Ramazanda Sağlığa Dikkat

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Sağlık | Eklenme Tarihi : 31-08-2010

0

Değerli okuyucular, manevi olarak son derece özel günleri yaşadığımız Ramazan ayının içindeyiz. Oruç zor ve zor olduğu kadar da çok değerli bir ibadettir.  Hele hele uzun süre aç ve susuz kalınması gereken sıcak yaz günlerinde oruç insanı daha fazla zorluyor. Ancak sonunda büyük bir iç huzuru ve rahatlık veriyor, çekilen tüm sıkıntılara değiyor. Hepimiz bu günleri sağlık ve mutluluk içinde geçirmeyi arzu ediyoruz. Ramazan ayının gerçekten sağlıklı ve mutluluk içinde geçmesi için sağlığımızla ilgili dikkat etmemiz gereken bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyorum. Aksi halde hiçte hesapta olmayan sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliriz. Özellikle bazı sağlık problemleri olanların çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.  Ayrıca beni arayan pek çok hastam oruç tutup tutamayacağını soruyor. Bu konuda ciddi tereddütler ve bilgi ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Bu günkü yazımızda bu konuya da eğilmeye çalışacağım.

Öncelikle iftar sofralarında yenen bol ve çeşitli gıda alımından sonra neler olabileceğine bir göz atalım. Bütün gün istirahat eden sindirim sistemi bir anda alarme olur ve ayağa kalkar, hummalı bir çalışma başlar. Ancak boş olan sistemin birden doldurulması çeşitli mide rahatsızlıkları, reflü, pankreas ve safra kesesi iltihapları, kabızlık veya ishal gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açar.  Sindirim zorlaşır, başta beyin ve kalp akciğer olmak üzere hayati organlardaki kan mide ve barsaklara doğru hareket eder. Özellikle beyin kan akımının azalması sonucu  halsizlik, güçsüzlük ve uyku hali ortaya çıkar. Ancak yemekten hemen sonra uyunması daha da zararlıdır. Bu şekilde yatıp uyuyan kişi dolu olan mide ve barsakların kalbe ve akciğerlere yaptığı baskı nedeniyle çok daha ciddi bir risk altına girer.

Kalp krizleri, solunum yetmezlikleri ve beyin kanaması gibi hayati durumların genellikle ağır ve bol miktarda yemeklerden sonra ortaya çıktığı hepimiz tarafından bilinmektedir. İftarda veya sahurda fazla gıda alınması kalp krizine davetiye çıkartmak demektir. Ramazan ayında gündüzleri çok az kalp krizi vakası görülüyor. Enfarktüs geçirenlerin çoğu iftar veya sahur yemeğinden sonra hastaneye getiriliyor. Bu nedenle kalp hastalığı, yüksek tansiyonu, kolesterol problemi olanlar  iftarda ve sahurda az yemeye, hafif besinler tüketmeye özellikle dikkat etmelidirler.

Sevgili okuyucular, pek çok hastam bana oruç tutup tutamayacakları konusunda bizzat gelerek, telefonda veya internet yoluyla arayarak sorular sormaktadırlar. Gerçektende Oruç ibadetinin bizim için ayrı bir yeri, önemi var, gücümüzün son damlasına kadar bu ibadeti yerine getirmeye çalışıyoruz. Öncelikle oruç ibadetini yerine getirebilmek için sağlıklı olmak gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bir kimse için oruç tuttuğu takdirde hastalığının nüks etmesi, artması veya  iyileşme süresinin uzaması söz konusu ise oruç tutması sakıncalıdır.

- Şeker hastalarının uzun süre aç durmaları doğru değildir ve bazı ilaçları düzenli şekilde belirli dozlarda almaları gerekir. Bu hastalarımızın oruç tutmalarını önermiyoruz.
- Yüksek tansiyonu, kalp yetmezliği olan ve ilaçlarını düzenli şekilde alması gereken hastaların da oruç tutmalı sakıncalıdır.
- Yeni ameliyat geçirmiş hastaların ameliyat sonrası yoğun şekilde yara iyileşmeleri devam etmekte ve organizma kendini tamir etmeye çalışmaktadır. Özellikle mide barsak hastalıkları nedeniyle ameliyat geçirenlerin beslenme düzenleri daha geç normale döneceği için bunların oruç tutması kesinlikle doğru değildir.
- Ülser, gastrit, reflü gibi mide problemi olanlar. Ramazanda acil servise gelen mide delinmesi vakalarının önemli şekilde arttığını belirtmek istiyorum. Bu nedenle mide şikayeti olanların veya oruç boyunca giderek mide şikayetleri artanların oruç tutmaları sağlıkları için zararlıdır.
- Sindirim sisteminin en önemli organlarından olan pankreas bezi ile ilgili bir hastalığı olanların oruç tutmaları doğru değildir.
- İltihabi barsak hastalığı (Ülseratif kolit veya Crohn hastalığı)  olanların oruç tutmaları sakıncalıdır.
- Susuzluktan en fazla etkilenen organların başında böbrekler gelmektedir. Bu nedenle herhangi bir böbrek rahatsızlığı olanların oruç tutma konusunda çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Böbrek yetmezliği olanlar veya  diyaliz programında olan hastalar ise kesinlikle oruç tutamazlar.
- Değişik sebeplere bağlı karaciğer yetmezliği olan hastaların da oruç tutmaları doğru değildir.
- Hamile ve bebek emziren anneler.

Yukarıda bahsedilenlerin dışında kalan pek çok farklı durumlar vardır. Bu durumlarda yapılacak en doğru davranış mutlaka doktorunuza danışarak onun tavsiyelerine göre hareket etmektir. Israrla ve inatla sağlığınızı tehlikeye atacak şekilde bir ibadeti yapmaya çalışmak sizleri diğer ibadetleri de yapamaz hale getirebilir, bu da dinimize uygun bir davranış olmaz.

Hepinize hayırlı ve sağlıklı Ramazanlar dileklerimle…

Prof.Dr.Erdoğan Sözüer
www.sozuer.com

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Tıbbi Bitkiler

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Bilim Teknik, Nedir, Sağlık | Eklenme Tarihi : 30-08-2010

0

Ot nedir

Bitki dünyası ile ilgilenirken sık sık BİTKİ sözcüğünü kullanırız. Ancak bu, biraz genel bir sözcüktür. Hangi nebat türünden söz edildiği anlaşılmaz: 20 metre yüksekliğinde, kocaman gövdeli bir bitki olabileceği gibi küçük bir ot da olabilir.

Bu nedenle bitkiler, üç grupta toplanır: Ağaçlar, çalılar, makiler…Daha önce sözünü ettiğimiz otlar, en sade bitkiciklerdir. Kırları, otlakları, yaylaları, bozkırları, savanları kaplayan binlerce ot  çeşidi vardır.  Hatta bu bitkiler, duvarların, kayalıkların üzerinde, yol ortalarında, kaldırımların çatlaklarında yetişirler. Bı ilgiçekici tabloyu inceleyelim: Yer Yüzü’ndeki bitki örtüsünün dağılımını göstermektedir. Görüldüğü  gibi Yeryüzü topraklarının altıda biri kırlar ve otlaklarla, yani otlarla kaplıdır: Kuzey Amerika kıt’ası genişlediğinde yayılan bir kır! Bundan başka iki şey daha göz önünde bulundurmak gerekir: 36,2 milyon kilometrekarelik orman alanları da otlarla kaplıdır; bundan başka ekili alanların büyük bir kısmında pirinç, buğday, arpa vb. gibi otsu bitkiler yer alır. Yeryüzündeki toprakların hemen hemen yarısı otlar yada diğer bir değişle otsu bitkilerle kaplıdır.

 Bir Otun Yapısı

Ot, biraz önce gördüğümüz gibi bir bitki türüdür. Kök sap ve yaprakalr olmak üzere üç ayrı kısımdan meydana gelen bir bitkidir. Mesela en sık rastlanan otlardan biri olan mine çiçeğini ( verbena officinalis) ele alalım. Çeşitli kısımlarını kolaylıkla birbirinden ayırabilriiz. Çiçekler, yapraklar, sap ve kökler. Değişik tiplerde olmalarına rağmen tüm otlar aynı şekilde yapılmıştır. Sap, otsudur kesinlikle odunsu olmaz.

Otların Yararları

 1)      İnsaoğlunun beslemesi :

İnsan, beslemek için birçok ottan ya da otsu bitkiden yarlanır. Hattâ bunların bazıları, insan beslenmesinde temel oluşturmaktadır.

 2)      Hayvanların beslemesi:

En önemli hayvan besinleri, kurudukları zaman saman haline gelen otlardır. Karalarda yaşayan hayvanların büyük bir kısmı özellikle otlarla beslenirler.

Dünyada 871 milyon büyükbaş hayvan vardır. Her büyük baş hayvan, ortalama 20 kilo ot ya da saman yemektedir. O hâlde bu işleme göre her gün 17 buçuk milyon ton ot yenmektedir.! Ot, doğal olarak süte ve insana yararlı daha birçok maddeye dönüşecektir.

 3)      Toprağın verimlilik kazanması:

Bir tıbbi bitkide ya da bir üç yapraklı yoncayı veya bir başka baklagili kökünden  çekip çıkardığımız zaman bitkinin köklerinde beyaz renkte ufacık topları anımsatan yumru kökler bulunduğunu görürüz. Bu yumru  kökler, havadan emdikleri bakterilerle doludur. Bu bakterilerin içinde de, toprağın verimine artıracak ve ekilen tahılları besleyecek azot bulunur. Bu nedenle çiftçiler, tahıllar ve baklagillerin ekimini aynı tarlada yaparlar.

 4)      Endüstriyel yarar:

Otların endüstri alanındaki yararları çok çeşitlidir. Otlardan dokumalar, çeşitli hasırlar, böcekleri yok edici ilaçlar, boyalar, kağıtlar, şuruplar vb. yapılar. Bundan başka bir çok içkide otlardan hazırlanır. Raven, menta, alpelini, centiyane, Ardıç ağacı, binbir çiçek gibi onların isimlerini vermek yeterlidir.

 

 5)      Tıp Alanında

Binlerce yıl önce insanlar, bir çok bitkinin tıbbi özelliğinden yararlanıyorlardı. Hatta yüzyıllar boyunca bitkiler insanların bildiği yegane ilaç olarak kaldı. Bugün insan sağlığı için yararlı, bitkileri tıbbi bitkiler adı verilir. Bu otlarla yapılan tedavilere de fitoterapi denilir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Kan Bağışı

Ekleyen admin | Kategorisi Sağlık | Eklenme Tarihi : 24-08-2010

0

Bir toplumsal sorumluluk gereğidir. Kan bağışı. Hem sağlığınızada faydalıdır. Kan bağışı yaparak insanların kan ihtiyaçlarını karşılarsınız. Bu sayede insanlara yaşam şansı verirseniz. Bu insanın iyi işlerinde sizin payınız olacak. Adam kötüyse yapacak birşeyiniz yok sizin suçunuz değil.

Unutmayın herkes ektiğini biçer. Siz sağlıklıyken kan vermezseniz gün gelir size lazım olur Allah muhafaza size kan veren olmazsa ne yapardınız bir düşünün. Kan bağışı bir toplumsal gerekliliktir. Üstelik size maddi olarak birşey kaybettirmezken, manevi olarak huzur verir. Kanınız yardıma ihtiyacı olan birine yarayacaktır. Hayatı sizin sayenizde kurtulacaktır.Birinin canını kurtarmaktan güzel ne olabilir. Hem bu şekilde sevap kazanmış olursunuz. Kan bağışıyla her şekilde faydaya girmiş oluyorsunuz. Bu sözlerim sizin için boş gelmişse birde şunu düşünün. Eğer damarınızdaki akan asil Türk kanı ise kan bağış noktalarında sıra oluşturursunuz. Evet hem ırkımızın gelenekleri ve örfleri hemde dinimizin gerekleri bunu göstermektedir. Türk Gelenekleri ve İslamiye insanlara yardım etmenin gerekliliğini söyler.Bizim için bir insana kan vermek zorunlu olduğumuz davranışlar arasındadır.

Kan bağışını kan merkezlerine giderek yapabilirsiniz. Kan bağışı yapmanın faydaları

  • Kemik iliğinin yağlanmasını önleyip, kan yapımı canlı tutulur.
  • Verilen kanın yerine, anında vücuttan genç hücreler dolaşımına katıldığı için, bağışçı daha dinç ve canlı olur.
  • Kandaki yüksek yağ oranı düşer.
  • Kan bağışı kalp krizi ihtimalini %90 azaltır.
  • Kan bağışlayan kişide baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon, yorgunluk gibi rahatsızlıkların giderilmesinde çok büyük katkısı olur.
  • Kan bağışçısı her kan verdiğinde:
    AIDS , Hepatit B , Hepatit C , Sifiliz
    Kan grubu taramasından ücretsiz olarak yararlanmış olur.
  • Trafik kazasında yaralanan bir kimsenin, kan uyuşmazlığı olan bir bebeğin, kan bulunmazsa ölecek bir hastanın sizin verdiğiniz kanla kurtulmasının, size verdiği manevi duygu ölçüsüzdür. Bağışınız çok insancıl ve onurlu bir davranıştır.

    Sürekli ve düzenli kan bağışlayanlara:
    10 bağışta Bronz Madalya
    25 bağışta Gümüş Madalya
    35 bağışta Altın Madalya
    40 bağışta Plaket verilerek taltif edilir.

  • Kan bağışında bulunanlara KAN SİGORTA KARTI tahsis edilir. Bu kart gerçekleşmesini arzu etmediğimiz acil kan ihtiyaçlarında size ve soyadınızı taşıyan tüm yakınlarınıza tüm Kızılay Kan Merkezlerinden azami öncelikli kan alma ve sosyal güvencesi olmayanlar için ücretsiz kan temin edilmede kullanılır.

    Kan bağışı tecrübeli hekimlerimiz tarafından muayene edilerek gerçekleştirilir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF