KPSS HIRSIZLARI

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim, Nasıl Yapılır | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

0

Malumunuz ülkemizde yoğun bir sınav sistemi var. Bu yoğun sınav sisteminin ne kadar gereksiz olduğunu sürekli söyledik. Bu sınav sistemlerinin güvenli olmadığını, insanların yaşamını 2 saat bu kadar etkilememeli olduğunu sürekli söyledik. İnsanlar okullara yerleştirilecekse bu diploma puanına göre olması gerektiğini söyledik. Ama kimseyi ikna edemedik. Kpss sınavı ile görmüş olduk ki sınav sistemi güvenli bir sistem değil. Hırsızlığa açık bir sistem. Bu soru hırsızlığı umuyoruz ki sadece bu sınavda olmuş olsun. Eğer diğer sınavlarında da böyle bir şey varsa bu çok vahim.

Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Hükümet

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Nedir | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

0

Hükümet sözcüğü, dümen anlamına gelen Latince gubernum sözcüğünden türemiştir. Dümen, geminin doğrultusunu düzenler. İşte aynı şekilde hükümet de bir devletin tüm karmaşık etkinliklerine yön verir. Hükümet, en yüksek otoriteye sahiptir. Tüm vatanndaşları yasalara uymak zorunda bırakır. Bu otorite, çeşitli şekillerde uygulanabilir. Bu şekillerin herbiri de, bir hükümet şeklini ortaya çıkarır. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Adalet – Sanık – Tevkif

Ekleyen admin | Kategorisi Nedir | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

ADLİYENİN HAREKETE GEÇİŞİ

Adliye, bir suç işlediği konusunda kişilerin sözlü ve yazılı müracaatı veya zabıtanın bildirmesi üzerine harekete geçer. Suçlunun cezalandırabilmesi için suçun ne, suçlunun kim olduğu, hangi cezanın verilmesi gerektiği araştırılır. Bu da bir kaç safhada olur.

HAZIRLIK SORUŞTURMASI

Bu safhada, sanığın cezalandırılmak üzere mahkeme önüne götürülmesinin gerekli olup olmadığını anlamak için olay ve deliller araştırılır. Bu araştırma savcılar tarafından yapılır.

Savcılar da hakimler gibi adliyenin bir organıdırlar. Kamu haklarını korur ve bu haklara tecavüz edenleri mahkemeye verip ceza görmelerini sağlarlar.

Sanık: Suç işlediği iddia edilen bir kimsenin suçlu olduğunu gösteren çok kuvvetli belirtiler olsa da, henüz mahkemece suçlu olduğuna karar verilmemişse bu kimseye sanık denir. Savcı, hazırlık soruşturması sonucunda sanığın, kendisine yüklenebilmek istenen suçu işlediğini düşündürebilecek kadar delil bulmuşsa, sanık hakkında yetkili mahkemede dava açar, sanığın yargılanarak cezalandırılmasını ister.

Hazırlık soruşturması sonucunda savcı, sanığın kendisine yüklenebilmek istenen suçla bir ilgisi olmadığını, bu sanık hakkında soruşturmaya son vererek takipsizlik kararı alır.

Soruşturmanın bu safhasında olsun, diğer safhalarında olsun sanığın tevkifine karar verilebilir.

Tevkif, sanığın bir tedbir olarak yakalanıp tevkifhane denen yerde alıkonulması demektir. Tevkif, ancak kanunda gösterilen durumlarda ve kanun gösterdiği kurallara uyularak yapılabilir. Tevkif kararını kendilerinden veya savcının isteği üzerine hakimler verirler.Savcılarda da zabıta yolu ile uygularlar.
İlk Soruşturma
Kanunun gösterdiği bazı önemli durumlarda, savcı soruşturma işinin yapılmasını sorgu hakimi denilen hakimden ister.Bu durumda sorgu hakiminin yaptığı soruşturmaya ilk soruşturma deniz.

SON Soruşturma – Yagılama

Cezalandırılması istenen bir sanığın suçu işleyip işlemediğine, cezalandırılmasının gerekip gerekmediğine mahkeme karar verir. Ceza Mahkemeleri’nde yargılama şöyle olur :
Önce sanığın kimliği tespit olunur.Sonra savcı, davasını açıklar. Suçun ne olduğunu, delilleri ve olayları anlatır. Sanığın sorgusu yapılır. Şahitler dinlenir. Diğer deliller tekrar tekrar ortaya konur.Münakaşası yapılır. Bundan sonra ilk söz, varsa şahsi davacıya, yoksa savcıya verilir. Savcı duruşma sırasında edindiği kanaate göre sanığın beraet etmesini veya mahkum edilmesini ister. Sonra, varsa, sanığın avukatı savunmasını yapar. Son olarak da sanığa söz verilir. << Başka bir diyeceği olup olmadığı >> sorulur. Son söz alındıktan sonra, mahkeme kararını verir. << Türk Milleti Adına >> verilen karar mahkeme salonunda tarafların yüzüne karşı okunur.
Mahkemece sanığın suçu işlediği anlaşılmışsa, o suç için kanunda gösterilen ceza ile mahkumiyetine karar verilir. Mahkemece suçun sanık tarafından işlenmediği veya yapılan hareketin bir cezai gerektirmedi anlaşılırsa sanığın Beraet ine karar verilir. Bu halde, sanık önceden teklif edilmişse hemen salıverilir.
Kararlara karşı temyiz yolu açıktır.
Temyiz, alt mahkemelerce verilen kararaların kanunlara uyup uymadığını araştıran, yüksek bir mahkeme olan Temyiz Mahkemesi = Yargıtay’dan istemektedir.
Yargıtay dosya üzerinde yapacağı incelemerden sonra, kararı onaylar veya bozar. Onaylarsa karar uygulanır. Bozarsa dava yeniden görülür.
Suç – Ceza
Ceza kanunumuza göre suçlar, bunlara verilecek cezalara göre cürüm veya kabahat adını alırlar. Ağır hapis, müebbet ( hayat boyunca ) hapis, hapis sürgün , ağır para cezasını gerektiren suçlara cürüm denir. Hafif hapis, hafif para cezası, belli bir meslek veya sanatttan yasaklanmayı gerektiren suçlarada kabahat denir. Ceza kanununumuzda yer alan cezalar bunlardan ibarettir. Bu cezaların uygulanmasını savcı sağlar.
Tecil
Altı aydan az bir süre için hapis veya para cezaları ile cezalandırılılanlar, hakimde yeniden suç işlemeyecekleri kanaatini uyandırırlarsa, hakim, cezanın şimdilik çektirilmemesine karar verebilir. Buna tecil denir. Cezası tecil edilen suçlu, kanunda gösterilen belli sürede yeni bir suç işleyecek olursa son suçunun cezası ile birlikte tecil edilen cezasınıda çeker.
AF, cezanın bağışlanması, devletin, toplumun yüksek menfaaetlerini düşünerek gerektiği zaman cezalandırmak hakkından vazgeçmesi veya cezayı hafifletmesidir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Eğitim Bir Haktır

Ekleyen admin | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Eğitimin bir hak olduğu herkes tarafından kabul görmüş bir olgudur. Bunu kabul etmeyen çıksın gitsin zaten komple hayattan.Ama malesef ülkemizde eğitim hakkı sadece ilköğretim ile sınırlı kalmıştır. O 8 yıllık temel eğitimi alsında sonra eğitimsiz kalsada olur mantığı ne kadar akılcıl ve normal ise horozun yumurtlamasıda o kadar normaldir.

8 yıllık eğitim ile ne kazandırabileceğiz bilemiyorum. Çünkü günümüzde üniversite mezunu olmuş hatta bir üniversite kesmemiş ikinci kez üniversiteyi bitirenler dahi iş bulamamaktadır. İşin o kısmı ekonomi kısmı gerçi ama ekonomide eğitim önemli bir faktör. Bunun yanı sıra ülkenin kültür seviyesi ve eğitilmiş insan sayısı Dünya’da güçlü bir devlet olmanın ve sözü geçer hale gelmesini etkileyen unsurdur. Bir ülkede bilim adamlarının bir elin parmakları kadar olmasıyla bir düzine olmasının arasında büyük fark vardır. Bir ülkenin bilim adamlarının fazla olması demek daha fazla teknoloji daha fazla sağlık daha fazla hizmet demektir. Hadi bilim adamını bir kenera bırakalım bir ülkede lise mezunun fazla olmasıyla üniversite mezunlarının fazla olması çok farklıdır. Eğitim kalitesi seviyesi ülkenin bekası için vazgeçilmez unsurudur. Şöyleki eğitim seviyesi az olan kesimi kandırması herkes tarafından malumdurki oldukça kolaydır. Tabiki eğitim sadece öğretimle olmuyor ancak önemli etken olduğu ortada. Uzun yıllar öğretim görmüş ama eğilmemiş olanlar yokmu var. Onlar çürük elme olarak nitelendiriliyor zaten. Eğitim sistemi sürekli değişen bir düzen olmaktan çıkmalıdır. Çünkü benimle kardeşim arasında eğitim konusunda bir fark olursa kuşak arası açıldığında müthiş bir artışla çatışma çıkar. Bu kuşakların birbirini anlamama çatışması kimsenin yararına olacağını zannetmiyorum. Tamam Türkiye yeni bir devlet, genç bir devlet ama geçmişi olan bir devlet. Tarihi olan bir devlet. Dünya’ya yön veren bir milletin devamını niteliğindeki bir devlet. Yani eğitimcileri, siyasetçileri, ekonomicileri, denizcileri, askerleri işin acemileri değil atalarından gelen bir ustalık son zamanlardaki söylemiyle profesyonellik taşımaktalar.Kimse bize yeni devlet muamelesi yapamaz. Dolayısıyla her sene hatta sene içinde bile değişen uygulamalar insanların kafasını karıştırmaktadır. Sene başında karne hesaplaması ile sene sonu karne hesaplaması değişen kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Eğitim sisteminin tabiri caizse cırkı çıkmış ve sürekli kötü yöneticilerce kötüye giden bir hal almıştır.

Eğitim bir milletin ayakta kalması için gerekli değildir. Ancak eğitim bir milletin boyunun uzaması yani büyümesi ve gelişmesi için olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda tartışmaya bile gerek yoktur. Eğitim sistemindeki bozuklukları açıkça tartışabiliriz ama benim bu yazıda söylemek istediğim başka birşey var. Normalde eğer siz bir okul bitiriyorsanız üst sınıfa geçmek en doğal hakkınız.Yani siz 8. sınıfı bitirdiyseniz 9. sınıfa direk geçmek en doğal hakkınız. Bir seviye belirleme sınavına gerek yoktur. Eğer illaki bir sıralama yapacaksanız 8 yıllık karne ortalamasını ve öğretmenlerinin görüşleri ve puanları doğrultusunda bir düzen oluşturabilirsiniz. Boşu boşuna öğrencileri ağır stres altına sokarak baskı yaratmak aptalcadır. Bu sistemin değişmesi gerekir. Ama bundan daha garibime giden sınav ise liseden üniversiteye geçerken girilen sınav. Bu sınav büyük bir saçmalık. Liseyi bitiriyorsunuz üniversiye gitmek için önünüze resmen bir engel koyuluyor. Bırakın insanlar üniversiteye girsin. Bunlara verilen cevaplar arasında yer alan “Üniversiteler beceriksiz adamların, bilgisiz adamların yerimi ? ” cümlesi benim ağrıma giden bir cümle. Liseyi bitiren bir adamın, daha doğrusu insanın beceriksiz veya bilgisiz olması kimin veya kimlerin suçu. 12 yıl öğretim görmüş bir adam nasıl olurda bilgisiz ve beceriksiz olur. Eğer böyle bir sıkıntı varsa en baştan 1. sınıftan toparlamak gerekir. 12 Yıl bir insan eğitim, öğretim verilememiş olması ne acıdır.12 sene boyunca birşey öğrenmeyen öğrencimi suçludur yoksa 12 yıl öğretim veremeyen öğretmenmi ? Eğitim sistemindeki bu sorun bir an evvel usta yöneticiler tarafından düzeltilmelidir.

Lise eğitimini tamamlamış bir öğrencinin not ortalaması baz alınarak bir üniversiteye girmesi en doğal hakkı. Sınava ne gerek var anlayamıyorum. Ama malesef ülkemizde yöneticiler insanları ya koyun yada at yerine koydukları için pekte tuhaf değil sanırım. Dünyanın en çok sınav yapan ülkesi biziz herhalde. Hani sınavlar güvenli olsa amenna birde sınav sorularını çaldırıyorlar. Malum kpss sınavında yaşanan hırsızlık olayı ülkemizin sınav sorununu ortaya koymaktadır. Sınav sistemi bir an önce kalkmalıdır.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF