Eğitilmeyen Çocuklar, kaybolan bir Nesil!

Ekleyen Lokman Günyeli | Kategorisi Anı - Hatıra, Araştırmalar, Eğitim, Genel, Kadın - Aile, Kişisel Gelişim, Nedir, Yaşam | Eklenme Tarihi : 02-08-2011

0

Sevgili Okurlar,

Yazı nın başlığında olduğu gibi bu yazı da eğitilmeyen çocukların nasıl elimizden nasıl kaydığını, gelecek Nesillerimizin nasıl kaybolduğunu ve neyden etkilediğini elimden geldikçe izah etmeye çalışacağım.
Önceki nesillerde daha çok Anne-Baba nın davranışları ve tutumları Çocukları etkiliyordu.
Anne ve Baba nın istediği yönde gidiyordu Çocuk ve onlara göre eğitiliyordu. Ancak bu gelenek son nesillerde bozulup sözde ‘modern çağ’a ayak uydurarak dahada özgürleşti.
Bu “özgürleşme” hareketinden sonra peki Çocuklar gerçekten özgür bırakıldığında özgürce gelişebiliyormuydu? Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Daha İyi Bir Türkiye İçin

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Kişisel Gelişim, Nasıl Yapılır, Yaşam | Eklenme Tarihi : 10-01-2011

1

Türkiye’de eğitim sistemi bozuk demişimdir her zaman. Ben bir öğrenciyim ve öğrencilerin sorunlarını az çok biliyorum. Öğrenci neden ders çalışmaz, öğrenci okuldan neden kaçar, öğrenci derste niye uyur, öğrenci neden istenilen seviyede değildir. Bu soruların yada sorunların cevabı ve çözümü öğrencilerde değildir. Sorun öğretmenlerde ve/veya milli eğitim sistemindedir.

Türkiye’de başarılı olan öğrencilerin yüzdesi başarısız olanların yüzdesinden küçüktür. Tabi bu sizin başarı anlayışınıza göre değişebilir. Bu bilimsel bir yazı olmadığı için kesinlik yoktur. Yani benim söylediğim yüzde TÜİK istatistiklerinden alınmamıştır. Bu benim görüşümü belirtir.

Öğrencinin başarılı olabilmesi için kolaylıkla yapılabilecek şeyler vardır. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiye’nin Eğitim Portalı

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 20-11-2010

0

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan www.egitim.gov.tr internet sitesi öğrencilere büyük kolaylık sağlıyor. Türkiye’nin Eğitim Portalı sloganıyla açılan bu internet sitesi öğrencilere öğretmenlere ve velilere yönelik hizmet veriyor.  Türkiye son zamanlarda E-Devlet politikalarıyla önemli adımlar attı. İnternet kullanımı yaygınlaşıyor ve herşey dijital ortama taşınıyor. Bunun biraz tehlikesi olsa da kolay olması bütün tehlikeye bedel oluyor. Bu eğitim portalı bize bazı kolaylıklar sunuyor. Bu proje daha gelişme aşamasında.  Şuanda ilköğretim okulları için var olan portal umuyoruz liseler içinde aktif olur. Siteyi Resimlerle sizlere anlatayım. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

İlköğretim Haftası

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 02-09-2010

0

İlköğretim Haftası

Yurdumuzda 1961 yılından beri, 222 Sayılı Yasa uyarınca, Eylül ayının 3′ncü haftası <<İlköğretim Haftası>> olarak kutlanmaktadır.

Bu hafta süresince okumanın ve bilginin yararları halkımıza anlatılmakta, onlarda okuma ve öğrenmeye karşı ilgi uyandırılmaya çalışılmaktadır. İlköğretim, kadın erkek bütün yurttaşlara gerekli olan temel eğitimi kazandırmak demektir. İlköğretimin amacı ise, çocuklarımıza, çevrelerine, milletine ve insanlığa ilişkin görevlerini öğretmek, olumlu davranışlar, öz bilgi ve beceriler kazandırmaktır. Yurdumuzda ilköğretim <<Temel Eğitim Kurumları>>’nda verilir. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

KPSS HIRSIZLARI

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Nasıl Yapılır | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

