Türkiye'nin 'komşularıyla sıfır sorun' Politikası

Türkiye’nin ‘komşularıyla sıfır sorun’ Politikası

 

Bu politika Ahmet DAVUTOĞLU’nun dışişleri bakanı olmasıyla birlikte, öncelikli olarak uygulanmış bir politikadır.Ahmet DAVUTOĞLUNUN ‘Stratejik Derinlik’ kitabında da pratik olarak uygulanmasını belirttiği ve istediği politikadır.

AKP hükümeti döneminde neden böyle bir yol çizilmiştir; çok yönlü yoruma açıktır. Benim görüşüme göre AKP hükümeti öncelikle  ülkesindeki yerini sağlamlaştırmak istemiş, çevre ülkelere dost görünmüş , iç ve dış herhangi bir sorun yaşamak istememiştir.Bölge de söz sahibi ve ağırlığı olan bir devlet politikası seçmiştir.Anayasayla oynamış,Türkiye deki seçmenlerinin gönlünü kazanmış,arkasına da güçlü insanlar almıştır.

Komşularıyla sıfır sorun politikası kapsamında Ege’de Yunanistan’la, doğu’da Ermenistan’la ve İran’la güney ve güneydoğu’da Irak ve Suriye ile tüm sorunların çözümü ve normalleşme hedeflenmiş, bunun yanında ortadoğu’da israil ile bölgedeki arap devletleri arasında arabuluculuk girişimleri olmuştur.Suriye ile kardeşlik adı altında baraj vb projelerde Esad’la omuz omuza fotoğraflanmıştır.Ermenilerle  istişareler başlamış, ziyaretler gerçekleşmiş , normalleşme süreci altında devlet düzeyinde protokoller imzalanmıştır

Ancak İsrailin Lübnanı ve Gazze şeridini bombalaması, , Uluslararası devletlerce terörist ilan edilen İran ;  Suriye, Hamas, Hizbullah’ı da bu poltikanın parçası yapma girişimleri bu politikanın uygulanabilirliğini kısıtlamıştır. Bölgede barış ve normalleşme sürecini baltalamıştır,ve dünyada ‘eksen kayması’ diye nitelendirilen kavram tartışılmaya başlamıştır.Böylelikle artık sıfır sorun politikası son bulmuş,devletler politikalarında büyük ölçekli değişikliğe gitmiştir.

Suriye ile neden sorunlar yaşandı

(Hatay memleketim olduğu için bu konuya daha yakınım)

Suriye ile olan sorun kısaca devlet içi yapılanmanın ve adaletsizliğin göstermiş olduğu sorundur. Esad yönetime Nusayrileri yerleştirmiş, yönetimle kalmamış kamu kuruluşlarına da Nusayrileri atamıştır ve yandaşlarını toplayıp sarsılmaz bir güç oluşturmuştur. Buna rahatlıkla diktatör diyebiliriz, hatta ve hatta -Tiran (siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse) bile demek mümkündür. Sunniler o ülkede yokmuş gibi davranmıştır. Halbu ki suriyenin nüfusunun %80 i Sunnidir.Sunni olanlara hak tanımamıştır,sunnilerin çoğu sefalet içinde yaşamlarını sürdürmektedir.Nerede bi zengin iş adamı varsa ya Esad’ın akrabası ya da Nusayridir.Bu kervanı  böyle yürütmeye çalışmıştır. Başta Türkiye olmak üzere Uluslararası camiyalar bu duruma daha fazla göz yumamamıştısiyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimser..

Aslında M.K.ATATÜRK’ÜN ‘ Yurtta sulh, cihanda sulh ‘ sözüyle bağdaşan bir politika mı ? derseniz pek sayılmaz.

Davutoğlu çok zeki ve bir okadar da sinsi bir politikacıdır.Bu politika Türkiye’yi bir adım öteye götürmeyeceğini kendisi de adı gibi bilmektedir.Zaten bu politika kaynar kazan ortadoğuda bir ütopyadan öte adlandırılamaz.

Mehmet GÜNAY

GÜMÜŞHANE ÜNİVERSİTESİ

Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

3 Yorum Yapıldı

  1. Ceysu Cemre Gökay

    29 Ağustos 2013 at 16:37

    A.Davutoğlunun Stratejik derinlik kitabı güzel mi ne anlatılıyor acaba bilgisi olan ??

  2. TUĞBA GÖDE

    29 Ağustos 2013 at 10:19

    BAŞARILI Bİ YAZI EMRE ELİNE SAĞLIK

  3. Gökmen Çelik

    28 Ağustos 2013 at 19:44

    Kardeş herşey güzel de suriye konusunda senden farklı düşünyrm.esad batılı devletlern çıkarına hareket etmmştr.ondan bunlar başına gelmştr.kaç asırdır bu aile başta kmse ses çıkaramıyo da 2 senedir ne oldu da yönetime ses çıkaryolar ??