<< İnsan, aletler yapan bir hayvandır.>> Benjamin Franklin 177 yılında böyle yazmıştı. İnsana hayvan dediği için Amerika’lı mucit ve başkanı hoş görebiliriz. Çünkü, o, bu sözü ile, <<insan, yaşayan bütün canlılar arasında, amaçları için kullanmak üzere alet icat eden tek canlıdır.>> demek istemiştir. İnsan bununla da kalmamış, başka aletler yapmaya yarayacak alet yapmasını da bilmiştir.!
Herhangi Bir Şey Alet Oluyor
İnsan yeryüzünde belirdiği andan itibaren, yiyeceğini sağlamak ve kendini lüzumlu olan her şeyi sadece ellerinin yardımıyla yapmak zorunda kalmıştır. İlkel insanın elleri iri, kaba, nasırlı ve kuvvetliydi ama nihayet eldi ve her şeyi yapamazdı: Odunu kıramaz, taşı ufalayamaz, kazığı sivriltemez, bir hayvanın derisini yüzüp onu parçalayamazdı. İşte o zaman, insan, üstün zekasını mücizelerinden birini – belki de ilkini yaptı: Bir şeye yeni bir anlayışla baktı ve onu bir araç, bir alet gibi gördü. Bu taştı. Taşı, artık düpedüz taş olarak değil, amaçlarına hizmet edebilecek bir şey olarak görmeye başladı. İnsan, ondan sonra, her geçen gün yeni âletler icat ederek kendi tarihini yaşamaya başladı.
Alet Nedir ?
Âlet, bir iş yapmaya yarayan faydalı bir araçtır. İnsan, aleti, bir rendeyi, çalıştıran <<bir işte veya bir sanatta kullanılan el aracı>> anlamına gelmektedir. Daha doğru söylemek gerekirse alet bir işin elle veya makina ile yapılmasında madde ile doğrudan doğruya temas eden araçtır. ( Örnek: delinecek bir maddeye doğrudan doğruya giren bir matkabın ucu.) Ama daha genel ve yaygın bir tarife göre âletler, kafa yormaksızın elle ve makina ile yapılan işlerde kullanılan faydalı araçlar ve avadanlıktır.
Âlet ve Makina
Âlet, bir iş yapmaya yarayan faydalı bir araçtır. İnsan, âleti, bir rendeyi, çalıştıran <<harekete getiren kuvvettir.>> Ama, bu bir âletten faydalanılarak bütüniyle insan çalışmasının yerini alan âletlere makina denir. Örnek olarak rendeyi alalım, Rende tahtayı düzeltip perdahlayan bir alettir. Burada, insan, kuvvet rende ise âlettir. Ama rende makinası, tahtaları perdahlarken insan kuvvetinin yerini alır; hem alet, hem de işleten kuvvet olur: MAkina.
Hepimiz, çok defa merakımızı uyandıran, ilgimizi çeken bir sürü alet kullanılır, evde, fabrikalarda, her yerde onları işlerken görürüz. Ama çok defa, sadece neye yaradıklarını değil, isimlerini bile bilemeyiz. Şimdi her ikisini de açıklayalım.
İnsan Elinin Aldığı Durumların Birer Benzeri Aletler
El, âlete ilk örnek olmuştur. Belli başlı aletler ona benzetilerek yapılmıştır. Bunlar elin yetersiz olduğu işlerde kullanılırlar. Gerçekten, çeşitli işlerde kullanılan âletler insan elinin değişik durumların birer benzeridirler.
Yakalamaya, küçük şeyleri sıkıştırmaya yarayan pensenin ağzı, bu şey elle tutulduğunda, parmakların alacağı durum göz önünde bulundurularak yapılmıştır.
Ekskavatörün tırnaklı kepçe’si, elin sıvı(su) veya toz halinde gelmiş (kum, toprak) cisimleri tutmak için aldığı durumun aynıdır.
Çeşitli Alet Örnekleri
Önce de söylediğimiz gibi aletler, insanın bir iş yaparken kullandığı faydalı araçlardır. Böylece (tencere, çatal, kaşık, bıçak gibi) yemek pişirmek ve yemek için kullanılan mutfak edevatı, (kazma, tırmık, çapa gibi) bahçe ve (rende, eğe, raspa, testere gibi) marangoz aletler,yle kullanılacakları işe göre yapılmışş daha başka faydalı araçlar da vardır.
Burada hepsini sıralamak çok yer alır, zira sayıları pek fazladır. Bunun için sadece klâsik aletlerden, yani kesmek, delmek, birleştirmek, perdahlamak, ölçmek, kontrol etmek gibi insanın temel işleri yaparken kullandığı aletlerden, söz edeceğiz. Bunlar, maden ve tahte işlerinde gerekli olan, makinistin, elektrikçinin, su tesisatçısının, genellikle teknisyenlerin kullandıkları âletlerdir.
=htmlspecialchars(stripslashes($sayfa_sayac_ayar['sayac_bilgi_sablon']));?>