Kamu Diplomasisi-1*

Ekleyen Bekir Aydoğan | Kategorisi Dünya, Siyaset, Tarih | Eklenme Tarihi : 31-07-2011

0

İletişim alanında yaşanan teknolojik gelişmeler, aynı anda hem küreselleşen hem de yerelleşen dünyamızda zaman ve mekân kavramlarını birer değer olarak karşımıza çıkartıyor, soğuk savaş döneminin tek boyutlu ikliminden sıyrılan uluslararası sistem, her geçen gün demokrasi, etnisite, din ve insan hakları odaklı taleplerle karşı karşıya kalırken, literatüre çok uzun zaman önce giren ama son dönemlerde çok sık zikredilen kamu diplomasisi kavramı; uluslararası arenada artık sadece devletlerin değil kamuoyunun da önemli bir aktör olabileceğini, geleneksel diplomasi yönteminin yeterliliğini yitirdiğini, politik süreçlerin devletler arasında yaşanan bürokrasiye ek olarak, sivil toplum örgütleri ve halk kitlelerini de kapsadığını ileri sürmektedir.

Kültür ve tarihin, bilgi ve iletişimle tüm dünyaya yayılabilmesi, devletlerin iç ve dış politikada etkinliklerini ve çalışmalarını meşrulaştırmak için aktif bir kamu diplomasisi gütmelerine ve yerli- yabancı kamuoyu nezdinde imaj kaygısı taşımalarına neden olmuştur.

Joseph Nye, kamu diplomasisini yumuşak gücün bir kullanım alanı ve politikası olduğunu, otoriter devletlerin yerlerini demokrasilere bıraktığı bugünlerde, her ne kadar yabancı liderler ile dost olunsa da, halkın ve meclisin nezdinde olumsuz bir izlenim bırakıldığı anda liderlerin etkinliğinin kısıtlanabileceğini belirtmiştir. Nye, bu gibi durumlarda kamuoyunda hedeflenen diplomasinin, sonuçlar açısından, liderler arasındaki geleneksel küçük diplomatik iletişimlerden daha önemli hale gelebileceğini de eklemiştir.1 Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Taraf Gazetesinin Haddini Bilmez Haberi

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Siyaset, Yaşam | Eklenme Tarihi : 16-06-2011

62

Konuşmayacağım bundan sonra diyorum.  Beni ilgilendirmez bundan sonra diyorum. Satan satsın, bölen bölsün diyorum ama yinede sessiz kalamıyorum. İçim içimi yiyor, sinir kat sayım yükseliyor. Bu nasıl şerefsizliktir, bu nasıl bir yayıncılıktır, bu nasıl Türklüktür anlayamıyor, anlatmaya çalışanlara da sinir oluyorum. Belki haberiniz yoktur diye bilgilendireyim biraz.

“Fetullahtan Taraf”  Gazetesi bir haber yapıyor. Bu haberide manşetten veriyor. Haber anayasa değişikliği ile ilgili. Şöyle bir cümle var manşette. “Türkiye Türklerindir Saçmalığının” bak sen şerefsizliğe, bölücülüğe, Türk düşmanlığına bak sen. Şuanda ana avrat küfrediyorum da yazıya dökemiyorum siyasi ahlaktan ötürü. Eminim sizlerde küfürleri eksik etmiyor ve bu nasıl olur diye düşünüyorsunuzdur. Ama oluyor işte 50% gibi bir rakam bu cümleleri kurdurabiliyor bu şerefsizlere.

Ulan sen kimsin bu haberi yapıyorsun. Türkiye Türklerindir Saçmalığı ne demek lan. Bazı kendini bilmezler ise şu yorumu yapıyor “Türkiye bütün herkesin, Türk, Kürt, Laz, Çerkez herkes eşit. Bu ülke hepimizin .”  Biz aksini iddaa etmiyoruz ya ama kendine Türk diyemeyen hiç kimse ile ne kardeş olurum, ne toprağımı ne aşımı nede nefesimi paylaşırım. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiyeye N’oluyor

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Siyaset, Yaşam | Eklenme Tarihi : 03-06-2011

0

Selamun aleyküm değerli okurlarımız;

Son günlerde ülkece yaşadığımız sıkıntıları hepimiz doğru yalan haberlerden takip ediyoruz. Kimi kanaldan haberin bir kısmını kimi kanaldan diğer kısmını dinliyor ve haber hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz. Eksik kalanlarıda internetten tamamlamaya çalışıyoruz.