0

Malumunuz ülkemizde yoğun bir sınav sistemi var. Bu yoğun sınav sisteminin ne kadar gereksiz olduğunu sürekli söyledik. Bu sınav sistemlerinin güvenli olmadığını, insanların yaşamını 2 saat bu kadar etkilememeli olduğunu sürekli söyledik. İnsanlar okullara yerleştirilecekse bu diploma puanına göre olması gerektiğini söyledik. Ama kimseyi ikna edemedik. Kpss sınavı ile görmüş olduk ki sınav sistemi güvenli bir sistem değil. Hırsızlığa açık bir sistem. Bu soru hırsızlığı umuyoruz ki sadece bu sınavda olmuş olsun. Eğer diğer sınavlarında da böyle bir şey varsa bu çok vahim.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Anayasayla Anayasa Korunur mu ?

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Siyaset | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

1

Bana çok tuhaf gelen bir durum söz konusu. Ülke demokrasi sorunu anayasayla korumak, anayasayla çözüm üretmek ne kadar mantıklı? Yani bu durum ölen bir insanın kendini diriltme çabası gibi kısır bir durumdur. Darbeleri anayasayla korumak mümkün mü?  Zaten darbe yapan adam anayasaya aykırı davranışta bulunmuyor mu ? Hükümeti ele geçirdikten sonra anayasayı değiştirmiyor mu ? Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Genç Nesil Üzerinde Oynanan Oyunlar

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Genel, Siyaset | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

0

Arkadaşlar Türk Gençleri fokur fokur kaynıyor. Türk Gençleri’nin bu potansiyeli Türk düşmanları için gerçekten korkutucu. Bende Türk düşmanı olsam bende korkardım. Çünkü Türk Gencinin savaşta ne kadar duyarlı olduğu tarihte görülmüştür. Bu genç potansiyeli diğer devletler tarafından sürekli bastırma çabalaının varlığı kimsenin gözünden kaçmamıştır. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Öğretimde Reform

Ekleyen admin | Kategorisi Eğitim, Tarih | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

17′nci yüzyılda, bazı eğitimciler, o çağa kadar eğitimv e öğretim sisteminde çocukların zeka derecelerini gözönüne alınmadığını gördüler. Gerçekten de okul çağındaki çocuklar, kaabiliyet derecelerinin üstünde, yaşlarıyla ilgisi bulunmayan konularla karşı karşıya bırakılıyor ve bunları öğrenmeye zorunlu tutuluyordu.

Bu yanlış sistemi ilk olarak Giavoanni Comenio(1592-1670) adında bir İtalyan eğitimcisi kökünden değiştirdi.

Comenio, bir çocuğun okul ve yüksek öğrenim çağını dör döneme ayırmış ve bu dör döneme de ayrı ayrı öğretim sistemleri uygulamıştı. Ana okulu, ilkokul, orta ve lise (orta öğretim) ve üniversite.

Bu öğretim kurumları, birbirine bağlı konuları dört bölüme ayırarak öğretim yapıyorlardı. Comenio tarafından 300 yıl önce ortaya atılan bu öğretim sistemi bugün de çok az değişiklikle uygulanmaktadır.

Dereceli öğretim konusunda Comenio ile aynı fikri savunan diğer iki büyük eğitimci Fransız Jean Jacques Rousseau (1712-1778) ve Entrico Pestolazzi (1746 – 1827)’ dir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Osmanlı İmparatorluğu’nda Eğitim ve Öğretim Kurumları

Ekleyen admin | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Osmanlı İmparatorluğu çağında Türk eğitiminde çocuklardan istenilen ilk şey itaatli olmaktı. Ana- babaya, bütün büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek eğitimin temeliydi. Bunu sağlamak için çocuk, aile içinde büyük bir baskı altında bulundurulu, büyüklerin hele yabancıların yanında konuşmasına, hatta oturmasına izin bile verilmezdi. Din eğitiminin önemi çok büyüktü. Bütün öğretim kurumları bu tarz eğitimin amaçlarna göre kurulmuştu. Camiilerin, mescitlerin yanısıra kurulmuş olan okullar, sonraları medreselere kadar gelişmişti. <<Sıbyan mektepleri>> doğrudan doğruya Kur’an öğretimi yapan okullardı. Bu okullara 4-5 yaşındaki çocuklar alınırdı. Hemen hemen her mahallede bulunduğundan <<mahalle mektebi>>, taştan yapıldığı için de <<taş mektep>> diye alınırdı.

Sıbyan mektepleri eğitiminde zamanla değişiklikler yapıldı. 1838 yılında bu okullar küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrıldı. Küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrıldı. Küçüklerde yalnız Kur’an okuması öğretildiği halde büyüklerde daha başka derslere de verildi. Sıbyan mekteplerinde yazı ve dil öğretimine 1846′dan sonra başlandı. Çocuklar bu okullara başlarken özel bir tören de yapılırdı.

Sıbyan Mekteplerinden sonra orta, yüksek öğretim veren medreseler, ayrı olarak askeri, mülki sınıfları yetiştiren Saray Okulları vardı. Saray  Okulları’nın en büyük derecelisi <<Enderun>> du.

Medrese sistemi, büyük bir İslâm Devleti olarak kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nda başlangıçtanberi uzun süre bellibaşlı bir öğretim kurumu olarak kabul edilmiş ve bunlar 18′nci yüzyıla kadar Avrupa Üniversiteleri’yle rekabet edebilmişlerdir.

15′nci yüzyılda  Fatih Sultan Mehmet’in, 16′ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın kurdukları <<Fatih>> ve <<Süleymaniye>> medreseleri, pek geniş kuruluşları, büyük imkânları, değerli öğretim kadrolarıyla yalnız Osmanlının değil, o çağ dünyasının en ileri üniversiteleriydiler.

Daha sonraki yüzyıllarda medreselerin yanında yüksek dereceli okullar açıldı. <<Mühendishane-i Berri-i Hümayun>> (1795).

<<Mehteb-i Tıbbiye>>(1827) ve <<Mekteb-i Harbiye>> (1837) Osmanlı’da Batı’lı anlamda öğretim yapan ilk kurumlardı.

Tanzimat’tan sonra yurdumuzda ilk defa olarak ortaokul ve liselerin benzeri olan <<Rüştiyeler>>le <<idadiler>> açılmış, sonraları Sıbyan Mektepleri’nin bu okullara yararlı öğrenci yetiştirmediği görülerek ilkokulların açılması yoluna gidilmiştir.

1868′de Avrupa ülkelerindekilere benzer bir öğrenim veren <<Galatasaray Lisesi>> 1869′da da <<Darülfünun>> adıyla kurulan üniversite, yüksek öğrenime modern bir yön vermiştir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Eğitim Bir Haktır

Ekleyen admin | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Eğitimin bir hak olduğu herkes tarafından kabul görmüş bir olgudur. Bunu kabul etmeyen çıksın gitsin zaten komple hayattan.Ama malesef ülkemizde eğitim hakkı sadece ilköğretim ile sınırlı kalmıştır. O 8 yıllık temel eğitimi alsında sonra eğitimsiz kalsada olur mantığı ne kadar akılcıl ve normal ise horozun yumurtlamasıda o kadar normaldir.

8 yıllık eğitim ile ne kazandırabileceğiz bilemiyorum. Çünkü günümüzde üniversite mezunu olmuş hatta bir üniversite kesmemiş ikinci kez üniversiteyi bitirenler dahi iş bulamamaktadır. İşin o kısmı ekonomi kısmı gerçi ama ekonomide eğitim önemli bir faktör. Bunun yanı sıra ülkenin kültür seviyesi ve eğitilmiş insan sayısı Dünya’da güçlü bir devlet olmanın ve sözü geçer hale gelmesini etkileyen unsurdur. Bir ülkede bilim adamlarının bir elin parmakları kadar olmasıyla bir düzine olmasının arasında büyük fark vardır. Bir ülkenin bilim adamlarının fazla olması demek daha fazla teknoloji daha fazla sağlık daha fazla hizmet demektir. Hadi bilim adamını bir kenera bırakalım bir ülkede lise mezunun fazla olmasıyla üniversite mezunlarının fazla olması çok farklıdır. Eğitim kalitesi seviyesi ülkenin bekası için vazgeçilmez unsurudur. Şöyleki eğitim seviyesi az olan kesimi kandırması herkes tarafından malumdurki oldukça kolaydır. Tabiki eğitim sadece öğretimle olmuyor ancak önemli etken olduğu ortada. Uzun yıllar öğretim görmüş ama eğilmemiş olanlar yokmu var. Onlar çürük elme olarak nitelendiriliyor zaten. Eğitim sistemi sürekli değişen bir düzen olmaktan çıkmalıdır. Çünkü benimle kardeşim arasında eğitim konusunda bir fark olursa kuşak arası açıldığında müthiş bir artışla çatışma çıkar. Bu kuşakların birbirini anlamama çatışması kimsenin yararına olacağını zannetmiyorum. Tamam Türkiye yeni bir devlet, genç bir devlet ama geçmişi olan bir devlet. Tarihi olan bir devlet. Dünya’ya yön veren bir milletin devamını niteliğindeki bir devlet. Yani eğitimcileri, siyasetçileri, ekonomicileri, denizcileri, askerleri işin acemileri değil atalarından gelen bir ustalık son zamanlardaki söylemiyle profesyonellik taşımaktalar.Kimse bize yeni devlet muamelesi yapamaz. Dolayısıyla her sene hatta sene içinde bile değişen uygulamalar insanların kafasını karıştırmaktadır. Sene başında karne hesaplaması ile sene sonu karne hesaplaması değişen kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Eğitim sisteminin tabiri caizse cırkı çıkmış ve sürekli kötü yöneticilerce kötüye giden bir hal almıştır.

Eğitim bir milletin ayakta kalması için gerekli değildir. Ancak eğitim bir milletin boyunun uzaması yani büyümesi ve gelişmesi için olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda tartışmaya bile gerek yoktur. Eğitim sistemindeki bozuklukları açıkça tartışabiliriz ama benim bu yazıda söylemek istediğim başka birşey var. Normalde eğer siz bir okul bitiriyorsanız üst sınıfa geçmek en doğal hakkınız.Yani siz 8. sınıfı bitirdiyseniz 9. sınıfa direk geçmek en doğal hakkınız. Bir seviye belirleme sınavına gerek yoktur. Eğer illaki bir sıralama yapacaksanız 8 yıllık karne ortalamasını ve öğretmenlerinin görüşleri ve puanları doğrultusunda bir düzen oluşturabilirsiniz. Boşu boşuna öğrencileri ağır stres altına sokarak baskı yaratmak aptalcadır. Bu sistemin değişmesi gerekir. Ama bundan daha garibime giden sınav ise liseden üniversiteye geçerken girilen sınav. Bu sınav büyük bir saçmalık. Liseyi bitiriyorsunuz üniversiye gitmek için önünüze resmen bir engel koyuluyor. Bırakın insanlar üniversiteye girsin. Bunlara verilen cevaplar arasında yer alan “Üniversiteler beceriksiz adamların, bilgisiz adamların yerimi ? ” cümlesi benim ağrıma giden bir cümle. Liseyi bitiren bir adamın, daha doğrusu insanın beceriksiz veya bilgisiz olması kimin veya kimlerin suçu. 12 yıl öğretim görmüş bir adam nasıl olurda bilgisiz ve beceriksiz olur. Eğer böyle bir sıkıntı varsa en baştan 1. sınıftan toparlamak gerekir. 12 Yıl bir insan eğitim, öğretim verilememiş olması ne acıdır.12 sene boyunca birşey öğrenmeyen öğrencimi suçludur yoksa 12 yıl öğretim veremeyen öğretmenmi ? Eğitim sistemindeki bu sorun bir an evvel usta yöneticiler tarafından düzeltilmelidir.

Lise eğitimini tamamlamış bir öğrencinin not ortalaması baz alınarak bir üniversiteye girmesi en doğal hakkı. Sınava ne gerek var anlayamıyorum. Ama malesef ülkemizde yöneticiler insanları ya koyun yada at yerine koydukları için pekte tuhaf değil sanırım. Dünyanın en çok sınav yapan ülkesi biziz herhalde. Hani sınavlar güvenli olsa amenna birde sınav sorularını çaldırıyorlar. Malum kpss sınavında yaşanan hırsızlık olayı ülkemizin sınav sorununu ortaya koymaktadır. Sınav sistemi bir an önce kalkmalıdır.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF