SEVMEK, ÖZLEMEK VE İSYAN ETMEK

Ekleyen Muhittin Yalçın | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 25-01-2011

0

Aslında bu yazıma aylar öncesi başlamıştım ve yarım kalmıştı. Fakat bugün itibariyle tamamını sildim ve yeniden yazıyorum. İnsan bir şeyi ne kadar çok severse o kadar çok bağlanıyor ve ne kadar bağlanırsa o kadar ayrılıktan korkuyor ya. İşte bu gün korkularımla karşı karşıya kaldığım gündür. Bir insanı, bir hayvanı ya da her hangi bir şeyi seversin o kadar çok seversin bir gün ayrılacağın hiç aklına gelmez bile. Sonra başlarsın özlemeye ve özlem yerini isyana bırakır. Sürekli isyan ederken yakalarsın kendini. Hep tanrıdan bir şey istemişsindir ama bu son istediğin diğerlerinden daha önemlidir. İstersin ki bu zamana kadar bütün istediklerimden vazgeçtim. Sadece şimdi istediğimi yapsın yeter. Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Alevilik ve Din Dersi

Ekleyen Devrim Kemal | Kategorisi Genel | Eklenme Tarihi : 14-10-2010

4

Aleviler, laik Türkiye’nin en büyük güvencesi olan yurttaşlarımızdır. Yaşamları laiklik üzerine kuruludur. Kadın erkek eşitliğine yürekten inanırlar, Atatürk’e çok büyük bir saygı beslerler, sosyalist yani toplumcu düşünürler. Büyük bir çoğunluğu da Kemalisttir.

Ben bir Sünni Müslüman olarak Alevileri kıskanırım. Çünkü Türk tarihinde hep acılar çekmelerine rağmen, Yakın tarihte dışlanmalarına rağmen dimdik ayakta durmuşlardır ve dayanışma, birlik ve beraberlik duyguları çok gelişmiştir.

Asıl konumuza dönelim şimdi. Alevilik ve Din dersleri… Yazinin devamini oku »

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Osmanlı İmparatorluğu’nda Eğitim ve Öğretim Kurumları

Ekleyen admin | Kategorisi Tarih | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Osmanlı İmparatorluğu çağında Türk eğitiminde çocuklardan istenilen ilk şey itaatli olmaktı. Ana- babaya, bütün büyüklere saygı, küçüklere sevgi göstermek eğitimin temeliydi. Bunu sağlamak için çocuk, aile içinde büyük bir baskı altında bulundurulu, büyüklerin hele yabancıların yanında konuşmasına, hatta oturmasına izin bile verilmezdi. Din eğitiminin önemi çok büyüktü. Bütün öğretim kurumları bu tarz eğitimin amaçlarna göre kurulmuştu. Camiilerin, mescitlerin yanısıra kurulmuş olan okullar, sonraları medreselere kadar gelişmişti. <<Sıbyan mektepleri>> doğrudan doğruya Kur’an öğretimi yapan okullardı. Bu okullara 4-5 yaşındaki çocuklar alınırdı. Hemen hemen her mahallede bulunduğundan <<mahalle mektebi>>, taştan yapıldığı için de <<taş mektep>> diye alınırdı.

Sıbyan mektepleri eğitiminde zamanla değişiklikler yapıldı. 1838 yılında bu okullar küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrıldı. Küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrıldı. Küçüklerde yalnız Kur’an okuması öğretildiği halde büyüklerde daha başka derslere de verildi. Sıbyan mekteplerinde yazı ve dil öğretimine 1846′dan sonra başlandı. Çocuklar bu okullara başlarken özel bir tören de yapılırdı.

Sıbyan Mekteplerinden sonra orta, yüksek öğretim veren medreseler, ayrı olarak askeri, mülki sınıfları yetiştiren Saray Okulları vardı. Saray  Okulları’nın en büyük derecelisi <<Enderun>> du.

Medrese sistemi, büyük bir İslâm Devleti olarak kurulan Osmanlı İmparatorluğu’nda başlangıçtanberi uzun süre bellibaşlı bir öğretim kurumu olarak kabul edilmiş ve bunlar 18′nci yüzyıla kadar Avrupa Üniversiteleri’yle rekabet edebilmişlerdir.

15′nci yüzyılda  Fatih Sultan Mehmet’in, 16′ncı yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın kurdukları <<Fatih>> ve <<Süleymaniye>> medreseleri, pek geniş kuruluşları, büyük imkânları, değerli öğretim kadrolarıyla yalnız Osmanlının değil, o çağ dünyasının en ileri üniversiteleriydiler.

Daha sonraki yüzyıllarda medreselerin yanında yüksek dereceli okullar açıldı. <<Mühendishane-i Berri-i Hümayun>> (1795).

<<Mehteb-i Tıbbiye>>(1827) ve <<Mekteb-i Harbiye>> (1837) Osmanlı’da Batı’lı anlamda öğretim yapan ilk kurumlardı.

Tanzimat’tan sonra yurdumuzda ilk defa olarak ortaokul ve liselerin benzeri olan <<Rüştiyeler>>le <<idadiler>> açılmış, sonraları Sıbyan Mektepleri’nin bu okullara yararlı öğrenci yetiştirmediği görülerek ilkokulların açılması yoluna gidilmiştir.

1868′de Avrupa ülkelerindekilere benzer bir öğrenim veren <<Galatasaray Lisesi>> 1869′da da <<Darülfünun>> adıyla kurulan üniversite, yüksek öğrenime modern bir yön vermiştir.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF

Delmeye ve Vurmaya Yarayan Âletler

Ekleyen admin | Kategorisi Nedir | Eklenme Tarihi : 28-08-2010

0

Delmeye Yarayan Âletler

Punta, kalın olmayan maden levhaları delmek için kullanılan sert çelikten bir âlettir.

Burgu, tahta gibi sertliği az olan şeylerde delik açmak için döndüre döndüre kullanılan, ucu yivli ve sivri bir alettir.

Vurmak İçin Kullanılan Âletler

Çekiçler, çivi çakmak, madenleri dövmek gibi işlerde kullanılan, bir sap ve dövecek maden kısmından ibaret âletlerdir.

Tokmaklar, çekiçlerden farklıdırlar; çünkü başları çelik yerine tahta veya lastiktendir. Çekiçle vurulduğu zaman kırılabilecek veya bozulabilecek ince ve zayıg maddelere vurmaya yararlar.

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • del.icio.us
  • Digg
  • RSS
  • Live
  • MySpace
  • Yahoo! Buzz
  • FriendFeed
  • PDF