Bu kadar karışık gündemde malesef tarafsız basın bulmakta zorlanıyor hangi kanalı açsak ya Başbakanı görüyoruz yada Kılıçtaroğlunu. Malesef 12 Haziran seçim süreci iyi geçmiyor ve seçim sonrası süreç için endişeler gittikçe çoğalıyor. Herkes geleceğe endişeli gözlerle bakıyor. Gençlerimiz gelecek planı yapamıyor. Büyüklerimiz bizlere yol gösteremiyor. Gösterdikleri yollarda çıkmaz sokak gibi bizleri hiç bir yere ulaştıramıyor.

Ülkemizin geleceği tehdit altındayken malesef Başbakanımız yaptığı yollarla, yaptığı havalimanlarıyla, verdiği beş para etmez kitaplarla oy istiyor. Çıraklık ve kalfalık yaptım şimdi Ustalık için talibim diyor ve kendine Mimar Sinan yakıştırması yapıyor. Bilenler vardır daha öncede bir AKPLİ İl Başkanı Başbakanı anons ederken “adeta ikinci peygamberimiz(!)” gibi talihsiz bir cümle kuruyor ve bu olayın duyulmasından sonra ki bu duyulma süreci yaklaşık   1 sene ondan sonra istifasını istiyor. Malesef bunlarla yetinmiyor bir sahte kabadayılık yapıyor ve “Son Halife” sıfatıyla yüzlerce kişi tarafından karşılanıyor.

Başbakanın böyle karşılanması, böyle sıfatlandırılması bizi ilgilendirmiyor ancak Başbakan’ın gerçek kişiliği hakkında bizlere bilgi veriyor. Başbakan 3. kez hükümet kurabilmenin hırsıyla sağa sola saldırıyor, ağzına geleni söylüyor. Ancak başbakan bu sataşmaları malesef sadece miting meydanlarında sürdürmüyor elindeki kamu kurumları vasıtasıyla Milliyetçi Hareket Partisine bir baskı uyguluyor.

Kaset skandallarını bu seçim döneminde yayınlatarak Milliyetçi Hareket Partisine zarar vermeye çalışıyor. Yanlış anlaşılmak istemem bu yapılan ahlak dışı olayları tasvip etmiyorum. Bu kişilerin Ülkücü Hareketten uzaklaştırıldığı için memnuniyet duyuyorum. Ancak bunun siyasi tarafınıda tartışmamız gerekiyor. Milliyetçi Hareket Partisi belli kesimler tarafından zor duruma düşürülüyor. Bu durum yalnızda Akpye yarıyor. Sadece iktidar partisine yarayan bu durumun sorumlusu olarak akla direk akp geliyor. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiye’nin Eğitim Portalı

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 20-11-2010

0

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde açılan www.egitim.gov.tr internet sitesi öğrencilere büyük kolaylık sağlıyor. Türkiye’nin Eğitim Portalı sloganıyla açılan bu internet sitesi öğrencilere öğretmenlere ve velilere yönelik hizmet veriyor.  Türkiye son zamanlarda E-Devlet politikalarıyla önemli adımlar attı. İnternet kullanımı yaygınlaşıyor ve herşey dijital ortama taşınıyor. Bunun biraz tehlikesi olsa da kolay olması bütün tehlikeye bedel oluyor. Bu eğitim portalı bize bazı kolaylıklar sunuyor. Bu proje daha gelişme aşamasında.  Şuanda ilköğretim okulları için var olan portal umuyoruz liseler içinde aktif olur. Siteyi Resimlerle sizlere anlatayım. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

AVG : En Tehlikeli Ülke Türkiye

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Araştırmalar, Bilgisayar-İnternet | Eklenme Tarihi : 13-09-2010

0

AVG şirketinin yaptığı araştırma sonucu en tehlikeli ülkeler sıralamasında Türkiye %10 tehlike ile Rusya’nın açık ara önünde şampiyon oldu. Yapılan araştırma, internet kullanımının düşük olduğu ya da internet kullanım bilincinin oluştuğu ülkelerde riskin göreli olarak düştüğünü ortaya koyuyor.En tehlikeli ülkelerin hep aynı coğrafyadan çıkması da diğer bir ilginç konu oldu. Araştırmaya göre en tehlikeli 4 ülke Türkiye, Rusya, Ermenistan ve Azerbaycan oldu.

AVG ürünlerini kullanan kullanıcılar arasında yapılan araştırma sonucuna göre, Türkiye’de her 10 kullanıcıdan biri internette dolaşırken virüs saldırısına uğruyor. Türkiye’yi 15 kullanıcıda bir saldırı oranı ile Rusya, onu da 24 kullanıcıda bir ile Ermenistan izliyor. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Türkiye Aniden Soğudu

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Sağlık | Eklenme Tarihi : 01-09-2010

0

Bütün yaz boyunca inim inim inleten sıcaklar birden yurdu terketti. En azından İstanbul’da inim inim inledik. Bütün yaz boyunca sıcak geçirdik günlerimizi. Çok fazla terledik, hatta iş yapamaz hale geldik. Kuzeyden gelen soğuklar bütün memleketi soğuttu. Şuan saat 01:58 1 Eylüle girmiş bulunmaktayız ve evimin pencerelerinden gelen soğuk iliklerime kadar giriyor. Bütün ciğerlerim soğuk hava kütlesiyle doldu. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Gazeteciliğin Kısa Tarihi

Ekleyen Kürşad Altan | Kategorisi Nedir, Tarih | Eklenme Tarihi : 31-08-2010

0

İlk gazeteler baskı makinesinin keşfinden sonra 16′ncı Yüzyılın ikinci yarısında yayınlanmaya başlandı. Daha önceleri eskiçağ insanları haber ve bilgileri kaydetmek ve yaymak için çok basit araçlar kullanırlardı.

Eski Mısır’lılar ve daha sonraları Babil’liler zamanında önemli olayları günü gününe kaydeden devlet kâtipleri vardı.

M.S. 1500 yıllarında Çin’liler İmparatorluk Günlüğü adıyla el yazması resi bir gazete çıkardılar. Roma’lılar da, kanunları, senato kararlarını, mahkeme duruşmalarını ve önemli olayları halka bildirmek amacıyla gazete tipinde bazı resmi yayınlarda bulunmuşlardı.

Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından 15′nci Yüzyıla kadar uzun bir süre gazeteciliğin adı sanı unutuldu. 15′nci Yüzyılda Avrupa’da yavaş yavaş bir Haber Endüstrisi meydana gelmeye başladı. Bu haberler devlet görevlilerinin kendi çevrelerinde topladıkları bilgilerden, tüccarlarla, hacılarla, askerlerle yapılan konuşmalardan meydana geliyordu. Bu haberlerin kâtipleri  tarafından birçok kopyası çıkartılarak abone olanlara ve halka satılıyordu. Gazeteciğiliğin ataları  olan bu yayınlar Venedik’te, o çağın Venedk parası olan 1 gazetta karşılığında satılıyordu. İşte bundan sonradır ki haber yayan basılı şeylere gazete adı verilmeye başlandı.

1465 yılına doğru makine basması ilk gazetelerin ortaya çıktığı görülür. Dört veya sekiz sayfa olan bu gazeteler dini, siyasi veya önemli başka olayları ele alıyor, ama daha çok bunları bu gazeteler gelişi güzel bir dille işliyorlardı. Oçağda bu gazeteler özel ufaklar tarafından dağıtılırdı. Bu yüzden halk kendilerine Posta adını taktı. Ancak bunlar düzgün aralıklarla yayınlanamıyordu.

1626′da Londra’da The Weekly News  adoyla ilk İngiliz haftalık gazetesi çıkmaya başladı.

Fransa’da kralın özel hekimi  ve tarihçi olan Theophraste Renaudot 1631 yılında Gazette de France adıyla ilk fransız fazetesini çıkardı.

17′nci ve 18′nci Yüzyıllarda haftalık gazeteler bütün Avrupa ve Amerika’ta yayıldı. Artık gazetecilik başlıbaşına bir meslek durumunu almıştı. İlk günlük gazete 1704 yılında Londra’da yayınlanmaya başlandı: Daily Courant(Günlük Posta) . Ünlü times gazetesi ise 1788 yılında kuruldu.

Fransız ihtilâli, modern gazeteciliğin de doğmasına yol açtı. Krallık yönetiminin devrilmesiyle düzenli ve çabuk haber yetiştirme çığırı da açılmıştı. Gazeteler o çağa kadar kaçınılmış olan bir konuyu ele almaktan çekinmiyorlardı: bu, politikaydı. Siyasi gazetecilik bütün halk sınıflarında gazete okuma hevesinin hızla yayılmasını sağladı.

1805 yılında da İngiltere’de yine  Courrier ( Posta ) adıyla ilk akşam gazetesi çıkmaya başladı.

Gazete baskısı tekniği de bunlara paralel olarak gelişiyordu. Times gazetesi 1814′te  buharlı makineler kullanmaya başladı. 1846′da Amerika’da rotatif makinesi yapıldı.

Türkiye’de Yayınlanan İlk Türkçe Gazeteler

Türkiye’de yayınlanan ilk Türkçe gazete 11 Kasım 1831′de Padişah Mahmut II’nin emriyle çıkarılmaya başlanan Takvim’i Vekayi dir. Bu gazetede haberlerden ayrı olarak makaleler, çeviriler de yayınlanıyordu.

1 Ağustos 1840′ta İstanbul’da yayınlanmaya başlananikinci Türkçe gazeteyi William Churchill adında bir İngiliz çıkarıyordu.

Özel teşebbüs olarak Türk’ler tarafından ilk Türkçe gazete ise ilk sayısı 21 Ekim 1860′ta çıkan Tercüman-ı Ahval idi. Bu gazeteyi Şinasi ve Agâh Efendiler yönetiyordu. Daha sonraları 27 Haziran 1862de Tasvir-i Efkâr yayınlanmaya başlandı.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Eğitim Bir Haktır

Ekleyen admin | Kategorisi Eğitim | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Eğitimin bir hak olduğu herkes tarafından kabul görmüş bir olgudur. Bunu kabul etmeyen çıksın gitsin zaten komple hayattan.Ama malesef ülkemizde eğitim hakkı sadece ilköğretim ile sınırlı kalmıştır. O 8 yıllık temel eğitimi alsında sonra eğitimsiz kalsada olur mantığı ne kadar akılcıl ve normal ise horozun yumurtlamasıda o kadar normaldir.

8 yıllık eğitim ile ne kazandırabileceğiz bilemiyorum. Çünkü günümüzde üniversite mezunu olmuş hatta bir üniversite kesmemiş ikinci kez üniversiteyi bitirenler dahi iş bulamamaktadır. İşin o kısmı ekonomi kısmı gerçi ama ekonomide eğitim önemli bir faktör. Bunun yanı sıra ülkenin kültür seviyesi ve eğitilmiş insan sayısı Dünya’da güçlü bir devlet olmanın ve sözü geçer hale gelmesini etkileyen unsurdur. Bir ülkede bilim adamlarının bir elin parmakları kadar olmasıyla bir düzine olmasının arasında büyük fark vardır. Bir ülkenin bilim adamlarının fazla olması demek daha fazla teknoloji daha fazla sağlık daha fazla hizmet demektir. Hadi bilim adamını bir kenera bırakalım bir ülkede lise mezunun fazla olmasıyla üniversite mezunlarının fazla olması çok farklıdır. Eğitim kalitesi seviyesi ülkenin bekası için vazgeçilmez unsurudur. Şöyleki eğitim seviyesi az olan kesimi kandırması herkes tarafından malumdurki oldukça kolaydır. Tabiki eğitim sadece öğretimle olmuyor ancak önemli etken olduğu ortada. Uzun yıllar öğretim görmüş ama eğilmemiş olanlar yokmu var. Onlar çürük elme olarak nitelendiriliyor zaten. Eğitim sistemi sürekli değişen bir düzen olmaktan çıkmalıdır. Çünkü benimle kardeşim arasında eğitim konusunda bir fark olursa kuşak arası açıldığında müthiş bir artışla çatışma çıkar. Bu kuşakların birbirini anlamama çatışması kimsenin yararına olacağını zannetmiyorum. Tamam Türkiye yeni bir devlet, genç bir devlet ama geçmişi olan bir devlet. Tarihi olan bir devlet. Dünya’ya yön veren bir milletin devamını niteliğindeki bir devlet. Yani eğitimcileri, siyasetçileri, ekonomicileri, denizcileri, askerleri işin acemileri değil atalarından gelen bir ustalık son zamanlardaki söylemiyle profesyonellik taşımaktalar.Kimse bize yeni devlet muamelesi yapamaz. Dolayısıyla her sene hatta sene içinde bile değişen uygulamalar insanların kafasını karıştırmaktadır. Sene başında karne hesaplaması ile sene sonu karne hesaplaması değişen kaç tane ülke vardır bilmiyorum. Eğitim sisteminin tabiri caizse cırkı çıkmış ve sürekli kötü yöneticilerce kötüye giden bir hal almıştır.

Eğitim bir milletin ayakta kalması için gerekli değildir. Ancak eğitim bir milletin boyunun uzaması yani büyümesi ve gelişmesi için olmazsa olmazlarındandır. Bu konuda tartışmaya bile gerek yoktur. Eğitim sistemindeki bozuklukları açıkça tartışabiliriz ama benim bu yazıda söylemek istediğim başka birşey var. Normalde eğer siz bir okul bitiriyorsanız üst sınıfa geçmek en doğal hakkınız.Yani siz 8. sınıfı bitirdiyseniz 9. sınıfa direk geçmek en doğal hakkınız. Bir seviye belirleme sınavına gerek yoktur. Eğer illaki bir sıralama yapacaksanız 8 yıllık karne ortalamasını ve öğretmenlerinin görüşleri ve puanları doğrultusunda bir düzen oluşturabilirsiniz. Boşu boşuna öğrencileri ağır stres altına sokarak baskı yaratmak aptalcadır. Bu sistemin değişmesi gerekir. Ama bundan daha garibime giden sınav ise liseden üniversiteye geçerken girilen sınav. Bu sınav büyük bir saçmalık. Liseyi bitiriyorsunuz üniversiye gitmek için önünüze resmen bir engel koyuluyor. Bırakın insanlar üniversiteye girsin. Bunlara verilen cevaplar arasında yer alan “Üniversiteler beceriksiz adamların, bilgisiz adamların yerimi ? ” cümlesi benim ağrıma giden bir cümle. Liseyi bitiren bir adamın, daha doğrusu insanın beceriksiz veya bilgisiz olması kimin veya kimlerin suçu. 12 yıl öğretim görmüş bir adam nasıl olurda bilgisiz ve beceriksiz olur. Eğer böyle bir sıkıntı varsa en baştan 1. sınıftan toparlamak gerekir. 12 Yıl bir insan eğitim, öğretim verilememiş olması ne acıdır.12 sene boyunca birşey öğrenmeyen öğrencimi suçludur yoksa 12 yıl öğretim veremeyen öğretmenmi ? Eğitim sistemindeki bu sorun bir an evvel usta yöneticiler tarafından düzeltilmelidir.

Lise eğitimini tamamlamış bir öğrencinin not ortalaması baz alınarak bir üniversiteye girmesi en doğal hakkı. Sınava ne gerek var anlayamıyorum. Ama malesef ülkemizde yöneticiler insanları ya koyun yada at yerine koydukları için pekte tuhaf değil sanırım. Dünyanın en çok sınav yapan ülkesi biziz herhalde. Hani sınavlar güvenli olsa amenna birde sınav sorularını çaldırıyorlar. Malum kpss sınavında yaşanan hırsızlık olayı ülkemizin sınav sorununu ortaya koymaktadır. Sınav sistemi bir an önce kalkmalıdır.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF