Türkiye’de Ultras

Dünyada Ultras

“ Ultras ” son 30-40 yıldır hayatımızın içinde yer alıyor. Latince bir kelimeden geliyor, bir futbol takımına gönül vermişliği ileri götürüp stadyumdan düzenli şekilde destek veren bunu da kareografi, meşaleler, pankartlarla yapan taraftar grubu olarak tanımlanıyor. Buna zaman ilerledikçe, görüşlerin uyuştuğu, ülke içindeki ve dışındaki diğer ultraslarla kurulan kardeşlikler de eklendi. 1990lı yıllarda ultas yeni bir boyuta girdi. Ultras sosyalist, anarşist veya sol politik görüşleri sahip insanların sahiplendiği bir kimlik kazandı.Tabi tek tük olsalar da kendilerini ultras olarak lanse eden faşist taraftar gruplarıda mevcut. En ünlüleri Lazio taraftar grubu Irriducibili ve Pananthiakos taraftar grubu Gate 13 olarak görünüyor.

Türkiyede Ultras

Türkiye tribünlerinde ise ultras oluşumlar çok eskiye dayanmıyor. Özelliklede ülkemizin dört büyükler olarak lanse ettiğimiz takımlarının ultras taraftar toplulukları çok az veya taraftarı olduğu takımların karar mekanizmalarında etkin rol oynayamıyorlar. Beşiktaş’dan Beleştepe ve Halkın Takımı, Fenerbahçe’den Taşra ve Sol Açık Galatasaray’dan Kızılaslan ve TekYumruk Trabzonspor’dan da Devrimci Trabzonlular dört büyüklerin taraftar grupları arasındaki ultras gruplardan. Tabi ki Beşiktaş’ın Çarşı taraftar grubu oluşturdukları farklı bir kimlikle söz konusu. Ama bu onları ultras yapmıyor, zaten Çarşı’nında öyle bir iddaası hiç bir zaman olmadı. Grubun çıkışlarında belirgin bir özellik olarak anti-faşist bir söylem görülmektedir. Ayrıca grup içinde kendilerini milliyetçi, kemalist, demokrat, sosyal demokrat, sosyalist, ekolojist, vb. şeklinde de ifade edenlerin varlığı da söz konusudur.

Çarşı yaptığı işlerle gerçekten diğer tribünler arasında spordan farklı bir şekilde adını duyuran bir taraftar grubu. Toplu kan bağışları, nükleere karşı pankartlar, okullara yardım kampanyaları gibi birçok faaliyette bulunmuşlardır. Çarşı’nın tanınan liderlerinden Alen Markarya her ne kadar da ”Çarşı Geziye Gitmemeliydi, siyasete karışmamalı” dese de Çarşı’nın en büyük ses getirdiği yerlerden biri Gezi Parkı Direnişindeki rolüdür. Daha sonra 35 Çarşı Grubu üyesine ”darbeye teşebbüs” davası açılmasıyla tribünden adliyelere mücadele devam etmektedir.

Ülkemizde ultras kültürünü gerçek anlamda yaşatan ilk grup Adana Demirspor’un Mavi Şimşekleri. Bir taraftar grubu düşünün ki yerel yönetimlerin adaletsizliğine karşı gelip başkanlık makamına kadar yürüyüş yapıyor, adaletsiz uygulamalar ve seçimlere karşı demokratik yürüyüşler düzenliyor, takımın sahipsizliğini dile getirmek için açlık grevleri yapıyor.

Mavi şimşekler İsveç’teki Djurgardens’in taraftar grubu Jarnkaminerna ile kurulan dostluk, ardından, dünya çapındaki ultras gruplarının düzenlediği en bilinen organizasyonlardan olan, ırkçılık karşıtı Mondiali Antirazzisti’ye katılmasıyla evrensel anlamda ultras kültürüne sahiptir. Adana Demirspor – Livorno dostluk müsabakası da Türkiye’de evrensel ultras kültürüne bir artı daha kattı.

Tribün Politiktir

Tribünde siyaset yapmayın diye zırvalayan taraftar grupları, amigolar, siyasiler ve gazeteciler, Ankara’da katledilenler için saygı duruşunda yuhalayanlar, fahiş bilet fiyatları, fişlemeler, passoligler yani endüstriyel spor var oldukça tribün emekçileri ve ultraslar tribünde, sokakta, işte, okulda, hayatın her yerinde mücadeleye devam edecektir…

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

1 Yorum Yapıldı

  1. Gıallo Rosso

    13 Haziran 2017 at 19:01

    Politik görüşünüz Sol’dan taraf olduğu için doğrudan Adana Demir’den örnek vermek işinize geliyor,fakat Ultras’ı apolitik bir biçimde Türkiye ile ilk tanıştıran, Galatasaray tribününden “Yürüyedur” topluluğudur.
    Mazisi 2001’e dayanır.
    Bugün ki Ultras-Casual tarz kültürü bile onlar sayesinde Türkiye’ye gelmiştir.
    Yazınızda da söz ettiğiniz gibi; Ultras’ın esas hali apolitik halidir. 90’lı yıllarda işin içine siyaset karışmıştır.
    Ben, 20 Nisan 2014 tarihinde; bir sonra ki sezon yürürlüğe girecek olan passolig’e karşı Taksim’de düzenlenen eyleme katılmış birisiyim.
    Ama Ultras’ın apolitik hali bana daha anlamlı geliyor. Endüstriyel Futbol’a karşı saf alabilmek için politik bir tavır takınmayı pek şart görmüyorum. Sen yeter ki saf almak iste, Ultras kültürünü benimsemene bile gerek kalmaz!
    Siyaset, malesef tribünü hep bölüyor, bu hiç değişmiyor.!