Yine Geldi Çattı Bayram

Kimine göre neşe, kimine göre buruk, kimine göre acı, kimine göre eksik ve kimine göre çok anlamsız gelen bayram günlerinden yine birine ulaşmış bulunmaktayız.
Terörün, şiddetin, ayrımcılığın had safhada olduğu, kardeşin kardeşi vurduğu, çocuk yaştaki şehitlerin kanlı gözyaşlarıyla toprağa verildiği, mağdurun suçlu sayıldığı, bağnazlığın, yobazlığın prim yaptığı, insanların asosyal bireylere dönüp süratle birbirinden uzaklaştığı, saygının, sevginin, doğrunun vefa ve maneviyatın enflasyonda değer kaybedip maddenin değer gördüğü bir bayram idrak ediyoruz.

Bu bayram da hüzünlü geçecek gibi. Bu belki de sonbaharın getirmiş olduğu garipliktendir. Ama yaz ayında da olsa bana bayramlar hep hüzünlü artık. Bu bayram benim hüzünlü ama geleceğe projektör gibi daha ileriye bakan ikinci bayramım. Zaten hüzünlü yaralı olmamız geleceğini düşünmemek anlamına gelmez. İki bayram öncesine kadar ilerisini on yıllar sonrası hakkında kafamı yormuyordum çünkü babam vardı…

Birde bu sırada ” Ah eski bayramlar, eski bayramların tadı yok ” lafı moda. Siz daha ne tadı arıyorsunuz be güzel kardeşim. Annenle baban yanındaysa, sağlığın, sıhhatin de yerindeyse senden efesi yok.

Bu bayram gerçekten çok farklı bir bayram olacak. Yurdum şark vilayetlerinde Mehmetçikler hain terör örgütü ve yandaşlarına karşı mücadele verirken,
Şanlıurfa, Diyarbakır, Ağrı, Hakkâri ve sayamadığım bir çok doğu illerinde polisimiz ve diğer kamu görevlilerimiz kelle koltukta gezerken, sokakta yürürken acaba beni de arkamdan vururlar mı diye korkarken ve ateşin düştüğü yer olan şehit analarının yürekleri meşe koru gibi yanarken, hala gözlerinin kanlı yaşları dinmemişken biz burada nasıl rahat olalım. Evet, ateş düştüğü yeri yakar ama acılar paylaşıldıkça azalır. Bu gün o analarımızın derdini anlamazsan elbet o ateş bir gün sana da düşer.

Bu bayram yaklaşırken de dikkatimi defaatle çeken bir hususta insanlar arasındaki soğukluk. Bugün, insanlar arası ilişkilerin dumura uğradığı, insanın yalnızlaştığı ve yabancılaştığı, aile içi iletişimin kopma noktasına geldiği ve birçok aile dramlarının yaşandığı, ümidimiz ve geleceğimiz olan çocukların, gençlerin çeşitli suçlara hatta uyuşturucu batağına saplandığı ve ahlakının giderek bozulduğu bir dönemde yaşıyoruz.

Hayat, sadece dünyevî istek ve arzularla sınırlı hale gelmiş maalesef. Gazetelerde, televizyonda veya internette basit bir tarama yapıldığında karşılaşılan veriler bile insanı dehşete düşürmeye yetiyor.

Nefsanîliğin aklı ve kalbi öldürdüğü bir zaman diliminde bulunuyor insanlık. İnsanın kalbine kasvet veren bu manzaralardan çıkış için tek ümit ışığı, inanç ve güzel ahlak prensipleridir. Bunalım çağını yaşayan insanlar, huzur ve mutluluğu İslam’ın getirdiği bu prensipleri uygulayarak bulacaktır. Bu nedenle, başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlığın İslam’ı, dolayısıyla Hz. Peygamber’i yeniden keşfetmeye ihtiyacı vardır.

İnsan ilişkileri açısından Hz. Peygamber’in yaşantısı dikkate alındığında, daima olumlu davranışlarla örnek olduğu ve menfaat ilişkilerini, çatışmaya dönüşmeden ve haksızlığa kapı açmadan çözmeye yönelik tedbirler aldığı görülür.

Meselâ şöyle buyurur Allah Resulü: “ Allah’a ve ahiret gününe inanan, komşusuna eziyet etmesin. ” Yani o, insan ilişkilerinde saygı ve samimiyete dayalı mükemmelliği, inanç noktasından kişiyi motive ederek sağlamaktadır.

“ Sizden biriniz kendisi için istediği bir şeyi, kardeşi için de istemediği sürece gerçek anlamda iman etmiş olmaz. ”

“ İman etmediğiniz sürece cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmediğiniz sürece de iman etmiş olmazsınız. Davranış haline getirdiğiniz zaman birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamlaşmayı yaygın hale getirin. ”
Bugün insanlık onun yaşam biçimine muhtaçtır. Çünkü o ne söylemişse, yüce Yaratıcı’nın bildirmesiyle söylemiş ve Yaratıcı her konuda, “ söylenecek son sözü söylemek üzere ” onu seçmiştir.

O, adaletten ve doğruluktan ayrılmamıştır. Çünkü o, “ Muhammedü’l-emin ”dir. Daima doğruyu söylemiş ve her söylediği sözün arkasında durmuştur. O, sabırlı ve hoşgörülüdür. Çok cömerttir. Şefkat ve merhamet timsalidir. Çünkü o, “ Alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. ” Allah celle celalühû bizleri resul-u ekrem efendimiz gibi şefkati bol merhametli ve vefalı yaşamayı nasip etsin.

Vel hasıl kelam bu bayramda temennimiz; dalgalanan şanlı al bayrağın altında her türlü pisliğin kötülüğün son bulduğu huzurlu coşkulu nice bayramlara erişebilmek.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>