sâhiptiler. Herodotos yazdığı tarih eserlerinde bu bölgelerle ilgili oldukça geniş bir bilgi vermiştir. Bugün, bu bilgilere coğrafya karakteri taşıyan  ilk yazılar gözüyle bakılmaktadır.

Yeni yeni bölgelerin keşfi çoğunlukla ekonomik ve askeri nedenlere dayanmaktadır. M.Ö.4′üncü Yüzyılda amber ve kalay aramak üzere yola çıkan Marsilya’lı Piteas’ı buna örnek olarak gösterebiliriz. Böylece Britanya adalarına ve eski yunan efsanesinde adı geçen Thule Adası’na ilk varan o oldu. Piteas, gerçekten İlkçağ’ın en büyük kâşifiydi. Büyük İskender’in doğuya yaptığı seferler, Asya ülkeleri üzerinde geniş çapta bilgi edinilmesini sağladı.

Osmanlı Türkleri’nde Coğrafya

Osmanlı İmparatorluğu’nun gittikçe büyümesi sonucu deniz coğrafyacılığı gelişme yoluna girmiş, Türk denizcileri Atlas ve Hint Okyanusları’na ulaşmış, 16′ncı Yüzyılın ilk yarısında iki Türk amirali deniz coğrafyası üzerinde önemli eserler vermişlerdi: Piri Reis ve Seydi Ali Reis. Piri Reis, Akdeniz için bir harita hazırlamış, Türk denizcilerinin geleneklerini ve kendi bilgilerini geniş ölçüde kattığı Kitab-ı Bahriye adlı eseri yazmıştır.  Hint Okyanusu’nda Portekiz’lilerle yapılan  bir deniz savaşından sonra karaya çıkmış ve Gücerât, Sind, Horasan, Irak’ı Acem, Maveraünnehir ve İran yoluyla Türkiye’ye dönmüş bulunan Seydi Ali Reis, gördüklerini Mir’atü’l-memalik adlı eserde toplamıştır.

17′nci Yüzyıl ilk yarısının coğrafya bilimi, osmanlı Türkleri’nde de Avrupa’dakine paralel bir gelişme göstermiştir. Bu çağda Kâtip Çelebi Türk’lerin coğrafya bilgisinde çığır açmış bulunan Cihan-nüma adlı eserini yazmıştır. Bu eser sonradan birçok Batı diline çevrilmiştir.  Yine 17′nci Yüzyılda Evliya Çelebi’nin Seyehatnâme adlı 10 ciltlik eseri de mübalâğalı olmakla beraber ülkeler coğrafyası yönünden önemli bir eserdir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Toplumsal Bilimler

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Bilim Teknik | Eklenme Tarihi : 30-08-2010

0

Toplumsal bilimler, insanları, onların kurdukları toplumsal düzenleri, yaşayış biçimleri ile geleneklerini inceler. En eski toplumsal bilim belki de tarihtir. Tarih, insanların çağlar boyunca yaratıığı olayları inceler. Tarihçiler, bütün bu olaylardan, devlet yönetim lekiller ve diğer devlet şekilleriyle olan münasebebetlere ait sonuçlar çıkarmaya çalışmışlardır.Bu bilim dalına politim bilim adı verilir.  Tarih, toplum içindeki insancıl münasebetlerin genel teorisi olan toplum bilim için temel kaynaktır. Toplum bilim zamanla daha geniş uygulama alanları buldu: Şehir planlaması, sanayi gelişişimi, eğitim politikası…  Bütün bu konuları, toplum bilime has özel gözlem metodlarıyla izlemek gerekir. İnsan şuurunun nasıl çalıştığını kendine konu edinen psikoloji, keza mal ve hizmetlerin meydana geliş ve dağotım şekillerini inceleyen ekonomi birer toplumsal bilimdir.

Antropoloji, çeşitli ırk ve insanların kültüreli sosyal ve kutsal gelenek ve göreneklerini inceler.

Toplumsal bilimlerin en ilgi çekici tarafı, imceşedikleri konuların zaman bakımından doğa bilimlerininkine oranla çok daha eski çağlara ait olmasıdır. İnsanlar, iç veya dış dünyaları hakkında düşünmeye başladıkları zaman ilk defe kendi toplumsal hayatlarıyla ilgilendiler. Çevrelerinde olagelen herşeyi yaşadıkların toplum içindeki insanların tutum ve davranışlarıyla açıklayabildiler. bundan ötürü ilkel insan, tabiattaki büyün varlıkların ruhlardan meydana geldiğine inanıyor. tabiat olaylarını da bu inanç çerçevesinde düşünüyordu.  Bu sebepten, toplumsal bilimler dilinde insan topluluklarının teşkilatına ait sayısız özel terimlere rastlanır. Çok kimse, toplumsal bilimleri temel bilimlerden saymaktadır. Çümkü elde ettiği sonuçlar doğa bilimlerinde olduğu kadar kesin ve sarsılmaz değildir. Fakat bir konuyu bilimsel yapan şey, kesinliğin kendisi olmaktan çok uygulanan kesinleştirme metodunun genelliğidir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Fiziksel Bilimler

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Bilim Teknik | Eklenme Tarihi : 30-08-2010

0

Nükleer Fizik : Atom çekirdeğinin yapı ve özellikleriyle uğraşır.

Kimya : Maddenin iç değişikliklerini incelerç Fizik bilimi ile ortak çalışır.

Atom Fiziği : Atomun yapısını ve özellikleri ile uğraşır.

Astronomi : Gök cisimlerinin Evren’deki yer ve hareketlerini inceler.

Astrofizik :  Gök cisimlerinin fiziksel yapısını inceler.

Biyoloji : Biyoloji, canlı varlıklarla ilgili bütün bilgileri kucaklayan geniş bir bilimdir. Biyolojiyi incelediği konu yönünden üçe ayırmak mümkündür:

<Botonik> : bitkiler dünyasını,

<Zooloji> : hayvanlar dünyasını,

<Gözebilim> : (Sitoloji) de bitki ve haycan hücrelerini inceler. Canlı varlıkların incelenmesinde uygulanan yöntemler bakımından da biyoloji şöyle bölümlenebilir.

<Fizyoloji> : Hayvan ve bitki organlarının çalışma tarzını ve aralarındaki mübasebetleri inceler.

<Morfoloji> : Haycan ve bitkilerin biçim ve yapılarıyla uğraşır. Morfoloji, ayrı olarak iki alt dala ayrılır: Anatomi ve histoloji ( Dokubilim ).

<Anatomi> : Organik varlıkların yapısını ve bu yapıyı meydana getiren organların, yer, biçim, özellik ve komşuluklarını inceler. Morfolojinin dokuları inceleyen ald-dalına da histoloji denilir. Biyoloji’nin öbür ana bilimlerle ortaklaşa doğurduğu bilim dalları da şunlardır.

Biyokimya : ( Biyoloji ve Kimya’nın işbirliği ) Organların ve bunların aldığı yakıt maddelerinin uğradığı kimyasal değişimlerle uğraşır.

Ekoloji : ( Biyoloji ve Coğrafya’nın işbirliği)  Hayvan ve bitkilerin yeryüzündeki bölgelere dağılışını inceler.

Paleontoloji : (Biyoloji ve Jeoloji’nin işbirliği ) Taşılların (fosil ) biçim ve yapılışlarını inceler. Arkeoloji’nin de ana bölümlerinden biridir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Bilimlerde Sınıflandırma

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Bilim Teknik | Eklenme Tarihi : 30-08-2010

0

Her bilim kolu, ilgilendiği konuların genelliği içinde yayılarak özellik tiplerine doğru dallanır. Son yüzyıl içinde bazı bilimlerinküçük parçaları kabul edilen bölümlerden yeni yeni bilim dalları meydana geldi.Ama bütün bu dallar birbirlerinden kesin  çizgilerle ayrılmış değildir. Birçok durumda aradaki sınır ortadan kalkar: Atom Fiziği  fiziksel bilimlere bağlı olduğu kadar kimya ile de yakından ilgilidir. Bundan başka bir bilim alanında kullanılan yöntem ve elde edilen sonuçlar çok defa diğer bir alanda da uygulanır. Gerek fizik , gerek kimya her ikisi de fizyoloji için çok önemli birer yardımcı bilimdir.

Bilimlerin açık ve geniş bir sınıflandırılması, bilim adamının görevi olmaktan çok, felsefeyi ilgilendiren bir konudur.

Fizoloflar, çok eski çağlardanberi bilimleri sınıflandırmakla uğraşmışlardır. Buna etraflı bir şekilde yapabilmek, güç olduktan başka geçici bir şeydir de… Çünkü  her ân  yeni yeni bilim alanları ortaya çıkmakta, ilgili oldukları bilim kollarını yeni yeni dallara ayırmaktadır.

Bununla birlikte birçok bilim kolu arasında oldukça kesin ayırımlar yapılabilir.  Temel bilgiler alanına sokulabilecek bilimlere örnek olarak mantık ile matematik i gösterebiliriz. Gerçek bilimler olarak adlandırılan Doğa Bilimleri ise etrafımızı çeviren dış Dünya ile ilgilenmektedir. Toplumsal  bilimlerin ise insan ve onun kurduğu düzenlerle uğraştığını  görüyoruz. Ayrıca, bundan kısa bir süre önceye kadar pek büyük bir bilimsel karakter taşımayan inceleme konuları bugün başlı başına birer bilim olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bir yandan insanın her şeyi öğrenme merakı, bir yandan modern yaşama tarzımızın doğurduğu ihtiyaçlar, yeni  yeni bilim dalları yaratmaktadır. Derhal bu taze araştırma alanlarına atılan bilginler, vardıkları sonuçlar, elde ettikleri başarılarla bilgi dünyamızın ufuklarını genişletmektedirler.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Bilim Nedir ?

Ekleyen admin | Kategorisi Bilim Teknik | Eklenme Tarihi : 24-08-2010

2

Bilim veya ilim insanların merak ve amaç besleyen olgu olarak günümüze kadar alt dallarıyla gelmiştir.İnsanların daha iyi yaşam koşullarına sahip olmasına, var olmayan olguları bulmasına ve yeni şeylere ön ayak olmasına bilim adı verilmiştir. Bilim, sanat tarafından temelleri atılmış olup her kademede, her seviyede sanatla geliştirilmiştir. Bilimi sanattan ayıran fark ise sanat kişiden kişiye değişiklik gösterirken bilim kesin sonuç taşır.

Bilimin temelinde deney ve gözlem yatmaktadır. Bazı bilim insanlarına göre bilim :

  • Her türlü düzenden yoksun duyu verileri ile düzenli düşünceler arasında uygunluk sağlama çabasıdır.
  • Gözlem ve gözleme dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır.

Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük’te “bilim”i şöyle tanımlamaktadır:

  • “Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim.”

İnsanoğlunun sürekli yaşadığı çevreyi daha yaşanılabilir hale getirme çabası bilimin gelişmesine muhakkak fayda sağlamıştır. İnsaoğlu yaşadığı çevreye duyduğu merak arttıkça olağan gibi görünen şeylerin nedenini aramaya başlamıştır. Buda Dünya’nın pek olağan olmamasını ve gizemlerle dolu bir yer olmasını ortaya çıkarmış ve bunları çözümlemek gerçeğini doğurmuştur. Geleneksel bilim sadece anlamaya ve çözmeye gereksinim hissetse de, ileri safhalara bölünen bilim türleri sadece çözmeyi değil çözümden öte ilerlemeyi de kapsar.Geçmişe bakıldığında en önemli sayılan bilim dallarından bazıları matematik, geometri, gök bilimi ve tıptır. Çok çeşitli matematiksel çözümleme sistemlerinin geliştirildiği ilk zamanlardan bu yana hâlâ yeni formüller, sistemler, kuramlar geliştirilmektedir ki bu da bilimin sürekliliğine bir örnektir.

Bilim kişiden kişiye değişim göstermez. Bilimi sanattan ayıran en önemli nokta budur. Benim beğendiğim bir şiiri sizin beğenmemeniz doğaldır çünkü şiir bir sanattır. Ancak bilimde bu söz konusu değildir. Çünkü bilim herkes tarafından kabul edilmiş kurallar içerir. Dünya’da yer çekimi vardır ve bu çekim kuvveti bizi yerde tutuyor gerçeğine karşıt bir görüş sunabilir misiniz?Bilim ile sanatın arasındaki en büyük fark budur.Bilim deney ve gözleme dayanır.

Bilimin Tanımı : Evrenin yada olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan, bunu düzenli bilgi haline dönüştüren çalışmalar bütünüdür.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF